Ata Aöf İletişime Giriş 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/07/31/ata-aof-iletisime-giris-2025-2026-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Günde ortalama on binlerce farklı mesaja
0:02
maruz kaldığımızı biliyor muydunuz?
0:04
İnanılmaz değil mi? Harika bir kaynak
0:06
incelemesine daha hoş geldiniz. Bugün
0:08
hepimizin her saniye tam ortasında
0:11
bulunduğu ama dürüst olalım üzerine pek
0:13
de kafa yormadığı bir kavramı yani
0:15
iletişimi masaya yatırıyoruz. En basit o
0:18
en mikro düzeydeki günlük
0:19
etkileşimlerimizden yola çıkıp dünyayı
0:22
saran devasa dijital ağlara kadar uzanan
0:24
gerçekten büyüleyici bir yolculuğa
0:26
çıkacağız. Bu incelemede temel
0:28
kavramları, teorileri ve hepimizin
0:30
hayatını kökten değiştiren o büyük
0:32
dijital dönüşümü adım adım keşfedeceğiz.
0:35
Hazırsanız hemen başlayalım. Peki yol
0:38
haritamızda neler var? Gündemimize şöyle
0:40
hızlıca bir göz atalım. 1. Temel yapı
0:43
taşları. 2. Kültür, beden ve anlam 3.
0:46
Gösterge ve simülasyon. 4. Kitle
0:49
iletişim gücü. 5. Temsil, kimlik ve
0:52
etik. Ve son olarak 6. Yeni medya ve
0:55
gözetim. Dop dolu bir içerik bizi
0:57
bekliyor. Hemen birinci bölümümüzle yani
1:00
temel yapı taşları ile başlıyoruz.
1:03
İletişimi gerçekten anlamak için önce o
1:06
en mikro düzeyi zihnin içine inmemiz
1:09
gerek. Süreç aslında temelde çok basit.
1:12
Kaynak mesajı üretir ve iletir. Ancak
1:15
asıl sihir işte tam olarak kod açımı
1:17
dediğimiz o an başlar. Yani alıcının bu
1:20
mesajı kendi kültürel kodlarıyla
1:22
anlamlandırması anında. Sizin
1:24
söylediğiniz şey ile karşı tarafın
1:26
anladığı şey her zaman aynı olmayabilir,
1:28
değil mi? Ve tabii bu süreci tek yönlü,
1:30
sıkıcı bir duyuru olmaktan çıkarıp
1:32
etkileşimli, canlı bir hale getiren şey
1:35
geri bildirimdir. Geri bildirim olmadan
1:37
iletişim döngüsü kesinlikle
1:38
tamamlanamaz. Peki alıcının mesajı
1:41
anlarken yaptığı bu kod açımını, bu
1:44
yorumlamayı tam olarak ne
1:45
şekillendiriyor? İşte kilit kavramımız
1:48
burada devreye giriyor. Deneyim alanı.
1:50
Şöyle düşünün. Bu bizim dünyaya
1:52
baktığımız kişisel lensimizdir. Bireyin
1:54
geçmiş yaşantıları, inançları,
1:56
tutumları, tüm bunlar gelen her bir
1:59
mesajı süzdüğümüz o zihinsel birikim
2:01
alanını oluşturuyor. Yani birine bir şey
2:03
söylediğinizde o kişi sizi sadece
2:05
kulaklarıyla duymaz. Sahip olduğu tüm
2:08
bir geçmişiyle, tüm hayat tecrübesiyle
2:10
duyar. İkinci bölüm: Kültür, beden ve
2:14
anlam. Şimdi zihnin içinden çıkıp biraz
2:17
dışa vurumlara bakalım. Şimdi bu slaytta
2:19
gerçekten çok ilginç bir nokta var. İç
2:22
dünyamızda kopan fırtınalar biz istesek
2:24
de istemesek de fiziksel olarak yüzümüze
2:26
yansıyor. Sözsüz iletişim inanın bana
2:29
çoğu zaman kelimelerin toplamından çok
2:31
daha yüksek sesle bağırır. Mesela
2:33
hoşlanmadığınız birini gördüğünüzde
2:35
yüzünüzün istemsizce asılması veya ses
2:38
tonunuz, mimikleriniz ve jestleriniz
2:40
üzerinden o duygusal ifade
2:41
mekanizmasının anında saniyesinde
2:44
devreye girmesi içsel zihnimizin en net
2:46
dışa vurumudur. Bunu saklamak neredeyse
2:49
imkansızdır. Tabii sadece kendi
2:51
bedenimiz değil bizi çevreleyen kültür
2:53
de bu iletişim dinamiklerini kökten
2:56
değiştiriyor. Fonstrom Panars'ın şu
2:58
kültürel modellerine bir bakalım. Bir
3:00
yanda sadece performansa ve yeteneklere
3:02
dayalı yani başarı odaklı toplumlar var.
