Ata Aöf Görme Biçimleri 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/07/18/ata-aof-gorme-bicimleri-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Öğrenmeye, keşfetmeye
0:02
ve en karmaşık konuları bile adeta bir
0:05
görsel şölen eşliğinde çözmeye
0:07
odaklandığımız yepyeni bir incelemeye
0:09
hoş geldiniz. Bugün ata AÖF'nin görme
0:12
biçimleri müfredatından yola çıkarak
0:14
hazırladığımız ve kelimenin tam
0:16
anlamıyla olaylara bakış açınızı
0:18
değiştirecek bir konuya dalıyoruz. İnsan
0:20
gözünün o muazzam biyolojik
0:22
sınırlarından başlayacağız ve modern
0:24
sanatın soyut sınır tanımaz dünyasına
0:27
doğru harika bir yolculuğa çıkacağız.
0:29
Zihninizi açın lütfen. Çünkü bugün
0:31
sadece bakmayı değil gerçekten görmeyi
0:33
öğreneceğiz. O zaman size çok temel bir
0:36
soru sorarak başlayayım. Gözlerimiz mi
0:38
görür yoksa zihnimiz mi? Yani çoğumuz
0:41
görme eyleminin tıpkı bir kameranın
0:43
fotoğraf çekmesi gibi tamamen fiziksel
0:46
bir süreç olduğunu düşünüyoruz. Değil
0:47
mi? Gözümüzü açıyoruz, ışık içeri
0:49
giriyor ve şipşak dünyayı görüyoruz. Ama
0:52
ya bu varsayım en başından beri eksikse,
0:55
ya insan algısı o göz bebeklerimizin çok
0:57
daha ötesinde, beynimizin
0:59
derinliklerinde şekillenen son derece
1:01
aktif bir inşa sürecinden ibaretse, işte
1:03
bugün bu sorunun cevabının peşine
1:05
düşüyoruz. Bilim, felsefe ve sanat
1:07
tarihi bize rehberlik edecek. Peki bu
1:10
karmaşık konunun içinden nasıl
1:11
çıkacağız? Şöyle bir yol haritamız var.
1:14
Birinci adımda görmenin biyolojisi ve
1:16
felsefesini konuşacağız. İkincisinde
1:19
görsel alan ve görsel dünya kavramlarına
1:22
bakacağız. Üçüncü adımda perspektif ve
1:25
minyatür zıtlığını inceleyip son olarak
1:28
modern sanatta mekanın kırılışıyla
1:30
kapanış yapacağız. Hazırsanız hemen
1:32
başlayalım. Birinci durağımız görmenin
1:35
biyolojisi ve felsefesi. Yani
1:37
biyolojiden düşünceye uzanan o ince
1:40
çizgi. Bakın buradaki can alıcı nokta
1:43
şu: Görmek sadece gözün retinasına düşen
1:46
o ışıktan ibaret falan değildir. Aslında
1:48
tamamen entelektüel ve evrimsel bir
1:50
süreçtir. Evet, gözümüzün belli
1:52
fizyolojik algı sınırları var. Bunu
1:54
inkar edemeyiz. Ancak bizim görme
1:56
eylemine dair anlayışımız bu sınırların
1:58
fersah farsah ötesine geçiyor. Gelen
2:01
bilgiyi nasıl işlediğimiz, tarihimiz,
2:03
kültürümüz inanın hepsi şu an ne
2:06
gördüğümüzü doğrudan etkiliyor.
2:08
Kaynaklarımıza baktığımızda bu süreci
2:10
kanıtlayan üç dev isim karşımıza
2:12
çıkıyor. Mesela Herbert Spencer. O
2:15
görmeyi anlık bir olay değil, evrimsel
2:17
bir süreç olarak tanımlıyor. Yani
2:19
türümüz geliştikçe dünyayı algılayışımız
2:22
da seviye atlıyor. Sir Isaac Newton'sa
2:25
ışığı sadece fiziksel bir olgu olarak
2:27
değil, kültürel ve felsefi anlamlarıyla
2:29
da ele alarak işin içine harika bir
2:32
fizik katıyor ve Benedetto Kroçe son
2:34
noktayı koyuyor. Görmek kesinlikle
2:37
entelektüel ve düşünce odaklı bir
2:38
eylemdir. Diyor. Yani bu üç düşünür de
2:41
aslında bize hep bir ağızdan aynı şeyi
2:43
söylüyor. görmek inanılmaz çok katmanlı
2:46
ve aktif bir eylemdir. Geldik ikinci
2:49
bölüme. Görsel alan ve görsel dünya.
2:52
Çevremizdeki mekanı algılamak. Dış
2:54
dünyayı algılamaktan bahsederken biraz
2:57
geriye ta antik çağa gitmemiz gerekiyor.
