Ata Aöf Kişiler Arası İletişim 2023-2024 Bütünleme Soruları
https://lolonolo.com/2026/07/30/ata-aof-kisiler-arasi-iletisim-2023-2024-butunleme-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Gelin bu kavramları birlikte masaya
0:01
yatıralım. Bugün kendi beynimizin o
0:03
karanlık dehlizlerinden çıkıp devasa
0:06
dijital dünyaya kadar uzanan inanılmaz
0:08
büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz. Çoğu
0:10
zaman farkında bile olmuyoruz ama
0:12
ağzımızdan çıkan her bir kelimeyi,
0:14
kurduğumuz her bağı hatta şu an ekrana
0:17
bakışımızı bile şekillendiren gizli bir
0:19
mimari var. İşte bugün bu açıklayıcı
0:22
incelememizde o mimariyi tamamen
0:24
parçalarına ayıracağız. Peki hiç
0:26
düşündünüz mü? Sahi hangi görünmez
0:28
güçler ilişkilerinizi ve o bitmek
0:30
bilmeyen ekran sürenizi gizlice kontrol
0:32
ediyor? Tamam hadi bu konunun
0:34
derinliklerine inelim. Şu an benim
0:36
sesimi duyarken bile zihninizde muazzam
0:38
vızır vızır bir trafik var. Bugün
0:40
kelimelerin nasıl işlediğinizden tutun
0:42
da internette nasıl gezindiğinize kadar
0:44
her şeyi ama her şeyi yöneten o gizli
0:47
kuralları açığa çıkaracağız. Çünkü
0:48
iletişim hani o sandığımız gibi sadece
0:51
birinin konuşup diğerinin dinlediği
0:52
basit bir olay falan değil. Tek
0:54
kelimeyle devasa bir sistem. Birinci
0:56
bölümümüzde başlıyoruz. Zihnin iletişim
0:58
filtresi. Mikro düzeyden makroya doğru
1:01
yapacağımız bu yolculuğun ilk durağı tam
1:03
olarak kendi kafamızın içi. Her şey tam
1:06
da burada beynimizde başlıyor. Şunu en
1:09
başından netleştirelim. İletişim
1:11
kesinlikle kelimelerin öyle havada
1:13
uçuşup karşı tarafa fiziksel bir
1:15
aktarımı değildir. Biri size bir şey
1:17
söylediğinde beyniniz bu bilgiyi bir
1:19
kargo paketi gibi alıp olduğu gibi
1:21
depoya kaldırmaz. Zihniniz dışarıdan
1:24
duyduğu her şeyi aktif olarak
1:26
filtreleyen, parçalara ayıran ve o
1:28
bildiğimiz kısa veya uzun süreli
1:30
bellekte kategorize eden adeta
1:32
hiperaktif bir fabrikatör gibi çalışır.
1:35
İşte zihninizin bu bilgileri kategorize
1:37
ederken kullandığı o küçük çekmecelere
1:39
biz şema diyoruz. Onları kafanızın
1:40
içindeki inanılmaz inatçı bir dosya
1:42
dolabı gibi düşünebilirsiniz. Şemalar
1:44
dünyayı anlamlandırmamızda kullandığımız
1:46
en temel zihinsel yapılarımız. Bilgiyi
1:49
işlememize yardımcı olup tüm
1:50
algılarımızı yönlendiriyorlar. Ama bu
1:52
inatçı dolapların bir de karanlık tarafı
1:54
var. Zihnimiz bu şemalara uymayan yeni
1:57
bir veriye, mesela kökleşmiş
1:59
önyargılarımıza ters düşen somut bir
2:01
gerçeğe rastladığında inanın bana hayır
2:03
diyor. Ona karşı çok ciddi ve katı bir
2:06
direnç gösteriyor. Şimdi bu noktada
2:08
doğru bilinen o büyük yanlışı
2:09
düzeltmemiz çok hayati. Şemalarla ilgili
2:12
en yaygın efsane onların doğuştan veya
2:14
doğum öncesinde var olduğu iddiasıdır.
