0:00
Herkese merhaba. Bu bölümde bir
0:01
işletmeyi ayakta tutan o karmaşık
0:03
mekanizmanın içine dalıyoruz. Rehberimiz
0:05
ise Ata AF Üniversitesi için hazırlanmış
0:08
bir çalışma kılavuzu olacak. Hadi bir
0:10
işletmenin anatomisini birlikte
0:12
çıkaralım. Şimdi gelin bir işletmeyi bir
0:14
an için o bildiğimiz dinalar veya
0:17
logolar olarak düşünmeyelim. Onu daha
0:19
çok her bir parçasının birbiriyle
0:21
mükemmel bir uyum içinde çalıştığı,
0:23
yaşayan, nefes alan bir organizma ya da
0:25
karmaşık bir makine gibi hayal edelim.
0:28
Bu makineyi parça parça, adım adım
0:30
inceleyeceğiz. Önce her şeyin başladığı
0:32
yere yani ürünün yapıldığı makine
0:34
dairesine ineceğiz. Sonra bu makinenin
0:36
yakıtı olan paranın izini süreceğiz.
0:39
Ardından her şeyi yöneten merkezi
0:41
işlemciye yani beyne bakacağız. Ve son
0:44
olarak da bu makinenin dünyaya nasıl
0:46
seslendiğini ve kendini nasıl sürekli
0:48
güncel tuttuğunu göreceğiz. Her
0:50
işletmenin kalbi sattığı ürün veya
0:52
hizmettir. Ama o ürünü üretmek ve
0:55
sürekli olarak raflarda tutabilmek
0:57
üretim ve envanter yönetiminde tam bir
0:59
ustalık gerektirir. İşte şimdi makinenin
1:02
o gürültülü ama hayati dairesindeyiz.
1:05
Düşünsenize bir şirketin malzeme
1:08
sorumlusu sizsiniz. Çok sık sipariş
1:10
verseniz nakliye maliyetleri uçar gider.
1:13
Çok beklerseniz bu sefer de üretim durma
1:16
riskiyle karşı karşıya kalırsınız. İşte
1:18
bu ikisi arasında maliyetleri en aza
1:20
indiren o sihirli bir an var. Ve inanın
1:24
bu tamamen matematikle ilgili. Peki
1:26
nedir bu sihirli an? Standart bir
1:29
hesaplamayla cevap. Her 24 günde bir.
1:32
Evet, yanlış duymadınız. Bu bir tahmin
1:34
değil. Arkasında sağlam bir bilimsel
1:36
hesaplama var. İşte bu mükemmel dengeye
1:39
ekonomik sipariş miktarı adı verilen bir
1:41
formül sayesinde ulaşıyoruz. Bu formül
1:44
ne yapıyor biliyor musunuz? sipariş
1:46
verme masrafıyla eldeki malı depoda
1:48
tutma masrafını teraziye koyuyor ve tam
1:51
ortadaki o en karlı noktayı bize
1:53
söylüyor. Tamam motorumuz tıkır tıkır
1:55
çalışıyor harika ama bu motorun yakıtını
1:58
nereden bulacağız? İşte bu soru bizi her
2:01
işletmenin can damarına yani finans
2:04
konusuna getiriyor. Bir şirketin
2:05
finansal sağlığını kontrol etmek aslında
2:08
bir doktorun hastayı muayene etmesine
2:10
çok benziyor. Elinizdeki ilk araç
2:12
bilançodur. Bilanço şirketin o anki
2:14
finansal röntgen filmi gibidir. Ama asıl
2:17
derinlemesine teşhisi oran analizi gibi
2:19
tekniklerle koyarsınız. Bu oranlar size
2:22
şirketin ne kadar borçlu olduğunu, ne
2:24
kadar karlı olduğunu yani kısacası ne
2:26
kadar sağlıklı olduğunu söyle. Peki
2:29
işletmeler bu parayı nereden buluyor?
2:31
Aslında iki temel yol var. Günlük
2:33
harcamalar, maaşlar gibi şeyler için
2:35
satıcı kredileri gibi kısa vadeli hızlı
2:38
çözümlere başvuruyorlar. Ama yeni bir
2:40
fabrika açmak gibi, büyük yatırımlar
2:42
için tahvil çıkarmak gibi daha uzun
2:44
vadeli ve büyük sermaye gerektiren
2:46
yolları tercih ediyorlar. Bu kısa vadeli
2:49
araçlardan en yaygını satıcı
2:51
kredileridir. Bu aslında ne demek
2:53
biliyor musunuz? tedarikçinizin size
2:55
malı verip acele etme ödemeyi bir ik ay
2:58
sonra yaparsın demesidir. Yani size bir
3:00
nevi nefes alma payı bırakmasıdır.
3:03
Ürünümüz hazır. Kasada paramız da var.
3:05
Harika. Eee, peki bu geminin kaptanı kim
3:08
olacak? Bu kadar çok parçayı kim bir
3:10
arada tutacak? İşte şimdi makinenin
3:12
beynine yani yönetime geliyoruz. Şöyle
3:15
bir yüzy yıl öncesine gidelim. O
3:17
zamanlar en büyük dertlerden biri şuydu.
3:19
Devasa fabrikalarda yüzlerce binlerce
3:22
insan çalışıyor ama ortada tam bir kaos
3:24
var. Kimin ne iş yaptığı belli değil.
