0:00
Merhaba. Eğitim dünyasında öyle bir
0:01
kavram var ki hepimizin sınıf dediğimiz
0:04
şeye bakışını kökünden değiştiriyor. Adı
0:07
Kaynaştırma. Ama bu sadece bir eğitim
0:09
metodu değil. Çok daha fazlası. Gelin bu
0:12
felsefeyi birlikte anlayalım. Başlamadan
0:14
önce şöyle bir duralım ve düşünelim. Bir
0:16
sınıfın asıl amacı nedir? Sadece çarpım
0:19
tablosunu ezberletmek, yazım kurallarını
0:22
öğretmek mi? Yoksa olay bundan çok daha
0:24
mı derin? İşte bu soru bugün
0:26
konuşacağımız her şeyin tam kalbinde
0:29
yatıyor. Ma bugünkü yol haritamızda
0:32
neler var? Önce herkes için bir sınıf
0:34
fikrinin felsefesine bakacağız. Sonra
0:37
kaynaştırmanın gerçekte neyi
0:39
hedeflediğini göreceğiz. Oyunun
0:41
kuralları neymiş onlara dalacağız. Bu
0:43
işin bir ekip işi olduğunu ve son olarak
0:45
da neden hepimizin kazandığını
0:47
konuşacağız. Hazırsanız başlayalım. O
0:50
zaman hemen ilk durağımıza geçelim.
0:52
Herkes için bir sınıf. Yani bu işin
0:55
temelinde yatan büyük fikir ne? Gelin
0:57
hep birlikte görelim. Kaynaştırma
0:59
dediğimiz şey aslında çok basit bir
1:01
fikre dayanıyor. Özel gereksinimli bir
1:03
öğrencinin diğer tüm arkadaşlarıyla aynı
1:06
sınıfta, aynı ortamda eğitim görmesi.
1:09
Yani bu öyle ayrı bir program, özel bir
1:11
uygulama falan değil. Hayır. Hayır. Bu
1:14
bir arada olmanın, birlikte öğrenmenin
1:17
ta kendisi. Demokratik bir felsefe bu.
1:20
Yi de bu felsefenin kaynağı ne? Nereden
1:23
geliyor bu fikir? Arkasındaki itici güç
1:25
normalleştirme ilkesi. Bu şu anlama
1:28
geliyor. Engelli bireylerde tıpkı
1:30
toplumdaki herkes gibi aynı yaşam
1:32
kalitesine, aynı fırsatlara, aynı
1:35
gündelik hayata sahip olmayı hak eder.
1:37
Çok temel değil mi? Amaç hayatı herkes
1:40
için normal kılmak. Şimdi konunun belki
1:43
de en çok yanlış anlaşılan kısmına
1:45
geliyoruz. Kaynaştırmanın gerçek amacı
1:48
ne? Hazır olun. Çünkü cevap sandığınız
1:50
gibi olmayabilir. Şimdi size soruyorum.
1:53
Kaynaştırmanın ana hedefi sizce ne?
1:55
Genelde ilk akla gelen şey öğrencinin
1:58
akademik başarısını arttırmak oluyor,
1:59
değil mi? Notları yükselsin,
2:01
derslerinden geri kalmasın. Ama işte bu
2:03
resmin sadece küçük bir parçası. İşte
2:06
asıl bomba cevap. Bir numaralı hedef
2:09
sosyal beceriler. Evet, yanlış
2:11
duymadınız. Akademik eksikleri
2:12
kapatmaktan bile önce amaç öğrencinin
2:15
akranlarıyla bir araya gelerek onlarla
2:17
etkileşim kurarak sosyal yönünü
2:19
güçlendirmesi. Yani sosyal uyum her
2:21
şeyin önünde geliyor. Ve burada
2:23
felsefesi o kadar güzel ki sistem
2:26
öğrencinin yapamadıklarına, eksiklerine
2:29
takılıp kalmıyor. Tam tersi odağını
2:31
tamamen neleri yapabildiğine çeviriyor.
2:34
Bu öğrencinin potansiyeli ne ve biz bunu
2:37
nasıl en üste çıkarırız diye soruyor.
2:39
Soru bu. Bunu bir merdiven gibi
2:41
düşünebilirsiniz. İlk basamak fiziksel
2:44
bütünleşme. Yani en azından aynı binanın
2:46
içinde olmak. Sonraki adım fonksiyonel
2:49
bütünleşme. Aynı kütüphaneyi, aynı
2:51
yemekhaneyi kullanmak gibi. Ama tırmanış
2:53
burada bitmiyor. Sonra sosyal bütünleşme
2:56
geliyor. Yani arkadaşlıklar kurmak,
2:58
oyunlar oynamak. Ve zirvede ne var? Tam
3:01
sosyal bütünleşme. İşte bu artık hiçbir
3:03
ayrımın, hiçbir ötekinin kalmadığı,
3:06
herkesin o topluluğun doğal bir parçası
3:08
olduğu yer. Peki tamam felsefe harika
3:11
ama bu iş kağıt üzerinde nasıl yürüyor?
3:13
Kurallar ne diyor? İşte geldik 3.