3:05
Diğer yandaysa bireyin değerinin
3:07
unvanına, aile ismine veya soycına
3:10
dayandığı atıf odaklı kültürler yer
3:12
alıyor. Toplumsal değerin hangi kritere
3:14
dayandığı o toplumdaki bütün iletişim
3:16
kurallarını baştan aşağı yeniden yazar.
3:19
Kültürel bağlamdan bahsetmişken Edward
3:21
T. Hall'un meşhur yüksek bağlamlı
3:24
kültürler tanımı tam da burada karşımıza
3:26
çıkıyor. Bakın bu tür kültürlerde her
3:29
şey asla kelimelere dökülmez. Mesajlar
3:32
dolaylıdır, örtüktür ve tamamen ilişki
3:35
odaklıdır. Bırakın kelimeleri, göz
3:37
temasınız, duruşunuz veya sadece sessiz
3:40
kalmanız bile devasa mesajlar taşır.
3:42
Tıpkı o çok kalabalık aile emeklerinde
3:45
masanın öbür ucundan atılan tek bir
3:47
bakışın aslında ciltlerce laf anlatması
3:49
gibi. 3ün bölüm göstergeler ve
3:52
simülasyon. Kişilerarası kültürden çıkıp
3:55
sembollerin soyut dünyasına geçiş
3:57
yapıyoruz. Buradaki can alıcı hatta
4:00
biraz da zihin açıcı nokta şu. Ferdinand
4:03
Sosür'ün ortaya koyduğu gibi
4:05
kullandığımız kelimelerin temsil
4:07
ettikleri o fiziksel nesnelerle aslında
4:09
hiçbir doğal organik bağı yoktur.
4:12
İşittiğimiz ses olan gösterenle
4:14
zihnimizde canlanan kavram olan
4:16
gösterilen arasındaki bağ tamamen
4:18
rastgele ve saymacadır. Yani masa
4:20
kelimesinin o dört bacaklı tahta
4:22
parçasıyla fiziksel hiçbir alakası yok.
4:25
Bu sadece toplum olarak üzerinde
4:26
uzlaştığımız kocaman bir zihinsel
4:28
koddur. Ve işin çılgınca kısmı ne
4:31
biliyor musunuz? Bu rastgele semboller
4:33
bugünün dijital çağında akıl almaz bir
4:36
boyuta ulaşıyor. Jean Bodrillard'ın
4:38
simül hakları kavramını günümüze
4:40
uyarlarsak orijinali olmayan o otantik
4:42
gerçekliği tamamen yok eden kopyalardan
4:45
bahsediyoruz. Her gün sosyal medyada
4:47
gördüğümüz ya da kendi oluşturduğumuz o
4:49
kusursuz, filtrelenmiş dijital profiller
4:52
var ya işte onlar fiziki dünyada aslında
4:55
aslı olmayan birer simülakrır. Kendi
4:57
yarattığımız bu hiper gerçekliklerin
4:59
içinde durmadan kurgusal suretleri
5:02
tüketip duruyoruz. 4. bölüm. Kitle
5:05
iletişim araçlarının gücü. Soyut
5:07
sembollerden çıkıp medyanın o devasa
5:09
toplumsal etkisine bir bakalım. Medya
5:12
etkilerinin ve ona yönelik toplumsal
5:14
eleştirilerin 20. yüzyılda nasıl hızla
5:16
evrildiğini görmek gerçekten ufuk açıcı.