3:00
Epikür'ün evreni atom ve boşluk ile
3:02
açıkladığı o meşhur teoriye evrenin
3:04
tamamen boşlukta hareket eden bölünemez
3:07
parçacıklardan oluştuğu fikri.
3:09
Düşünsenize modern bilimden binlerce yıl
3:11
önce antik insanlık mekanı, boşluğu ve
3:14
maddeyi felsefi olarak nasıl da harika
3:16
bir şekilde kavramsallaştırmış. Boşluk
3:19
kavramı olmadan inanın etrafımızdaki
3:21
mekanı veya nesneleri algılamamız
3:23
tamamen imkansız olurdu. Şimdi az önce
3:27
konuştuğumuz biyoloji ile felsefe
3:28
arasındaki o muazlam farka bir bakalım.
3:31
Bir yanda görsel alan denen bir kavram
3:34
var. Bu tamamen biyolojik bir veri. Yani
3:37
retinanıza çarpan işlenmemiş ham ışık
3:39
kümesi. Fakat diğer yanda görsel dünya
3:42
dediğimiz şey var ki asıl sihir burada
3:45
başlıyor. Bu beyninizin o hamveriyi alıp
3:48
bilişsel olarak adeta yoktan var ettiği,
3:51
anlamlandırdığı, derinlik ve boşluk
3:54
kattığı o inanılmaz mekandır. Yani
3:56
görsel alan fotoğraf makinesin sensörü
3:59
ise görsel dünya sizin o fotoğrafa bakıp
4:02
hissettikleriniz, anladıklarınız ve o an
4:05
içinde yaşadığınız üç boyutlu
4:06
gerçekliktir. İsterseniz bunu hemen
4:09
şimdi test edelim. Şu an içinde
4:11
bulunduğunuz odaya etrafınıza şöyle bir
4:13
alıcı gözüyle bakın. Gerçekten
4:15
gördüğünüz şey gözünüze çarpan ham,
4:18
anlamsız fotonlar silsilesi mi? Tabii ki
4:20
hayır. Siz masanın nerede olduğunu,
4:23
kapının ne kadar uzakta olduğunu
4:24
bildiğiniz, beyniniz tarafından anında
4:27
inşa edilmiş mekansal bir harita
4:29
görüyorsunuz. İşte zihninizin o basit
4:31
görsel alanı nasıl kusursuz bir görsel
4:34
dünyaya çevirdiğinin canlı kanıtı tam
4:36
olarak budur. Harika. İlerliyoruz. 3üncü
4:39
bölümümüz perspektif ve minyatür
4:41
zıtlığı. Sanatsal vizyonların o büyük
4:43
çatışması. Sanatçıların mekanı nasıl
4:46
algıladığını anlamak için bu zaman
4:48
çizelgesine bir göz atmamız lazım. 14.
4:50
yüzyılda Ciotto'nun o ilk cesur
4:52
adımlarıyla başlıyor her şey. Sonra 15
4:55
ve 16. yüzyılda Rönesans'la zirveye
4:58
ulaşıyor. Ardından 19. yüzyılda Cezen
5:00
gelip her şeyi sorguluyor ve nihayet 20.
5:03
yüzyılda Sitski ile mekan anlayışımız
5:06
tamamen yeni bir boyuta taşınıyor. Bakın
5:08
bu inanın sadece sıkıcı bir tarih dersi
5:10
değil. Bu insanlığın mekanı anlama
5:13
biçiminin adım adım nasıl değiştiğinin
5:15
kusursuz bir haritası. Evrimin bu ilk
5:18
büyük kıvılcımını çakan kişi Ciotto'dur.
5:20
Kaynaklarımız bize bu konuda çok net bir
5:22
şey söylüyor. Ciotto'nun 14. yüzyıldaki
5:25
o erken dönem perspektif denemeleri batı
5:28
resminin kaderini geri dönülmez bir
5:30
şekilde tamamen değiştirdi. Düşünsenize
5:33
insanlık mekanı, boşluğu ve ışığı iki
5:36
boyutlu bir yüzeyde temsil etmek için
5:38
daha önce hiç denemediği devrimsel bir
5:40
yol bulmuştu. O güne kadar dümdüz sadece
5:43
sembolik olan resimler artık derinliği
5:45
olan içine girebileceğinizi
5:47
hissettiğiniz bir mekan yanılsaması
5:49
sunmaya başlamıştı. Tam anlamıyla bir
5:51
oyun değiştirici. Fakat durun, batının o
5:54
matematiksel, bilimsel ve doğrusal
5:57
perspektifi dünyadaki tek gerçeklik
5:59
değildi. Bir tarafta Rönesans
6:01
perspektifini görüyoruz. Bilimsel bir
6:04
derinlik arayışı, her şeyin tek bir
6:06
kaçış noktasında birleştiği bir dünya.