3:15
bölüme. Oyunun kuralları. Türkiye'deki
3:18
hikayeye bakarsak ilk adımlar 1983'te
3:21
atılıyor ama asıl oyun değiştirici hamle
3:23
1997'de geliyor. İşte o zaman çıkan 573
3:27
sayılı kanun hükmünde kararnameyle
3:30
bugünkü modern daha detaylı sistemin
3:32
temelleri atılmış oluyor. Yani çok daha
3:34
sağlam bir yasal zemine kavuşuyoruz. Ve
3:37
bu yasaların ruhunda çok önemli bir ilke
3:39
var. E a yani en az kısıtlayıcı ortam.
3:43
Kulağa teknik gelebilir ama anlamı çok
3:44
basit. Bir öğrenciyi eğer eğitim
3:46
ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsak
3:48
akranlarından mümkün olduğunca
3:50
ayırmamalıyız. Varsayılan seçenek her
3:52
zaman birlikte olmalı. Somut bir örnek
3:55
mi? Alın size harika bir örnek. Diyelim
3:57
ki bir okul öncesi sınıfındasınız ve tam
4:00
zamanlı kaynaştırma eğitimi alan iki
4:01
öğrenciniz var. O sınıfın mevcudu
4:04
biliyor musunuz? En fazla 10 olabilir.
4:06
İşte bu o en az kısıtlayıcı ortam
4:09
ilkesinin nasıl hayata geçtiğinin
4:10
kanıtı. Kaliteyi herkes için korumak
4:13
adına konmuş net bir kural.
4:15
Kurallar tamam, yasalar tamam ama günün
4:17
sonunda bu işi kim yapıyor? İnsanlar.
4:20
İşte şimdi işin en can alıcı noktasına
4:23
insan faktörüne geliyoruz. 4. bölümümüz
4:26
bu bir ekip işi ve bu ekipte bazen
4:29
ilginç dinamikler yaşanabiliyor. Düşünün
4:32
bir tarafta rehber öğretmen var. Aileye
4:34
o ilk teşhis şokunu atlatmasına destek
4:36
oluyor. Psikolojik olarak yanında
4:38
duruyor. Diğer taraftaysa branş
4:40
öğretmeni var. Onun da derdi bambaşka.
4:43
Eyvah! Müfredat yetişecek mi?" Bu
4:45
kaygıyla en başta belki de en mesafeli,
4:48
en ön yargılı duran kişi o olabiliyor.
4:51
Peki bu iki farklı bakış açısı nasıl bir
4:53
araya gelecek? Çözüm tek bir kelimede
4:56
saklı, eşitlik. Yani unvanınız ne olursa
5:00
olsun, rehber öğretmen de olsanız, branş
5:02
öğretmeni de, herkesin sözü eşit
5:04
derecede değerli. Herkesin katkısı
5:07
masada aynı ağırlıkta. İşte gerçek
5:10
işbirliği ancak böyle doğuyor. Peki bu
5:13
ekipteki herkesin diplomasının,
5:15
uzmanlığının ötesinde sahip olması
5:17
gereken o en temel, en vazgeçilmez
5:19
özellik ne olabilir? Cevap çok basit ama
5:22
bir o kadar da derin. İnsan sevgisi.
5:25
Evet. Tüm o teknik bilgilerin temelinde
5:27
bu yoksa sistem işlemiyor. Her şeyden
5:30
önce insanı sevmek gerekiyor. Şimdiye
5:33
kadar hep kaynaştırma öğrencisi ve ekip
5:35
üzerinden konuştuk. Ama resmin tamamına
5:38
bakma zamanı. Geldik son ve bence en
5:41
önemli bölüme. Bu işin hepimize faydası
5:43
ne? Şimdi en büyük, en zararlı
5:46
efsanelerden birini masaya yatıralım ve
5:48
üzerine kocaman bir çarpı atalım. Hani o
5:50
meşhur laf var ya normal çocuklar
5:52
engelli çocuklarla bir arada olunca
5:54
olumsuz etkilenirler. Bu tamamen bir
5:57
şehir efsanesi. Gerçekte ne mi oluyor?
6:00
Tam tersi. O sınıftaki her bir çocuk
6:03
istisnasız her biri paha biçilmez şeyler
6:06
kazanıyor. Empatiyi öğreniyorlar.
6:08
Farklılıkların ne kadar doğal olduğunu
6:10
görüyorlar. Sorumluluk alıyorlar.
6:12
Liderlik becerileri gelişiyor. Ve en
6:14
güzeli ne biliyor musunuz? Kalıplar,
6:16
önyargılar hepsi o sınıfta tuzla buz
6:19
oluyor. Yani kazanan sadece bir kişi
6:21
değil, bütün sınıf. Peki bütün bunları
6:25
konuştuk. Felsefesini anladık.
6:26
Kurallarını gördük. Faydalarını saydık.
6:28
Herkes için ne kadar değerli olduğunu
6:30
biliyoruz. O zaman geriye şu kocaman
6:33
soru kalıyor. Madem bu kadar iyi, madem
6:35
bu kadar doğru, bizi ne durduruyor?
6:37
Belki de bu soru hepimizin kendine
6:39
sorması gereken en önemli sorudur.