Ata Aöf Kişiler Arası İletişim 2023-2024 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/07/30/ata-aof-kisiler-arasi-iletisim-2023-2024-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba. İnsan iletişiminin o büyüleyici
0:02
dünyasına adım atacağımız yepyeni bir
0:04
analize hoş geldiniz. Bugün aslında her
0:06
gün yaptığımız ama üzerine pek
0:08
düşünmediğimiz bir konuyu, iletişimin o
0:10
gizli mekanizmalarını iç dünyamızdan
0:12
dışarıya doğru adım adım açığa
0:14
çıkaracağız. Kısacası o kurduğumuz
0:16
ilişkilerin perde arkasında tam olarak
0:18
neler dönüyor hep birlikte masaya
0:20
yatırıyoruz. Ama derinlere inmeden önce
0:23
bir an durup kendinize şunu sormanızı
0:25
istiyorum. Günlük hayatta el iletişim
0:28
kurarken direksiyon gerçekten sizin
0:30
elinizde mi yoksa ipleri zihninizin
0:33
derinliklerinde çalışan ve farkında bile
0:35
olmadığınız gizli psikolojik güçler mi
0:38
çekiyor? Ne dersiniz? İlerleyen
0:41
dakikalarda bulacağımız cevaplar sizi
0:43
gerçekten çok şaşırtabilir. Bugünkü
0:45
rotamız aslında giderek genişleyen bir
0:48
çember şeklinde ilerleyecek. Önce
0:50
gelişim evreleri ve insan psikolojisinin
0:53
temellerine ineceğiz. Sonra yaşlara göre
0:55
iletişim eğilimlerimiz nasıl değişiyor
0:57
ona bakacağız. Oradan sosyal algı ve
1:00
atıf süreçlerine geçip son olarak da tüm
1:03
bu davranışlarımızı bir şemsiye gibi
1:05
saran kültürel yapı ve izlenim yönetimi
1:07
ile final yapacağız. Öyleyse hiç vakit
1:10
kaybetmeden ilk durağımız olan gelişim
1:12
evreleri ve insan psikolojisi ile
1:14
başlayalım. Bakalım o karmaşık iletişim
1:16
becerilerimizin temeli psikolojik olarak
1:18
nasıl atılıyor. Şunu baştan kabul
1:21
edelim. Bizler sadece havadan, sudan
1:23
konuşmak veya basit bir veri takası
1:25
yapmak için iletişime geçmiyoruz.
1:27
Aslında etkileşimlerimiz, psikolojimiz,
1:29
sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarımız
1:31
tarafından şekillendirilen çok boyutlu
1:33
bir hayatta kalma aracı. Yani mesele
1:36
sadece konuşmak değil, kelimenin tam
1:38
anlamıyla hayata tutunmak. Bunu daha net
1:40
görebilmek için alandaki dev isimlerin
1:43
çalışmalarına kulak vermemiz gerekiyor.
1:44
Mesela Levinson. Yaşam döngümüzün ve
1:47
bireysel yaşam yapımızın haritasını
1:49
çıkarırken PiajT dünyayı algılamak için
1:51
zihnimizin nasıl olgunlaştığını izliyor.
1:54
İkisi de bize iletişim kapasitemizin
1:56
öyle bir anda değil adım adım nasıl inşa
1:59
edildiğini çok net bir şekilde
2:00
gösteriyor. Şimdi burada devasa bir
2:02
efsaneyi çürütme vakti. Hepimiz özel ve
2:05
eşsiz olduğumuzu düşünmeyi çok
2:06
seviyoruz, değil mi? Ama işin aslı şu.
2:09
Gelişim evrelerimiz aslında hepimizin
2:11
paylaştığı oldukça yapılandırılmış ve
2:14
evrensel bir süreç. Yani gelişim
2:17
aşamaları kişiden kişiye değişir fikri
2:19
tamamen bir mit. Tıpkı ergenlik gibi
2:21
hepimiz aynı evrensel gelişim
2:23
aşamalarından geçiyoruz. Madem hepimiz
2:25
bu evrensel yoldan yürüyoruz, o zaman
2:27
ikinci bölümümüze geçelim. Acaba
2:30
iletişim eğilimlerimiz yaşımız
2:32
ilerledikçe nasıl bir evrim geçiriyor?
2:35
İnsan etkileşiminin o büyüleyici
2:37
tuhaflıklarını beşikten alacağız.
2:39
Fırtınalı ergenlik yıllarına ve oradan
2:41
da yetişkin yaşamının o bitmek bilmeyen
2:43
karmaşıklığına kadar adım adım
2:45
izleyeceğiz. Bebeklik dönemi ile
2:47
başlayalım. Çok can alıcı bir nokta var.