3:26
İşe alımlar genellikle tanıdıkla, adam
3:28
kayırmayla yapılıyor. İşte bu kaosa bir
3:31
çazım arayan sosyolog Max Weber
3:33
bürokrasi adını verdiği ideal bir
3:35
organizasyon modeliyle ortaya çıkıyor.
3:37
Şimdi bürokrasi kelimesi kulağa biraz
3:40
itici geliyor olabilir ama durun. Webar
3:42
için bu kelimenin anlamı bugünkü gibi
3:44
kağıt işleri ve yavaşlık değil. Tam
3:46
tersine verimlilik, adalet ve liyakat.
3:50
Peki neydi bu ideal düzenin temel
3:52
taşları? Birincisi herkesin kendi
3:55
alanında uzmanlaştığı bir iş bölümü.
3:58
İkincisi kimin kime rapor vereceğinin
4:01
net olduğu bir yetki hiyerarşi. Üçüncüsü
4:04
kararların kişisel duygularla değil
4:07
herkese eşit uygulanan kurallarla
4:09
alınması ve son olarak da işe alımların
4:12
sadece ve sadece yetkinliğe yani
4:14
liyakate göre yapılması. İşte bu beynin
4:17
yani yönetimin en kritik görevlerinden
4:19
biri de yönetmedir. Bu sadece emirler
4:22
yağdırmak değildir. Tıpkı bir orkestra
4:25
şefi gibi düşünün. Şef sadece notaları
4:27
göstermez, değil mi? Müzisyenlere ilham
4:29
verir. Onları ortak bir hedefe, o
4:31
muhteşem performansa doğru coşkuyla
4:33
yönlendirir. İşte iyi bir yönetim tam da
4:36
budur. Makinemizi kurduk, beynini
4:38
yerleştirdik, tıkır tıkır çalışıyor. Ama
4:40
kimsenin bundan haberi yoksa bütün bu
4:43
çabanın ne anlamı kalır? İşte şimdi
4:45
sahneye megafon çıkıyor. Yani pazarlama
4:48
ve iletişim. Sıkça karıştırılan bir konu
4:50
var. Halkla ilişkiler yani PR
4:53
pazarlamanın sadece biraz daha havalı
4:55
söylenmiş hali midir? Gerçekten ikisi de
4:58
aynı şey mi? Kesinlikle hayır. Arada
5:00
dağlar kadar fark var. Şöyle düşünün.
5:03
Halkla ilişkiler uzun vadeli bir ilişki
5:05
için güven inşa etmektir. Şirketin
5:07
itibarını yönetmektir. Pazarlamaya daha
5:10
nettir. Amacı doğrudan satış yapmaktır.
5:13
Biri kalpleri kazanmaya çalışır, diğeri
5:16
cüzdanları. Bu pazarlama evreninde bir
5:19
de simsarlar gibi kilit oyuncular var.
5:21
Bunlar kim mi? Onlar piyasanın çöp
5:24
çatanlarıdır. Alıcıyla satıcıyı bir
5:26
araya getirirler. Anlaşmayı sağlarlar
5:28
ama ürünün mülkiyetini hiçbir zaman
5:30
üstlerine almazlar. Sadece aracılık
5:32
yaparlar. Ve geldik son bölüme.
5:34
Unutmayın ne kadar sağlam olursa olsun
5:37
hiçbir makine sonsuza dek aynı kalamaz.
5:40
Hayatta kalmak ve rekabette önde olmak
5:42
için sürekli yenilik yapmak, büyümek ve
5:44
değişen dünyaya ayak uydurmak yani
5:46
kendini upgrade etmek zorundadır. Bir
5:49
şirketin yurt dışına açılmasının en
5:51
akıllıca yollarından biri de sahip
5:54
olduğu fikri mülkiyetini yani patentini
5:56
veya markasını bir ücret karşılığında
5:59
başka bir şirkete kiralamasıdır. Peki bu
6:02
anlaşmanın adı nedir? Bu yönteme
6:05
uluslararası genişlemenin temel
6:07
stratejilerinden biri olan lisans
6:09
anlaşması denir. Ve elbette tüm bu
6:12
değişimin, bu evrimin arkasındaki asıl
6:14
motor araştırma ve geliştirmedir. Yani
6:16
hepimizin bildiği adıyla ARGE. ARGE'nin
6:19
tek bir amacı vardır. Sürekli olarak
6:21
yenilik yaparak şirkete rekabet avantajı
6:23
kazandırmak. Gördüğümüz gibi bir işletme
6:26
aslında her bir parçasının hayati olduğu
6:29
birbirine bağlı karmaşık bir makine. Bu
6:31
da bizi son ve belki de en önemli soruya
6:33
getiriyor. Teknoloji ve toplum bu kadar
6:35
hızlı değişirken sizce önümüzdeki 10
6:38
yılda bir işletmenin başarısı için bu
6:40
parçalardan hangisi en kritik olacak?
6:42
Ürünü üreten motor mu? Her şeyi finanse
6:45
eden yakıt mı? İnsanları yöneten beyin
6:47
mi? Yoksa dünyaya hikayesini anlatan
6:49
megafon mu? Bu sorunun cevabı üzerine