Auzef Benzetim 2023-2024 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/04/23/benzetim-2023-2024-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Hayatımızda hepimizi çileden çıkaran,
0:02
zamanımızı yiyip bitiren o kadar çok can
0:04
sıkıcı sorun var ki, değil mi? Peki size
0:07
desem ki mesela bir bankadaki o bitmek
0:10
bilmeyen kuyruklar var ya işte onları
0:12
gerçek dünyada tek bir kuruş bile
0:14
harcamadan çözebiliriz. Nasıl mı? Gelin
0:17
sanal modeller kurarak bu gerçek dünya
0:20
karmaşasını nasıl düzeltebileceğimizi
0:22
hep birlikte görelim. Bu soruya hayır
0:25
diyecek birini tanımıyorum sanırım.
0:27
Market kasası, devlet dairesi,
0:29
havalimanı güvenliği, aklınıza neresi
0:31
gelirse gelsin o bitmek bilmeyen,
0:34
zamanın akmadığı anlar. İşte bu bekleme
0:37
anları var ya günlük hayatımızdaki en
0:39
büyük verimsizliklerden biri. Ve tam da
0:42
bu yüzden evet bu hepimizin yaşadığı bu
0:44
can sıkıcı deneyim yüzünden bugünkü
0:47
konumuz aslında hepimizi çok yakından
0:49
ilgilendiriyor. O zaman hadi dalalım
0:51
konuya. Şimdi ilk işimiz şu sıkışmışlık
0:55
dediğimiz problemi bilimsel olarak nasıl
0:57
ölçebiliriz? Bunu anlamak. Çünkü
0:58
biliyorsunuz bir sorunu çözmek
1:00
istiyorsanız ilk adım onu doğru düzgün
1:02
tanımlamaktır. Ölçemediğiniz şeyi
1:04
yönetemezsiniz, değil mi? İşte her şey
1:07
bu basit görünen formülle başlıyor.
1:09
Sakın gözünüz korkmasın. Trafik
1:11
yoğunluğu ya da havalı adıyla RAW. Bu
1:14
formül bize ne söylüyor biliyor musunuz?
1:16
Çok basit. Bir sistemin kapasitesinin
1:19
yüzde kaçı dolu onu gösteriyor. Yani
1:22
bankadaki vezneler ya da havalimanındaki
1:24
çekin bankoları ne kadar meşgul? İşte bu
1:27
formül sayesinde o hissettiğimiz
1:29
yoğunluğu artık somut sayılarla
1:31
görebiliyoruz. Tamam. Problemi artık
1:33
ölçebiliyoruz. Harika. Ama asıl soru
1:37
çözüm ne? İşte tam bu noktada sahneye
1:40
simülasyon yani benzetim çıkıyor. Şöyle
1:43
düşünün. Fikirlerimizi gönül
1:45
rahatlığıyla deneyebileceğimiz, risk
1:48
almadan oynayabileceğimiz güvenli
1:50
dijital bir oyun alanımız var. Artık
1:52
simülasyonun asıl gücü tam da burada.
1:54
Düşünsenize bir hava yolu şirketi tüm o
1:57
karmaşık biniş sürecini sanal bir
1:59
ortamda baştan tasarlıyor ve milyonlarca
2:01
dolar tasarruf ediyor. Ya da bir hastane
2:04
acil servisindeki bekleme sürelerini
2:06
yarı yarıya indiriyor. Nasıl? O sihirli
2:08
soruyu sorarak. Peki ya şöyle yaparsak
2:11
ne olur? İşte simülasyon bu sorunun
2:13
cevabını bize sıfır riskle veriyor. Yani
2:16
evet bir nevi geleceği gösteren bir
2:18
kristal küre gibi ama falcılıkla değil
2:20
tamamen matematik ve veriyle çalışan bir
2:22
küre bu. Şimdi bir model kurmaya
2:25
başlamadan önce ilk yapmamız gereken şey
2:28
ne tür bir sistemle dans ettiğimizi
2:29
anlamak. Temelde iki tür sistem var. Çok
2:32
basit. Birincisi sabah 9'da açılıp akşam
2:36
5'te kepenk indiren bir banka gibi yani
2:38
başlandıcı ve sonu belli olanlar.
2:41
Bunlara sonlu ufuklu diyoruz. Diğeri ise
2:44
büyük bir havalimanı ya da hastane acil
2:46
servisi gibi 724 uyumayan asla durmayan
2:49
sistemler. Bunlar da sonsuz ufuklu. İşte
2:52
bu ayrımı yapmak doğru modeli kurabilmek
2:55
için olmazsa olmaz bir ilk adım.