5:19
Kaynaklar bu süreci çok net özetliyor.
5:21
1938'de meşhur Dünyalar Savaşı Radyo
5:24
Yayını sonrasındaki o büyük panik,
5:26
medyanın kitleler üzerindeki evrensel ve
5:29
doğrudan etki tezini ciddi bir
5:31
tartışmaya açtı. Yüzyılın ortalarına
5:33
doğru Carl Hovland'ın Yale ikna
5:35
çalışmaları mesajın kitleleri nasıl ikna
5:38
ettiğini bilimsel bir temele oturttu.
5:40
1969'a geldiğimizde ise Stonewall ind
5:43
direnişi cinsel kimlik normlarını ve
5:46
medyadaki temsili kökten sorgulayan
5:48
queer kuramın filizlenmesine önemli bir
5:50
zemin hazırladı. İşte tam bu noktada
5:54
Marshall Mcluhen'ın o dahiyane tespiti
5:56
karşımıza çıkıyor. Evrensel köy.
5:59
Mcluhen'a göre elektronik medya aradaki
6:02
mesafeleri tamamen yok ederek dünyayı
6:04
küçültmüştür. Düşünsenize bu adam bunu
6:06
internetin hayatımıza girmesinden çok
6:08
çok önce henüz sadece televizyon izlenen
6:11
bir dönemde öngörmüştü. Kabloların ve
6:13
sinyallerin tüm dünyayı her olaya aynı
6:16
anda reaksiyon veren devasa bir köye
6:18
dönüştüreceğini ta o zamandan anlamıştı.
6:20
Gerçekten inanılmaz. Tabii bu evrensel
6:23
köyün baş döndürücü hızı eski dostumuz
6:26
geleneksel basılı medyanın yavaşlığıyla
6:28
çok keskin bir tezat oluşturuyor. Basılı
6:31
medya doğası gereği yavaş tüketilen ve
6:33
ciddi bir bilişsel çaba gerektiren bir
6:35
yapıdadır. Bir kitabı okurken
6:37
durursunuz, düşünürsünüz, okuduğunuzu
6:39
sindirirsiniz. Oysa elektronik medyanın
6:42
en temel, en belirgin özelliği sınır
6:44
tanımaz olması ve anlık ışık hızında bir
6:47
yayılma gücüne sahip olmasıdır. 5.
6:50
bölüm: Temsil, Kimlik ve Etik. Medya
6:54
sadece bilgi vermez. Aynı zamanda
6:56
kimliğimizi de şekillendirir. Medyanın
6:58
bu kimlik inşasına nasıl yaptığını
7:00
anlamak için bu eleştirel kuramlara
7:02
objektif bir gözle bakmak şart.
7:04
Kaynaklarımız bunu şöyle aktarıyor.
7:06
Örneğin Stort Hall'a göre medyanın asıl
7:09
rolü dünyayı olduğu gibi yansıtmak
7:11
değil, olayları seçip belirli bir
7:13
çerçeveden sunarak egemen anlamı yeniden
7:15
üretmektir. Carl Marx'ın kuramındaysa
7:18
kültür ve ideoloji temelde ekonomik
7:20
ilişkilerin oluşturduğu altyapı
7:22
tarafından belirlenir. Toplumsal
7:24
cinsiyet kavramı da yine bu eleştirel
7:26
bağlamda ele alınır. biyolojik
7:27
farklılıklardan ziyade toplumun kadın ve
7:30
erkeğe kültürel olarak atfettiği
7:32
rollerin inşasını ifade eder. Peki medya
7:35
bu kadar güçlü bir kurgu ve temsil
7:37
aracıysa onu rayında tutan şey nedir?
7:39
Tabii ki etik. Terazinin bir kefesinde
7:42
çoğunluğun iyiliğini yani o en büyük
7:44
mutluluk ilkesini merkeze alan faydacı
7:46
etik duruyor. Fakat terazi kırıldığında
7:49
işte o zaman etik ihlaller başlıyor.