2:17
Bu kesinlikle koca bir efsane.
2:19
Zihninizdeki o dosya dolapları
2:21
fabrikadan o şekilde çıkmıyor. Tamamen
2:24
ama tamamen yaşamınız boyunca
2:26
edindiğiniz deneyimlerle ilmek ilmek
2:28
yaşayarak öğrenilip inşa ediliyorlar.
2:31
Peki farklı insanların o inatçı şemaları
2:34
birbiriyle çarpıştığında ne oluyor? Asıl
2:36
ilginç olan kısım burası. Şemalar
2:39
uyuşmadığında elbette çatışma
2:40
kaçınılmazdır. Literatüre baktığımızda
2:43
insanların bu iletişim çatışmalarını
2:45
yönetmek için bazı standart temel
2:47
stratejiler geliştirdiğini görüyoruz. Ya
2:49
karşılıklı oturup problem çözme yoluna
2:51
gidiyoruz. Ya karşımızdakine boyun eğip
2:53
uyuma davranışı gösteriyoruz. Ya bir
2:55
anda saldırganlaşıyoruz ya da o durumdan
2:57
tamamen kaçınıyoruz. Ancak ne
3:00
yapmıyoruz? İşte burada çok çok kritik
3:02
bir nokta var. Suçlama. Lütfen bunu
3:05
unutmayın. Suçlama kesinlikle sağlıklı
3:08
bir çatışma çözümü veya yönetimi
3:10
stratejisi değildir. Bunu özellikle
3:12
tekrar ediyorum. Suçlama bir strateji
3:14
değil. Aksine ilişkiye aktif olarak
3:17
zarar veren ve aradaki o uçurumları
3:19
derinleştiren son derece toksik bir
3:21
hamledir. Karşınızdakini suçladığınız an
3:24
aslında çözüme giden o bütün köprüleri
3:26
kendi ellerinizle havaya uçurmuş
3:27
oluyorsunuz. Gelelim ikinci bölümümüze.
3:30
Kişilik ve yaşam evreleri. Şimdi
3:32
zihnimizin içindeki o anlık bilişsel
3:34
süreçlerden biraz daha dışarı
3:37
hayatımızın bütününe doğru kameramızı
3:39
şöyle bir uzaklaştıralım. O
3:41
bahsettiğimiz anlık bilişsel
3:42
filtreleriniz, o inatçı şemalarınız ve
3:45
çevrenizle olan tüm etkileşiminiz
3:47
zamanla birikiyor, birikiyor ve sizin en
3:50
temel imzanızı oluşturuyor. Yani
3:53
kişiliğinizi. Kişilik fiziksel ve sosyal
3:56
dünyayla nasıl etkileşime girdiğinizin
3:58
tamamen size özgü karakteristik bir
4:01
örüntüsüdür. Ve takdir edersiniz ki bu
4:03
muazzam örüntü öyle bir gecede
4:05
oluşmuyor. Çünkü kişilik gelişimi nefes
4:08
aldığımız sürece devam eden, yaşam boyu
4:10
süren bir macera. Bu zaman çizelgesine
4:13
şöyle bir baktığınızda yolculuğun ne
4:15
kadar dalgalı olduğunu hemen fark
4:17
edeceksiniz. Özellikle 13-15 yaşları
4:20
arası ah o ergenlik dönemi. Bireyin hem
4:23
biyolojik hem de bilişsel geçişleri aynı
4:26
anda yaşadığı gerçekten en sancılı evre.
4:29
Literatürde biz buna cinsel olgunluktan
4:31
hemen önce gelen büyüme parlaması
4:33
diyoruz. Sonrasında bühlerin kuramına
4:36
göre 25-45 yaş aralığına yani artık
4:38
taşların yavaş yavaş yerine oturduğu o
4:41
büyümede kararlılık evresine geçiyoruz.
4:44
Ve nihayet 60'lı yaşların sonlarına
4:46
doğru çalışma hayatına veda etmeye
4:48
psikolojik olarak hazırlandığımız
4:50
emeklilik öncesi dönem başlıyor.