2:57
Konsepti anladık değil mi? Harika. O
3:00
zaman şimdi kollarımızı sıvama ve bu
3:02
dijital ikizleri inşa ederken kullanılan
3:04
gerçek yapı taşlarına yani işin
3:06
mutfağına girme zamanı. Bakalım bu sanal
3:08
dünyalar nasıl kuruluyormuş.
3:11
Arena gibi yazılımlarda bu sanal dünyayı
3:13
kurmak için kullandığımız temel legolar
3:15
var. Haydi yine bank örneğinden gidelim.
3:17
Çok daha net olacak. Create modülüy ile
3:20
tık kapıdan yeni bir müşteri sokuyoruz.
3:22
Sonra decide modülü devreye giriyor ve
3:24
adeta müşteriye soruyor. Fatura ödemeye
3:27
mi, para çekmeye mi? Aldığı cevaba göre
3:29
onu doğru vezneye yönlendiriyor. Peki
3:32
rekord ne yapıyor? O da elinde bir
3:33
kronometreyile her şeyi kaydediyor. Kim
3:36
ne kadar bekledi? İşlem ne kadar sürdü.
3:38
Yani bizim için veri topluyor. Bu kadar
3:40
basit aslında. Bakın şimdi bu çok küçük
3:44
ama acayip önemli bir detay. Modelimizi
3:46
kurarken sisteme giren o şeye bir isim
3:49
vermemiz gerekiyor. Bu bir yolcu mu, bir
3:52
hasta mı, bir ürün mü? Bu basit
3:55
tanımlama aslında bütün analizin
3:57
temelini oluşturuyor. Çünkü bir yolcunun
3:59
davranışıyla bir ürünün montaj
4:01
hattındaki davranışı aynı olmaz. Değil
4:03
mi? İşte her şey bu ilk tanımlamayla
4:06
başlıyor.
4:07
İşte bu nokta modellemenin kalbi
4:10
diyebiliriz. İki tür varsayımımız var.
4:13
yapısal varsayımlar, sistemin planı yani
4:16
oyunun kuralları gibi. Mesela bankada
4:19
tek bir büyük sıra mı olacak yoksa her
4:22
veznenin önünde ayrı bir sıra mı? Bu
4:24
yapısal bir karar. Veri varsayımları isa
4:27
bu oyunu oynayan oyuncuların
4:29
istatistikleri gibi. Bir müşterinin
4:31
veznedeki işi ortalama kaç dakika sürer?
4:34
İşte bu da veri. İyi bir model için hem
4:37
sağlam bir plana hem de gerçekçi
4:39
verilere ihtiyacınız var. Biri olmadan
4:42
diğeri anlamsız. Peki simülasyon dilinde
4:45
kaynak ne demek? Aslında çok basit.
4:47
Kapasitesi sınırlı olan ve müşterilerin
4:49
ya da parçaların kullanmak için
4:51
beklediği her şey. Bir banka veznedarı
4:53
bir kaynaktır. Bir doktor bir kaynaktır.
4:56
Bir montaj makinesi bir kaynaktır.
4:58
Müşteri gelir kaynağı ele geçirir. Yani
5:00
veznedarı meşgul eder. İşini bitirir ve
5:03
sonra kaynağı serbest bırakır ki bir
5:05
sonraki kişi kullanabilsin. Bütün olay
5:07
bu. Tamam. Modelimizin iskeletini
5:10
kurduk. Şimdi sıra geldi ona can vermeye
5:12
yani rakamlara. Çünkü en parlak, en
5:15
karmaşık modeli bile kursanız eğer onu
5:18
yanlış veya kötü verilerle beslerseniz
5:20
alacağınız sonuçta çap olur. O yüzden
5:22
şimdi bakalım bu rakamlar ne söylüyor ve
5:25
onları modele nasıl doğru şekilde
5:27
aktarıyoruz. Peki elimizdeki ham veriyi
5:30
yani diyelim ki son bir haftadaki
5:31
müşteri geliş saatlerini modele nasıl
5:33
sokacağız? İşte burada input analyzer
5:36
gibi araçlar devreye giriyor ve işi dört
5:38
basit adıma indiriyor. 1. Veriyi bir
5:40
dosyaya koy. 2. Programdan bu veriye en
5:43
uygun matematiksel kalıbı bulmasını
5:45
iste. 3. En iyi uyanı seç. 4. Çıkan
5:48
formülü kopyala ve modeline yapıştır.
5:50
İşte bu kadar. Bütün o karmaşık
5:52
istatistik işini araç bizim için
5:54
yapıyor. İyi de programın bulduğu o
5:57
kalıbın verilerimize gerçekten uygun
5:59
olduğunu nereden bileceğiz? İşte burada
6:02
hipotez testi denilen bir şey
6:03
kullanıyoruz. Adı korkutucu biliyorum
6:06
ama aslında yaptığı şey basit bir kalite
6:08
kontrol. Bir nevi geçti ya da kaldı
6:11
testi. Topladığımız gerçek dünya
6:13
verileri programın önerdiği matematiksel
6:16
kalıba ne kadar uyuyor onu kontrol
6:18
ediyoruz. Peki teste nasıl geçiyoruz?
