0:00
Herkese merhaba. Bugün konumuz sivil
0:02
toplum. Yani o hepimizin bir parçası
0:05
olduğu ailemizle devlet arasında kalan o
0:08
kocaman dünya var ya işte orası küçücük
0:11
bir mahalle derneğinden tutun da devasa
0:14
çevre hareketlerine kadar bizi biz yapan
0:17
her şey aslında. Peki düşünsenize bir
0:20
mahalledeki kitap kulübü, bir işçi
0:22
sendikası hatta Greenpeace ne ortak
0:25
noktaları olabilir ki? Yani birbirinden
0:27
bu kadar alakasız görünen bu oluşumları
0:30
bir araya getiren gizli bir bağ var.
0:32
Nedir bu bağ? İşte cevabı burada. Bu
0:35
bahsettiğimiz bağ sivil toplumun ta
0:38
kendisi. Yani bu kuruluşların hepsi
0:40
sivil toplumun bir parçası. Birey olarak
0:43
değil biz olarak hareket ettiğimiz ortak
0:46
bir amaç için gönüllü olarak
0:47
toplandığımız o çok değerli ala. Harika.
0:50
Gelin o zaman sivil toplumun
0:52
derinliklerine birlikte dalalım. Yol
0:55
haritamızda neler var? Önce bu alanın ne
0:57
anlama geldiğine bakacağız. Sonra bu
0:59
fikrin mimarlarını tanıyacağız. Kısa bir
1:01
tarih turu yapacağız. Bugünün
1:03
kurallarını öğreneceğiz ve en sonunda
1:05
demokrasi için neden bu kadar hayati
1:07
olduğunu konuşacağız. Şimdi sivil toplum
1:10
dediğimizde aslında neyi kastediyoruz?
1:13
En basit haliyle kamusal hayatımızı
1:15
şekillendiren gönüllü grupların oyun
1:18
alanı diyebiliriz. Bakın burası önemli.
1:20
Burada ne devletin zorunlu kuralları
1:22
işliyor ne de piyasanın kar amacı. Tek
1:25
bir şey var. Ortak hedeflerimiz. Peki bu
1:28
kadar güçlü bir fikir durup dururken
1:31
ortaya çıkmadı herhalde değil mi? Yani
1:33
bu kavramı ilk kimler akıl etti? Nasıl
1:35
şekillendirdi? Hadi gelin şimdi biraz
1:37
felsefe zamanı bu işin köklerine inelim.
1:40
Mesela Jean Jacques Russo. O modern
1:43
insanın içindeki o büyük çelişkiye
1:45
parmak basıyor. Diyor ki bizler bir
1:47
yandan birey olarak kendi çıkarlarımızı
1:49
düşünüyoruz. Diğer yandan da yurttaş
1:52
olarak toplumun iyiliğini gözetmek
1:53
zorundayız. Sürekli bir iç savaş
1:56
halindeyiz adeta. İşte bu gerilim sivil
1:59
toplum fikrinin tam kalbinde yatıyor.
2:01
Hegel'e geldiğimizde ise o bambaşka bir
2:04
pencereden bakıyor. Ona göre sivil
2:06
toplum herkesin kendi çıkarını
2:08
kovaladığı hatta birbiriyle çatıştığı
2:10
bir arena. bir nevi savaş alanı gibi ve
2:14
Hegel'e göre bu kaosu, bu çatışmayı
2:17
ancak ve ancak evrensel aklı temsil eden
2:20
devlet dizginleyebilir. Gördüğünüz gibi
2:22
bu iki dev düşünür arasında dağlar kadar
2:25
fark var. Russo insanın içindeki o birey
2:28
yurttaş gerilimine odaklanıyor. Hegelse
2:30
tamamen dışarıya bakıyor. Bireylerin
2:33
birbiriyle olan rekabetini ve bu
2:35
rekabeti durduracak tek gücün devlet
2:37
olduğunu söylüyor. Ve tam bu noktada
2:40
sahneye Alexis'te Tokville çıkıyor. O bu
2:43
tartışmaya yepyeni çok da iyimser bir
2:45
soluk getiriyor. Tokville diyor ki,
2:47
"Durun bir dakika. Sivil toplum bir
2:49
çatışma alanı falan değil. Tam tersine
2:51
yurttaşların birlikte çalışmayı
2:53
öğrendiği, demokrasinin adeta
2:55
antrenmanının yapıldığı herkese açık
2:57
okullardır. Felsefi temelleri anladık.