6:08
Ama diğer tarafta doğunun minyatür
6:10
sanatı var. Minyatür batının bu gerçekçi
6:13
derinlik anlayışına adeta kafa tutar.
6:16
Doğrusal falan değildir. Hiyarşiktir.
6:19
Figürlerin boyutu bize olan
6:21
uzaklıklarına göre değil, tamamen önem
6:23
derecelerine göre belirlenir. Bu cidden
6:26
inanılmaz değil mi? İki farklı kültür
6:28
mekanı ve evreni tamamen zıt ama kendi
6:31
içlerinde kusursuz bir mantıkla inşa
6:33
ediyor. Ve nihayet 4. bölüm. Modern
6:37
sanatta mekanın kırılışı, geleneksel
6:40
mekanı adeta paramparça ediyoruz. Tabii
6:43
bu yıkım öyle bir gecede rastgele
6:45
olmadı. Harika ve planlı bir ilerleyişle
6:47
gerçekleşti. Önce 19. yüzyılda Cezan
6:51
sahneye çıktı ve doğayı geometrik
6:53
formlara ayıyarak bir arayış başlattı.
6:55
Bu o alışık olduğumuz perspektifin
6:57
kırılması demekti ve doğrudan kübizmin o
7:00
parçalanmış çok açılı gerçekliğine kapı
7:03
arıladı. Yani cezan kuralları bozdu,
7:05
yolu açtı. Sonra 20. yüzyılda 50 sitski
7:08
gibi dehalar geldi ve konstrüktivist
7:10
yaklaşımlarla gerçekliği sıfırdan
7:13
bambaşka bir şekilde yeniden inşa
7:14
ettiler. Isitki'nin yaptığı şey ise
7:17
bakın kelimenin tam anlamıyla akıl
7:19
almazdı. Adam sadece tuval üzerine güzel
7:22
bir resim çizmiyordu. Kaynağımızın da
7:24
altını çize çize belirttiği gibi o iki
7:26
boyutlu yüzeyi aldı ve üç boyutlu gerçek
7:29
mekanla buluşturdu. Artık o sanat eseri
7:32
dışarıdan öylece bakıp geçeceğiniz bir
7:34
pencere değildi. İzleyicinin fiziksel
7:36
gerçekliğine dahil olan, bizimle aynı
7:38
boşluğu paylaşan bir yapıydı. Resim
7:40
çerçevesinden taştı ve gerçek hayata
7:43
sızdı. Yani toparlayacak olursak bugün
7:45
gerçekten muazzam bir yolculuğa çıktık.
7:48
Bakışın yolculuğu diyelim buna. İnsan
7:50
gözünün o dar biyolojik sınırlarıyla
7:52
başladık. Oradan antik çağa atlayıp ışık
7:54
ve boşluğun felsefi anlamlarını deştik.
7:56
Sonra sanat tarihinin derinliklerine
7:58
dalıp GOTTO ve Rönesans ile sanatsal
8:01
perspektifin nasıl icat edildiğini,
8:03
minyatür ile nasıl zıtlaştığını
8:04
keşfettik ve en sonunda modern
8:06
sanatçıların bu mekanı nasıl parçalara
8:08
ayırıp baştan yarattığını konuştuk.
8:10
Başta birbiriyle alakasız gibi görünen
8:12
biyoloji, felsefe ve sanat insan
8:14
algısının o devasa bütünlüğü içinde
8:16
resmen kusursuz bir şekilde birleşti. Ve
8:19
şimdi bu incelememizi bitirirken sizi
8:22
biraz rahatsız edecek kışkırtıcı bir
8:24
soruyla başa bırakmak istiyorum.
8:26
Lütfen kendi görsel dünyanızı düşünün.
8:29
Bugün etrafınıza şöyle bir baktığınızda
8:31
mutlak, kesin ve en doğru gerçeklik
8:34
olarak kabul ettiğiniz bu dünya acaba o
8:36
da sadece geçici bir perspektiften mi
8:39
ibaret? Belki de tıpkıla o yıkılmaz
8:41
sanılan Rönesans perspektifinin modern
8:43
sanat tarafından parçalanması gibi sizin
8:46
bugünkü algınız da bir sonraki büyük
8:48
sanatsal ve felsefi devrimle paramparça
8:50
olmayı bekliyordur. Ne dersiniz? Üzerine
8:53
düşünmeye değer değil mi? Merak etmeye,
8:56
sorgulamaya ve hep daha derine inmeye
8:58
devam edin. Bir sonraki incelememizde
9:00
görüşmek üzere. Hoşça kalın.
#Jobs & Education