6:21
Kural inanılmaz basit. Yazılım bize bir
6:24
hesaplanan değer veriyor. Bir de
6:26
standart tablolarda bulunan bir referans
6:28
değeri var. Eğer bizim hesapladığımız
6:31
değer o referans değerinden küçükse
6:33
tamamdır. Testi geçtik. Verilerimiz
6:36
seçtiğimiz kalıba gayet güzel oyuyor
6:38
demektir. İşte bakın somut bir örnek.
6:41
Grafikteki soldaki kısa çubuk bizim
6:43
hesapladığımız değer 0.148.
6:46
Sağdaki daha uzun çubuk ise tablodaki
6:48
referans değer 0.272.
6:51
E bizimki çok daha küçük değil mi? İşte
6:54
bu kadar. Test başarıyla geçildi.
6:56
Verilerimiz modele çok oturdu.
6:58
Simülasyonu çalıştırdık ve bir sonuç
7:00
aldık. Diyelim ki ortalama bekleme
7:02
süresi 10 dakika ama bu tek bir sayıya
7:05
güvenmek biraz riskli. İşte bu yüzden
7:07
güven aralığı diye bir şey kullanıyoruz.
7:09
Bu bize şunu söylüyor. Tek bir rakam
7:12
vermek yerine sana bir aralık verelim.
7:14
%95 eminiz ki gerçek ortalama bekleme
7:18
süresi 8 ile 12 dakika arasında bir
7:20
yerde. Bu çok daha dürüst ve çok daha
7:22
güvenilir bir cevap değil mi? Ve işte
7:25
geldik en heyecanlı kısma. Bütün bu
7:27
hazırlığı neden yaptık? Modeli kurduk,
7:29
verileri girdik, analiz ettik. E sonuç
7:32
şimdi tüm bu araçları bir araya getirip
7:35
en baştaki o sinir bozucu sorunun
7:36
cevabını bulacağız. O bitmek bilmeyen
7:39
kuyruğu nasıl ortadan kaldırırız? Sihrin
7:42
gerçekleştiği yer tam olarak burası.
7:44
Process Analyzer dediğimiz araç bizim
7:46
yerimize yorulmak bilmeyen bir asistan
7:49
gibi çalışıyor. Bizim aklımıza gelen tüm
7:51
ya şöyle olursaları yüzlerce farklı
7:53
senaryoyu saniyeler içinde deniyor.
7:56
Birne daha eklesek ne olur? Personelin
7:58
yarısını öğle tatiline farklı saatte
8:00
yollasak ne olur gibi. Sonra da
8:01
sonuçları önümüze döküyor. Bak iki vezne
8:04
ile 15 dakika bekliyorsun ama 3 vezne
8:06
eklersen maliyetin şu kadar artar.
8:08
Bekleme süresi de 4 dakikaya düşer.
8:10
Karar senin. İşte en iyi çözümü böyle
8:13
buluyoruz. Peki bu kadar güçlü
8:15
teknolojiler gökten zembille mi indi?
8:18
Tabii ki hayır. Arkasında 10 yıllara
8:20
yayılan bir tarih var. Ama özellikle bir
8:22
dönem var ki her şeyi değiştirdi.
8:25
1980'lerin başı. O konsolidasyon ve
8:28
yenileme döneminde kişisel bilgisayarlar
8:30
yani PC'ler hayatımıza girdi ve
8:33
simülasyon artık sadece devasa
8:35
şirketlerin ve üniversitelerin
8:36
laboratuvarlarındaki bir oyuncak
8:38
olmaktan çıkıp masamızın üzerindeki
8:40
bilgisayarlara kadar indi. İşte bu
8:42
gerçek bir devrimdi. İşte bütün bu
8:45
anlattıklarımızdan sonra asıl sormamız
8:47
gereken soru bu. Bir düşünün. İş
8:49
yerinizdeki o verimsiz toplantı süreci
8:51
mi? Mahallenizdeki o çıldırtan trafik
8:54
ışıkları mı? ya da her sabah kahve
8:55
alırken beklediğiniz o uzun kuyruk mu?
8:58
Bu teknoloji artık elimizin altında.
9:00
Peki siz kendi dünyanızda hangi sorunu
9:03
çözmek için bir sanal ikiz yaratmak
9:05
isterdiniz? Bu sorunun cevabı belki de
9:08
bir sonraki büyük iyileştirmenin
9:09
başlangıcı olabilir.