7:52
Medya kuruluşlarının adaleti, dengeyi ve
7:54
halkı şeffafça bilgilendirme görevini
7:56
bir kenara bırakıp sadece güç
7:58
sahiplerinin sözcüsü bir megafonu haline
8:00
gelmesi iletişim etiği açısından en
8:03
ciddi ihlallerden biri olarak kabul
8:05
ediliyor. 6. bölüm. Yeni medya ve
8:07
gözetim.
8:09
Ve geldik hikayemizin o büyük dijital
8:11
zirvesine. Yeni medyanın DNA'sını çözmek
8:14
için Lev Manovi'in değişkenlik ilkesine
8:17
bakmamız gerekiyor. Bakın eski medyada
8:19
bir kitap basılırdı ve konu orada
8:21
kapanırdı. Öylece kalırdı. Ama yeni
8:23
medyada dijital nesneler asla sadit
8:26
değil. her an güncellenebiliyor. Farklı
8:28
versiyonlarda sonsuz kez
8:30
türetilebiliyor. İşin içine bir de
8:32
algoritmalar ve yapay zeka girdiğinde
8:34
insan merkezli teknoloji tasarımı
8:36
gerçekten yaşamsal bir mesele haline
8:38
geliyor. Yani teknolojinin insanı sadece
8:41
bir veri yığınına indirgemek yerine
8:44
insan ihtiyaçlarını ve etik değerleri
8:46
sistemin tam merkezine koyması
8:48
gerekiyor. İnsan merkezli bir tasarıma
8:50
neden bu kadar umut bağladığımızı şu
8:53
sert ama bir o kadar da gerçekçi kavram
8:55
çok iyi açıklıyor. Gözetim kapitalizmi.
8:58
Şoşana Zubof'un bu çarpıcı teorisi bize
9:00
şunu söylüyor. Günümüzün o devasa
9:03
platform ekonomisi bizim en mahrem
9:05
dijital davranışlarımızın
9:07
metalaştırılması yani alınıp satılan bir
9:09
mala dönüştürülmesi üzerine kuruludur.
9:12
Gece yarısı yaptığınız o masum aramalar,
9:14
izlediğiniz kısacık videolar hatta
9:17
sadece beğeni butonuna tıkladığınız her
9:19
an [homurdanır] hepsi devasa veri
9:21
tabanlarına gidiyor ve nak çevriliyor.
9:24
Ve bütün bu veri toplama ve analiz
9:26
sürecinin bizi usulca hapsettiği yer tam
9:28
olarak burası. Filtre balonu. İnternetin
9:31
bize tüm dünyanın bilgisini sınırsızca
9:34
sunduğunu sanıyoruz değil mi? Harika bir
9:36
özgürlük hisse. Oysa arka planda çalışan
9:38
algoritmalar bizi platformda daha uzun
9:40
süre tutabilmek için sadece mevcut
9:43
düşüncelerimizi onaylayan zaten hoşumuza
9:45
gidecek bilgileri karşımıza çıkarıyor.
9:47
Dünyanın en devasa iletişim ağının tam
9:49
ortasında dururken aslında eşi benzeri
9:52
görülmemiş derecede dar bir bilgi
9:54
alanına hapsediliyoruz. Kendi
9:55
yansımalarımızdan oluşan koca bir yankı
9:57
odası. En basit kişisel iletişim
10:00
döngüsünden çıkıp devasa dijital veri
10:03
ağlarına, gözetim sistemlerine kadar
10:05
uzandığımız bu derinlemesini incelemenin
10:08
sonuna geldik. Sizi şu kışkırtıcı
10:10
soruyla başa bırakmak istiyorum. Kendi
10:13
dijital filtre balonlarımızın içinde
10:15
gerçekten kendi inşa ettiğimiz özgür
10:17
gerçekliğimizi mi yaşıyoruz? Yoksa
10:19
kodların ve algoritmaların bizim için
10:21
yazıp önümüze sunduğu dev bir kurguyu mu
10:23
tüketiyoruz? Telefonunuzda o bir sonraki
10:26
kaydırmayı yaparken bunu bir düşünün
10:28
derim. Bilginin peşinde kaldığınız için
10:30
çok teşekkürler. Bir sonraki incelemede
10:32
görüşmek üzere.
#Jobs & Education

