0:00
Herkese merhaba. Bugün hepimizi çok
0:02
yakından ilgilendiren ama belki de
0:05
üzerinde pek düşünmediğimiz bir konuya
0:07
dalıyoruz. Sağlık hukuku yani hastaneye
0:10
adım attığımız andan itibaren hayatımızı
0:13
yöneten o görünmez kurallar bütüne.
0:15
Şöyle bir düşünün. En son ne zaman bir
0:18
hastaneye gittiniz? Oradayken bir hasta
0:21
olarak ne gibi haklara sahip olduğunuzu
0:23
hiç merak ettiniz mi? İşte bu soru
0:25
konuyu bir anda hepimiz için çok daha
0:28
kişisel hale getiriyor değil mi? Peki ya
0:30
işin diğer tarafı yani sadece kendi
0:33
haklarımız değil. Koskoca bir ülkenin
0:35
sağlık sisteminin çarkları nasıl
0:37
dönüyor? Bu devasa masraklar nasıl
0:39
karşılanıyor? Harika. İşte bu ve bunun
0:42
gibi bir sürü sorunun cevabını bulmak
0:44
için gelin şimdi sağlığımızı
0:46
şekillendiren o kuralların dünyasına
0:48
birlikte dalalım. Her şeyin başı para
0:50
derler ya. Sağlık sistemi için de bu
0:52
geçerli. O yüzden ilk olarak işin en
0:55
temel sorusuyla başlıyoruz. Dünya
0:57
genelinde sağlık hizmetleri için parayı
0:59
kim nasıl ödüyor? Baktığımızda dünyada
1:02
temel olarak iki ana model var. Bir
1:05
yanda Bismark modeli var. Bunu
1:06
çalışanların ve işverenlerin prim
1:08
ödediği adeta iş temelli bir sigorta
1:11
kulübü gibi düşünebilirsiniz. Diğer
1:13
yanda ise Beverage modeli. Bu da
1:16
herkesin vergileriyle finanse edilen tüm
1:19
vatandaşlar için ortak bir topluluk
1:21
kaynağı gibi işliyor. Ama tabii her
1:23
zaman farklı bir bakış açısı vardır.
1:25
Milton Romer diye bir uzman çıkıyor ve
1:27
diyor ki, "Durun bir dakika. Olaya
1:29
sadece paranın nereden geldiğiyle
1:31
bakmayalım. Romer sistemleri devletin
1:34
piyasaya ne kadar müdahale ettiğine, ne
1:36
kadar kontrol sağladığına göre
1:37
sınıflandırıyor. Bu da oyunu tamamen
1:39
değiştiren bir yaklaşım. Peki bu küresel
1:41
modellere farklı bakış açılarına baktık.
1:44
Gelelim bize Türkiye'de işler nasıl
1:46
yürüyor? Şimdi bu teorik bilgileri alıp
1:49
kendi yaşadığımız sistem üzerinden çok
1:51
daha somut bir hale getirelim.
1:53
Türkiye'deki sistem bir nevi basamaklı
1:56
bir yolculuk gibi. Genelde her şey ilk
1:58
kapıyı çaldığımız yer olan aile sağlık
2:01
merkezlerinde yani birinci basamakta
2:03
başlar. Eğer durum biraz daha ciddi isse
2:06
sizi bir üst basamağa yani devlet
2:08
hastanelerine yönlendirirler. En
2:09
karmaşık, en uzmanlık gerektiren vakalar
2:12
içinse en tepedeki basamak eğitim ve
2:15
araştırma hastaneleri devreye giriyor.
2:17
Burada küçük ama önemli bir not düşmek
2:19
lazım. Tahlil yaptırdığımız
2:21
laboratuvarlar, röntgen çektirdiğimiz
2:23
görüntüleme merkezleri veya diyaliz
2:25
merkezleri. Bunlar bu üç basamağın
2:28
direkt içinde sayılmaz. Onlar daha çok
2:30
bu sistemin işlemesini sağlayan hayati
2:32
destek birimleri gibidir. Peki bu devasa
2:35
sağlık makinesin çarklarını kimler
2:37
döndürüyor? Gelin şimdi biraz sahne
2:40
arkasına geçelim ve bu karmaşık sistemi
2:42
yöneten kilit kurumların rollerine
2:44
bakalım. İşte karşınızda sistemin beyni
2:47
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü. Bütün
2:50
o kuralları koyan, standartları
2:52
belirleyen, ülkedeki tüm hastanelerin ve
2:54
kliniklerin neyi nasıl yapacağını
2:57
planlayan ana idari organ tam olarak
3:00
burası. Sonra TTCK var. Yani Türkiye
3:04
İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu. Onları
3:06
sistemin ürün polisi gibi düşünebiliriz.
3:08
Kullandığımız ilaçların, serumların,
3:11
tıbbi cihazların gerçekten güvenli ve
3:13
etkili olup olmadığını denetlemek
3:15
onların işi. Bu ayrımı netleştirmek çok
3:17
önemli. Bakın tiçkik ne yapar? Bir
3:20
ilacın beklenmedik bir yan etkisiyle
3:22
veya bir tıbbi cihazın arızasıyla
3:24
ilgilenir. Yani doğrudan ürünle ilgili
3:26
konulara bakar. Ama ne yapmaz? Mesela
3:29
hastanedeki hizmetten memnun kalmadınız
3:31
veya doktorun tavrından şikayetçisiniz.