4:52
Düşünsenize tüm bu evreler bizim
4:54
iletişim şeklimizi baştan aşağı radikal
4:57
bir biçimde değiştiriyor. 3üncü
4:59
bölümümüz kültür, mekan ve çekicilik.
5:03
Şimdi odak noktamızı tek bir bireyden
5:06
bireyler arası etkileşime çeviriyoruz.
5:09
İki kişinin belirli bir mekan ve kültür
5:11
içindeki o karmaşık dansına yakından
5:14
bakalım. Biliyor musunuz? İletişim
5:16
kodlarımızı doğrudan belirleyen en güçlü
5:18
şeylerden biri aslında kültürel arka
5:20
planımızdır. Zamanı nasıl algıladığınız
5:23
karşınızdaki kişiyle olan ilişkinizin
5:24
tüm temelini atar. Örneğin monokronik
5:27
yani tek eş zamanlı zaman algısına sahip
5:29
kültürleri düşünün. Bu kültürlerdeki
5:31
insanlar aynı anda beş işi birden yapmak
5:34
yerine her şeyi katı bir plan dahilinde
5:36
art arda ve sırayla yapmayı tercih eder.
5:38
İşte bu kültürel zaman algısı o ciddi iş
5:40
toplantılarınızdan tutun da
5:42
arkadaşlarınızla yaptığınız günlük
5:43
buluşmalara kadar her şeyin, her mesajın
5:45
ritmini gizlice belirler. Ve bu
5:47
gördüğümüz örnek aslında bize harika bir
5:50
şey gösteriyor. Sadece zaman değil,
5:52
mekanı algılayışımızla iletişimi
5:54
şekillendiriyor. Görsel iletişimde
5:57
nesnelerin konumlanışı bize o meşhur
5:59
derinlik hissini verir. Tıpkı ufukta
6:02
uzakta birleşiyormuş gibi görünen tren
6:04
rayları gibi. Fizikte ve sanatta biz
6:06
buna çizgisel perspektif diyoruz. Mekanı
6:09
bu şekilde algılayıp okumak dünyayı
6:11
görsel olarak nasıl paylaştığımızın çok
6:14
ama çok temel kodlarını barındırıyor.
6:16
Peki madem mekan ve kültür bu kadar
6:18
karmaşık, biz neden gidip de spesifik
6:20
olarak belli insanlara çekiliyoruz?
6:22
Neden bazılarıyla anında canciğer dost
6:24
olup bazılarına ilk görüşte aşık
6:27
oluyoruz? İşte literatürdeki tutum
6:29
benzerliği ve kişiler arası çekicilik
6:31
modeli tam da bu soruyu yanıtlıyor. Şu
6:33
kocaman o ezici çoğunluğu temsil eden
6:36
dilime bir bakın. birinden hoşlanmamızın
6:38
arkasındaki o en büyük faktör ne biliyor
6:40
musunuz? O kişiyle paylaştığımız ortak
6:43
tutumlar. Yani iletişim şemalarımız,
6:45
dünyaya bakış açımız ne kadar
6:47
örtüşüyorsa o kişiye bir mıknatıs gibi o
6:49
kadar çok çekiliyoruz. Başka hiçbir şey
6:51
bunun yerini tutamıyor. Ve son durağımız
6:54
4. bölüm. Dijital dünyada gezinmek.
6:57
Şimdi o kendi zihnimizden, ikili
6:59
ilişkilerimizden tamamen çıkıp bu
7:01
iletişimin internet aracılığıyla devasa
7:04
toplumsal bir boyuta nasıl sıçradığına
7:05
odaklanıyoruz. İnternet
7:08
en kaba, en temel, teknik tanımıyla
7:10
dünya çapında binlerce bilgisayar ağını
7:13
birbirine bağlayan o devasa iletişim
7:15
altyapısı.
7:17
Ama durun, asıl meselemiz o yer altından
7:19
geçen kablolar veya sunucular değil.
