0:00
Bir imparatorluğun küllerinden yepyeni
0:02
bir ulusun nasıl doğduğuna gelin
0:04
birlikte bakalım. Tarihin en çalkantılı,
0:07
en karmaşık dönemlerinden birine doğru
0:10
kısa bir yolculuğa çıkıyoruz. Bugün
0:12
merceğimizi alacağımız konu tam da bu.
0:14
600 yıllık koca bir imparatorluğun son
0:17
günlerine ve onun enkazından doğan
0:18
modern Türkiye'nin kuruluş öyküsüne
0:20
odaklanacağız. Şimdi zamanı biraz geriye
0:23
saralım. 19. yüzyılın sonları, 20.
0:26
yüzyılın başları Osmanlı İmparatorluğu
0:29
artık modern zamanların baskısı altında
0:32
ayakta durmakta zorlanan devasa ama
0:34
yorgun bir güçtü. Peki sorunların en
0:37
büyüğü neydi derseniz kesinlikle
0:38
ekonomiydi. İmparatorluk kelimenin tam
0:41
anlamıyla bir borç batağındaydı ve bu
0:43
durum yabancı güçlerin ülke siyasetinde
0:45
diledikleri gibi at koşturmasına,
0:47
istediklerini yaptırmasına zemin
0:51
İçeride ise büyük bir değişim rüzgarı
0:53
esiyordu. Yenilikçi bir kesim Divan-ı
0:56
Hümayun gibi artık eskimiş kurumların
0:58
yerine Baba Ali gibi modern bakanlıklara
1:01
dayalı bir yönetim anlayışını getirerek
1:03
devleti kurtarmaya çalışıyordu. Hatta bu
1:06
çabalar o kadar ileri gitti ki Türk
1:09
tarihindeki ilk anayası olan kanun-u
1:11
esasi ilan edildi. Bu o dönem için
1:14
inanılmaz radikal bir adımdı. Amaç
1:16
anayasal bir monarşi kurmak ve dalmakta
1:19
olan imparatorluğu ortak bir kimlik
1:20
etrafında bir arada tutmaktı. Ama ne
1:23
yazık ki bu reformlar ne dışarıdan gelen
1:26
baskıları ne de içerideki milliyetçi
1:28
hareketleri durdurmaya yetti.
1:30
İmparatorluk her yandan
1:33
Ve sonra o son o en yıkıcı darbe geldi.
1:37
Dünya Savaşı'ndaki büyük yenilgi. Savaş
1:40
bittikten sonraki çöküşün hızına bir
1:42
bakın. Gerçekten baş döndürücü. Sadece
1:46
iki yıldan biraz fazla bir sürede bir
1:48
zamanların dev imparatorluğu kendini tam
1:51
bir teslimiyetin ve işgalin ortasında
1:53
buluvardı. Önlerine konulan barış
1:56
antlaşmasının yeniden inşayyla falan
1:58
hiçbir ilgisi yoktu. Bu resmen
2:01
imparatorluğun mirasını galipler
2:04
arasında pay etme planıydı. Tam bir
2:06
parçalanma projesiydi. Ama işte tam da
2:09
bu umutsuzluk anında işgal altındaki
2:11
İstanbul'daki hükümet teslim bayrağını
2:14
çekerken Anadolu'da yepyeni bir direniş
2:16
filizlenmeye başladı. Ve bu hareketin
2:19
kalbinde kim vardı? Sultan'ın emrine
2:21
karşı gelip işgal güçlerine kafa tutan
2:24
bir Osmanlı generali Mustafa Kemal.
2:26
Amasya'da yaktığı kıvılcım Erzurum ve
2:29
Sivas'ta giderek büyüyen bir aleve
2:31
dönüştü. İşte bu belki de mücadelenin en
2:34
kritik anlarından biriydi. Düşünsenize
2:37
Anadolu'nun dört bir yanındaki
2:38
birbirinden kopup direniş kıvılcımları
2:41
Sivas'ta Anadolu ve Rumeli müdafaa-i
2:43
hukuk Cemiyeti adıyla tek bir dev aleve
2:46
dönüştü. Birlikten kuvvet doğuyordu.
2:49
Peki iyi güzel de bu değirmenin suyu
2:52
nereden geliyordu? Bu kadar büyük bir
2:54
direniş nasıl finanse edildi? Cevap çok
2:57
net. Doğrudan halktan. Dışarıdan bir
3:00
yardım ya da hükümet desteği falan yok.
3:02
Bu hareket tamamen Türk insanının
3:04
dişinden tırnağından arttırdığı
3:06
bağışlarla, fedakarlıklarıyla yürüdü.
3:08
İstanbul'un resmen işgaliyle birlikteyse
3:11
artık köprüler tamamen atıldı. Mustafa
3:13
Kemal'in Anadolu'daki tüm devlet
3:15
gelirlerine el koyma emri aslında şuydu.
3:17
Biz artık sizin işgal altındaki
3:19
hükümetinizi tanımıyoruz. Bu maliye ve
3:22
siyasi bir bağımsızlık ilanıydı. Lider
3:25
tamam, teşkilat tamam, finansman da bir
3:27
şekilde sağlanıyor. E sıradaki adım ne?
3:29
Tabii ki kendi hükümetini kurmak. Ve
3:32
kurulan bu yeni devletin temelindeki
3:35
felsefe tam anlamıyla bir devrimdi.
3:38
Artık güç tepedeki tek bir adamdan yani
3:41
padişahtan değil, doğrudan doğruya
3:43
milletin kendisinden geliyordu.
3:45
Egemenlik el değiştiriyordu. Ama tabii
3:48
kağıt üzerindeki anayasanın tek başına
3:50
bir anlamı yoktu, değil mi? onu sahada
3:53
koruyacak bir güce ihtiyaç vardı ve bu
3:55
güç yani yeni kurulan düzenli ordu ilk
3:58
büyük sınavını İnönü'de verdi. Zaferden
4:01
sonra ne oldu biliyor musunuz? Savaşın
4:03
komutanı Albay İsmet Bey'i bir padişah
4:06
falan değil bizzat halkın meclisi yani
4:09
Büyük Millet Meclisi generall terfiy
4:11
ettirdi. İşte bu egemenliğin artık
4:14
gerçekten millette olduğunun en net, en
4:17
somut göstergesiydi. Temeller atılmıştı.
4:20
Evet. İlk zaferler de kazanılmıştı. Ama
4:23
herkesin aklındaki soru şuydu.
4:26
Küllerinden doğan bu tap taze devlet
4:28
etrafını saran bu ateş çemberinden sağa
4:31
çıkabilecek miydi? Aslında her şey daha