3:34
İşte bu tür genel şikayetlerin adresi
3:36
tiçkik değil, Sağlık Bakanlığı'nın diğer
3:38
ilgili birimleridir. Kurumların kendi
3:40
içinde de böyle bir ayrım var. Bu da çok
3:42
karıştırılır. Mesela sağlık yöneticisi
3:45
adı üstünde idareci. Personelin sağlık
3:48
kontrollerini organize etmek onun
3:50
görevidir. Ama o kontrolleri bizzat
3:52
yapan yani stetoskobu takıp muayeneyi
3:55
gerçekleştiren kişi iş yeri hekimidir.
3:57
Biri masanın idari tarafında, diğeri ise
4:00
tıbbi tarafında. Ve şimdi geldik en
4:03
önemli, en kişisel kısma. Bütün bu
4:06
sistemin merkezindeki kişi olarak yani
4:08
bir hasta olarak sizin haklarınız neler?
4:12
Burası hepimizi çok yakından
4:13
ilgilendiriyor. Kural çok net ve basit.
4:16
Eğer bir hasta 18 yaşının altındaysa ona
4:19
yapılacak her türlü tıbbi işlem için
4:21
yasal vasisinin yani annesinin,
4:23
babasının onayı şart. Bu kadar. Ama 18
4:26
yaşını doldurduğunuz an oyunun kuralları
4:29
değişir. Artık siz bir yetişkinsiniz.
4:33
Acil durumlar hariç size yapılacak her
4:36
bir müdahale için sadece ve sadece sizin
4:39
rızanız gerekir. Buna da aydınlatılmış
4:42
onam diyoruz. Yani ne yapılacağını tam
4:45
olarak anladıktan sonra verdiğiniz izin.
4:48
Bu nokta gerçekten çok kritik. Hasta
4:50
güvenliği dediğimizde aklınıza ilk
4:52
olarak ne geliyor? Belki yataktan
4:54
düşmemek, yanlış iğne yapılmaması ama
4:56
olay bundan çok daha fazlası. Kişisel
4:59
sağlık bilgilerinizin gizli tutulması ve
5:01
mahremiyetinize saygı gösterilmesi de
5:03
hasta güvenliğinin ayrılmaz bir
5:05
parçasıdır. Peki sadece hastaların mı
5:08
hakkı var? Hayır. Doktorların da hakları
5:11
var. Ve bu haklar aslında yine hastanın
5:13
iyiliği için. Örneğin bir doktor çok
5:16
karmaşık bir vakayla karşılaştığında en
5:18
doğru teşhis ve tedaviyi bulabilmek için
5:21
başka bir meslektaşına danışma hakkına
5:23
sahiptir. Buna da danışma ve dayanışma
5:26
hakkı deniyor. İyi de bütün bu kurallar,
5:29
haklar, sistemler nereden geliyor? Hangi
5:32
temel üzerine inşa edilmiş? Gelin şimdi
5:35
bu dev yapının temellerine inelim ve
5:37
konuyu toparlayalım. Hukukta sağlık
5:39
hakkı pozitif statü hakkı olarak geçer.
5:42
Bu kulağa biraz teknik gelebilir ama
5:43
anlamı çok basit. Şu demek: "Devletin
5:46
ben senin sağlığına karışmıyorum. Ne
5:47
halin varsa gör" demesi yetmez. Devletin
5:50
aktif olarak size bu hizmeti sunma
5:52
zorunluluğu var. Yani bu bizim devletten
5:54
talep edebileceğimiz, isteme hakkımızın
5:56
olduğu bir hizmet. Devletin bu
5:58
yükümlülüğünü de üç basit adımda
6:00
düşünebiliriz. Bir, saygı gösterecek.
6:03
Yani size zarar vermeyecek. İki,
6:05
koruyacak. sizi sağlığınıza zarar
6:08
verebilecek başka kişilerden mesela
6:10
şirketlerden koruyacak ve üç en önemlisi
6:13
yerine getirecek yani hastaneleri
6:15
kuracak, doktorları istihdam edecek ve
6:18
size bu hizmeti fiilen sunacak. Sağlık
6:20
gibi kamu hizmetlerini yönlendiren temel
6:23
ilkeler de aslında çok açık. Amaç asla
6:26
kar etmek değildir. Amaç kamu yararıdır.
6:29
Sistem statik kalamaz. toplumun değişen
6:31
ihtiyaçlarına göre sürekli kendini
6:33
adapte etmek zorundadır. Ve tabii ki
6:35
laik bir sistemde bu kurallar dini
6:38
referanslara göre değil, evrensel akıl
6:40
ve bilime göre belirlenir. Ve bitirirken
6:43
aklımızda bir soruyla ayrılalım
6:45
istiyorum. Madem sağlık devletin bize
6:48
sağlamakla yükümlü olduğu temel bir hak,
6:50
peki bu denklemin diğer tarafında yani
6:53
biz bireylerin kendi sağlığımızı korumak
6:55
için sorumluluğumuz nerede başlıyor,
6:57
nerede bitiyor? Sanırım bu hepimizin
7:00
üzerine biraz düşünmesi gereken bir