7:21
Asıl mesele bu devasa altyapının bizim
7:24
birbirimizle iletişim kurma şeklimizi
7:27
temelden nasıl yeniden icat ettiği. Asıl
7:29
can alıcı nokta tam olarak şu: Yeni
7:31
medya teknolojileri bizi resmen yapısal
7:34
bir değişime zorladı. Eskiden ne vardı?
7:37
Televizyon, radyo, gazete. Bu geleneksel
7:39
medya tamamen tek yönlüydü. Merkezden
7:42
yönetilirdi. Siz evde sadece pasif bir
7:44
alıcıydınız. Ama bugün oyun değişti.
7:47
Artık dijitallik var. Sürekli bir
7:49
etkileşim var. Bizzat sizin evet sizin
7:52
ürettiğiniz içerikler var. Artık herkes
7:55
hem bir yayıncı hem de bu çılgın sonsuz
7:58
ağın oldukça aktif bir parçası. Ve bu
8:00
yapısal dönüşüm hani o en başta
8:02
bahsettiğimiz şemalarımız var ya işte
8:04
onları bambaşka bir boyuta taşıdı.
8:06
Sosyal medya artık tamamen görsel algı
8:08
üzerine kurulu. İletişimimiz yüz yüze
8:11
değil araya giren o parlak ekranlar
8:13
sayesinde dolayımlı hale geldi. Ve belki
8:15
de en çılgıncası bize daha önce insanlık
8:18
tarihinde hiç tatmadığımız bir gücü
8:19
verdi. Anonimliği. O zihninizdeki inatçı
8:22
dosya dolaplarını hatırlıyor musunuz?
8:24
Artık o dosyalar sizin gerçek fiziksel
8:26
kimliğinizden tamamen bağımsız yepyeni
8:29
avatarlar. yepyeni dijital profiller
8:31
yaratabiliyor. Gerçekten inanılmaz değil
8:33
mi? Fakat bu noktada yeni medyanın
8:35
doğasını çok doğru okumamız lazım. Bazen
8:37
kavramları fena karıştırabiliyoruz.
8:39
Kaynaklarımız bunu çok net bir şekilde
8:41
tarafsızca ortaya koyuyor. İnternet veya
8:44
sosyal medya kullanımında karşılaşılan o
8:46
yüksek teknoloji maliyetleri var ya bu
8:48
sadece dönemsel ve ekonomik bir durum.
8:50
Kesinlikle kalıcı yapısal bir özellik
8:52
değil. Aynı şekilde ifade özgürlüğünü
8:54
engellemek veya sansür gibi uygulamalar
8:56
da bu teknolojinin kendi kodlarına
8:58
kazınmış. ona ait yapısal bir özellik
9:00
değildir. Aksine bu platformların asıl
9:03
teknik potansiyeli tamamen etkileşim ve
9:06
çok seslilik üzerine inşa edilmiştir. Ne
9:08
yolculuktu ya ama değil mi? Zihnimizin o
9:11
derinliklerindeki inatçı dosyalardan
9:13
başladık. Ergenlikten emekliliğe uzanan
9:15
yolda değişen kişiliğimize uzandık.
9:18
Zamanı ve mekanı algılayışımızın kimi
9:20
sevdiğimizi nasıl belirlediğine baktık
9:22
ve günün sonunda tüm bu görünmez
9:24
iletişim kodlarının dijital ağlara ve o
9:27
süslü avatarlarımıza nasıl sızdığını
9:29
gördük. Şimdi bu açıklayıcı incelememizi
9:32
bitirirken zihninizdeki o şema
9:34
dolaplarınıza şunu sorun. Bugün
9:36
internette beğendiğiniz bir fotoğraf ya
9:38
da kurduğunuz sıradan bir bağlantı
9:40
aslında hangi görünmez kültürel algının
9:43
veya geçmişten gelen hangi ortak tutumun
9:46
eseri? Bir sonraki incelememizde
9:48
görüşmek üzere.
#Jobs & Education