2:49
Bir bebek ağladığında veya uyuduğunda
2:52
aslında gayet net bir iletişim
2:54
kuruyordur. Ağlamak, düzenli veya
2:56
periyodik uyumak hatta uyanıkken yapılan
2:58
hareketler temel uyarılma durumlarıdır.
3:01
Ama yaygın inancın aksine bilimsel
3:03
olarak öfke bu ilk uyarılma durumları
3:06
arasında kesinlikle yer almaz. Yani bir
3:08
bebek sizinle iletişim kurmak için
3:11
ağlar. Size öfkelendiği için değil.
3:13
Çocukluktan çıkıp ergenliğe adım
3:15
attığımızda ise karşımıza o meşhur
3:18
ergenlik ben merkezciliği kavramı
3:19
çıkıyor. Bu harika terim aslında her
3:22
şeyi açıklıyor. Gençlerin neden sürekli
3:25
kimse beni anlamıyor dediklerini, en
3:27
ufak bir sorunun neden dünyanın sonuymuş
3:29
gibi algılandığını ve kendilerini
3:31
sürekli herkesin izlediği bir gençlik
3:33
dizisinin başrolünde hissettiklerini
3:35
kusursuzca özetliyor. Sonra o fırtına
3:38
diniyor ve yetişkinliğe adım atıyoruz.
3:40
Tabii burada da oyunun kuralları tamamen
3:42
değişiyor ve başrole stres geçiyor.
3:44
Tipik bir mükemmeliyetçi düşünün. katı
3:46
bir diyet kuralını sadece bir kez bozar
3:48
ve anında tamam her şey mahvoldu deyip
3:50
tamamen pes eder. İşte bu kişinin kendi
3:52
kendisiyle kurduğu iletişimi nasıl
3:54
acımasızca sabote ettiğinin en klasik
3:56
örneğidir. Yetişkinlikte
3:58
mükemmeliyetçilik, takdir edilme
4:00
bağımlılığı, sürekli olumsuz düşünme
4:02
veya kendine zarar verme gibi eğilimler
4:04
iletişimi tıkayan ve ciddi stres üreten
4:07
ağır yüklerdir. Peki bunun panzehri ne?
4:10
Hoşgörü. Kendinize ve çehrenize karşı
4:12
hoşgörülü olmak bu yıpratıcı bagajların
4:15
hiçbirini taşımaz ve iletişimi inanılmaz
4:17
derecede hafifletir. Şimdi çemberimizi
4:21
kendimizden çıkarıp dış dünyaya ötekine
4:23
doğru genişletme zamanı. 3üncü bölümümüz
4:26
olan sosyal algı ve atıf süreçlerine
4:28
geçiyoruz. Bakalım çevremizdeki
4:31
insanları yargılarken beynimiz hangi
4:33
gizli kısa yolları kullanıyor? Hiç şöyle
4:35
bir şey yaşadınız mı? Bir iş arkadaşınız
4:37
bir hata yapıyor ve siz durumu anında
4:39
zaten çok tembel veya çok ilgisiz diye
4:42
etiketliyi veriyorsunuz. İçinde
4:43
bulunduğu zor şartları hiç hesaba
4:45
katmıyorsunuz. İşte tam olarak buna
4:48
eğilimsel atıf diyoruz. Yani bir kişinin
4:50
davranışını doğrudan onun içsel
4:52
özelliklerine bağlama ve dış etkenleri
4:54
tamamen yok saymaya yanılgısı. Buna bir
4:57
de o meşhur hale etkisini eklemeliyiz.
4:59
Düşünsenize bir kitabın sadece tek bir
5:02
sayfasına bakarak bütün hikayeyi
5:04
yargılayabilir misiniz? Maalesef
5:06
iletişimde bunu çok sık yapıyoruz. Sırf
5:08
tek bir iyi özelliği var diye birini her
5:11
açıdan mükemmel sanmak düşebileceğimiz
5:13
en büyük iletişim tuzaklarından biridir.
5:16
Sizi fena halde yanıltabilir. Ve tabii
5:18
ki kendisini doğrulayan kehanet. Bu
5:21
gerçekten muazzam güçlü bir kavram.