3:00
Şimdi de gelin tarihte kısa bir
3:03
yolculuğa çıkalım. Bu örgütlenme hakkı
3:05
dediğimiz şey nasıl doldu? Hangi
3:08
aşamalardan geçerek bugünkü haline
3:10
geldi? Bakalım mı? Karşımızda bir tarih
3:12
var. 1215. Belki size ilk bakışta sadece
3:16
bir sayı gibi geliyor olabilir ama
3:18
inanın çok daha fazlası. Bu tarih bir
3:20
krala dur denildiği, mutlak gücünün ilk
3:23
defa sınırlandığı ve işte o örgütlenme
3:26
hakkı dediğimiz şeyin tohumların
3:27
atıldığı o tarihi an ve bu zaman
3:30
çizelgesi o uzun yolculuğu gözler önüne
3:33
seriyor. düşünün. 1215'te Magna Karta
3:36
ile kralın yetkilerini sınırlamakla
3:38
başlayan bir serüven. 1894'te
3:41
Osmanlı'daki ilk gizli sendikaya,
3:44
1909'da ilk dernekler kanununa ve
3:47
nihayet 1982 anayasasıyla bugünkü modern
3:51
haklarımıza kadar uzanıyor. Yüzlerce
3:53
yıllık bir mücadele bu. Peki tarih
3:56
böyle. Gelelim günümüze. Bu
3:58
bahsettiğimiz dernekler, vakıflar,
4:00
sendikalar bugün yasal olarak ne
4:01
durumdalar? Hangi kurallara tabiler?
4:04
Hadi şimdi de oyunun bugünkü kurallarına
4:06
bakalım. Her şeyin temelinde anayasanın
4:09
33. maddesi yatıyor. Ne diyor bu madde?
4:12
Herkes önceden kimseden izin almaksızın
4:14
dernek kurma özgürlüğüne sahiptir. İşte
4:17
bu kadar net. Sivil toplumun can damarı
4:19
bu madde aslında. Çünkü bir araya gelmek
4:21
için birilerinden icazet almak zorunda
4:23
değilsiniz. Bu anayasal bir güvence.
4:27
Türkiye'de sivil toplum dediğimiz de
4:29
karşımıza temel olarak üç yapı çıkıyor.
4:31
Gördüğünüz gibi tabloda çok net.
4:33
Dernekler, vakıflar ve sendikalar.
4:36
Derneklerin olayı kolektif eylem ve
4:38
gönüllü üyelik. Vakıflar daha çok bir
4:40
mal varlığının hayırseverlik için
4:42
kullanılmasına dayanıyor. Sendikalarsa
4:45
adından da belli olduğu gibi işçi ve
4:47
işveren hakları için varlar. Ama durun
4:50
bir de özel bir durum var. Meslek
4:51
kuruluşları hani barolar, mühendis
4:54
odaları, tabip odaları var ya işte onlar
4:56
biraz farklı. Neden mi? Çünkü bu
4:58
kuruluşlar kamu kurumu niteliğinde ve en
5:01
önemlisi üyelik gönüllü değil zorunlu.
5:04
Yani bir doktorun mesleğini yapabilmesi
5:06
için Tabip Odasına üye olması şart. Bu
5:09
da onları diğer sivil toplum
5:11
örgütlerinden ayırıyor. Pekala, tanımını
5:13
yaptık, felsefesine baktık, tarihini ve
5:16
kurallarını gördük. Şimdi bütün bu
5:19
parçaları birleştirip en can alıcı
5:21
soruya gelelim. Sivil toplum sağlıklı
5:24
bir demokrasi için neden bu kadar
5:26
önemli? Hatta neden vazgeçilmez?
5:29
İşin bir de piyasa başarısızlığı denen
5:31
ekonomik bir boyutu var. Şöyle ki
5:34
serbest piyasa yani özel şirketler kar
5:37
getirmeyen işlere pek girmezler. Mesela
5:39
bir park yapmak, sosyal yardım dağıtmak.
5:42
Bunlar karlı işler değil. İşte piyasanın
5:44
bu boş bıraktığı alanları kim
5:46
dolduruyor? Tabii ki kar amacı gütmeyen
5:49
sivil toplum kuruluşları. Yani sivil
5:52
toplumun demokrasi için dört temel
5:54
görevi var diyebiliriz. Birincisi
5:56
insanları ortak değerler etrafında bir
5:58
araya getirip dayanışmayı inşa ediyor.
6:00
İkincisi vatandaşla devlet arasında bir
6:03
köprü kuruyor, aracılık yapıyor.
6:05
Üçüncüsü piyasanın ve devletin yetmediği
6:07
yerde hizmetler sunuyor, alternatifler
6:09
yaratıyor. Ve dördüncüsü belki de en
6:11
önemlisi bize işbirliğine katılımı yani
6:15
demokratik kültürü öğretiyor. Ama tüm
6:17
bunların olabilmesi için yani sivil
6:19
toplumun gelişip serpilebilmesi için tek
6:21
bir ama çok önemli bir koşul var. O da
6:24
demokrasi. Çünkü ancak demokratik bir
6:27
ortam sivil toplumun ihtiyaç duyduğu o
6:29
çoğulculuğu ve örgütlenme özgürlüğünü
6:31
garanti edebilir. Kısacası bu ikisi
6:33
birbirini besleyen iki can damarı gibi.
6:36
Biri olmadan diğeri de olmuyor. O zaman
6:38
bugünkü sohbetimizi sizi düşünmeye
6:40
itecek o son soruyla kapatalım. Hani
6:43
Tokville demokrasi bir okuldur demişti
6:45
ya. E okuldaki dersler de pratik
6:47
gerektirir. Peki siz demokrasi
6:49
pratiğinizi nerede yapacaksınız? Cevabı