5:23
Birisi hakkında zihninizde
5:25
oluşturduğunuz o şema aslında o kişinin
5:27
size karşı davranışlarını doğrudan
5:29
etkiler. Yani birinin kabı olduğuna
5:31
baştan inanırsanız ona farkında olmadan
5:33
soğuk davranırsınız. O da doğal olarak
5:35
size kaba karşılık verir. Tebrikler. İlk
5:38
baştaki beklentinizi kendi ellerinizle
5:40
gerçeğe dönüştürdünüz. Kısacası bu algı
5:43
süreçlerini toparlarsak şunu asla
5:45
unutmamalıyız. Bizler hiçbir sohbete boş
5:47
bir zihinle terkemiz bir sayfa açarak
5:50
girmeyiz. Önceden beklentilerimiz
5:52
yepyeni durumları veya daha yeni
5:54
tanıştığımız insanları değerlendirirken
5:56
geçmiş bilgilerimizi kullanan devasa bir
5:59
filtre zihnimizde takılı duran bir
6:01
gözlük işlevi görür. Gelelim 4.
6:04
bölümümüze. Artık kamerayı bireyden
6:07
tamamen dışarıya topluma çeviriyoruz.
6:10
Kültürel yapı ve izlenim yönetimini
6:12
inceleyecek. Toplumun bizzat kendisinin
6:15
kurduğumuz bu bağları nasıl görünmez
6:17
iplerle yönettiğini göreceğiz. Önümüzde
6:19
çok ilginç bir kavram var. Durumsallık
6:22
yaklaşımı. Bu yaklaşım diyor ki aslında
6:24
kiminle iletişime geçeceğinizi ve onları
6:26
nasıl değerlendireceğinizi belirleyen
6:28
şey sadece sizin kararınız değil. içinde
6:31
bulunduğunuz çevre ve durumdur. Yani o
6:33
anki fiziksel mekan, zaman ve sosyal
6:35
yapı iletişim tarzınızın asıl
6:37
patronudur. Peki işin kültürel boyutunu
6:40
nasıl sınıflandırıyoruz? Jens gibi
6:43
saygın sosyologlara baktığımızda kültürü
6:45
temelde dört farklı şekilde ele
6:47
alıyorlar. Betimleyici, toplumsal,
6:49
kolektif ve bilişsel. Fakat burada küçük
6:52
ama çok kritik bir bilimsel detay var.
6:54
sistematik kavramı bu kültür
6:56
tipolojilerinin içine bilerek ve
6:58
isteyerek dahil edilmemiştir. Ondan
7:01
tamamen dışlanmıştır. Madalyonun diğer
7:03
yüzünde ise çok daha katı bir bakış
7:06
açısı yani normatif yaklaşım var. Eğer
7:08
siz kültürü esnek, değişebilen bir
7:11
kavram olarak değil de kesin kurallar,
7:13
maddi veya toplumsal değerler ve mutlaka
7:16
uyulması gereken yaşam biçimleri olarak
7:18
tanımlıyorsanız işte dünyaya tam olarak
7:20
bu normatif pencereden bakıyorsunuz
7:22
demektir. Bütün bu kültürel baskıların
7:24
içinde hepimiz bir izlenim yönetimi
7:27
yapıyoruz. Değil mi? Başkalarının bizi
7:29
nasıl gördüğünü kontrol etmeye
7:31
çalışıyoruz. Bunun için ilişkisel
7:33
kaynakları, etkileşimi, kimlik inşasını
7:36
ve canlandırmayı kullanırız. Ama çok
7:38
enteresandır. Mutlak bir özelklik
7:41
sağlama çabası bu izlenim yönetimi
7:43
süreci ile ilgili bir kavram değildir.
7:45
Özerklik bambaşka, tamamen izole bir
7:47
hedeftir. İşin özünde kendinizi bir
7:50
başkasına ne kadar açacağınız, ne kadar
7:51
dürüst ve şeffaf olacağınız sadece tek
7:54
bir şeye bağlı değil. Bu anlık
7:56
psikolojik durumunuzun, içsel
7:57
güdülerinizin, ihtiyaçlarınızın ve en
8:00
derin korkularınızın birbiriyle durmadan
8:02
çarpıştığı inanılmaz karmaşık bir
8:04
denklemli sonucudur. Ve işte bugünkü
8:07
analizimizi bitirirken sizi üzerine uzun
8:09
uzun düşünmeye davet ettiğim o can alıcı
8:11
noktaya geldik. Acaba konuştuğumuzda,
8:14
iletişim kurduğumuzda dışarıya yansıyan
8:16
o kimlik gerçekten kendi iç dünyamızın
8:19
bir sesi mi yoksa farkında bile olmadan
8:21
sadece içinde yaşadığımız kültürün
8:23
kurallarını mı yankılıyoruz? Bizi biz
8:25
yapan şey gerçekten hangisi? Bize
8:28
katıldığınız için teşekkürler. Bir
8:29
sonraki analizimizde görüşmek üzere.
#Jobs & Education

