Ata AÖF Felsefe 2023-2024 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/07/08/ata-aof-felsefe-2023-2024-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selam. Bugün o kafa karıştırıcı yoğun
0:03
sınav notlarını alıp insan düşüncesinin
0:05
büyüleyici bir yolculuğuna
0:07
dönüştüreceğimiz yepyeni bir görsel
0:09
rehberle karşınızdayım. Sadece sayfalar
0:12
dolusu teoriyi okuyup geçmeyeceğiz.
0:13
Tabii ki birlikte gerçekliğin, sanatın
0:16
ve içinde yaşadığımız toplumun o temel
0:18
çekirdeğine inip bunları gerçekten
0:20
kavramaya çalışacağız. Felsefe başta
0:23
gözünüze biraz karmaşık, biraz soyut
0:25
gelebilir ama inanın bana doğru bir
0:27
bakış açısıyla yaklaştığımızda aslında
0:29
hepimizin her gün kendi kendine sorduğu
0:31
o tanıdık soruların bir yansımasından
0:33
ibaret. Hazırsanız lafı uzatmadan hemen
0:36
başlayalım. İnsanlığın bu en büyük
0:39
sorularına doğru yapacağımız yolculukta
0:41
aslında dört ana durağımız var. Önce
0:43
varlık ve eğitim felsefesine bakacağız.
0:45
Ardından sanat ve dil felsefesine
0:47
geçeceğiz. Oradan etik, hukuk ve siyaset
0:50
diyeceğiz ve en sonunda da tüm bunları
0:52
toparlayıp aktif insan olmak ne demek
0:54
onunla bitireceğiz. O zaman hiç vakit
0:57
kaybetmeden ilk durağımızla yani varlık
1:00
ve eğitim felsefesiyile yola koyulalım.
1:02
Bakalım filozoflar o koskoca gerçeklik
1:04
kavramını nasıl tanımlamış ve eğitim
1:06
sistemimizi bunun üzerine nasıl inşa
1:08
etmeliyiz demişler. Şimdi karşımızda
1:11
ontolojinin yani varlık felsefesinin
1:14
kelimenin tam anlamıyla ağır topları
1:16
var. Mesela Aristoteles'e bir bakın. O
1:19
felsefeyi varlık olmak bakımından
1:21
varlığı inceleyen ilim olarak
1:23
tanımlıyor. Yani işin en temel, en saf
1:25
kökenine iniyor. Lebnis ise bambaşka bir
1:28
pencereden bakıp Theodissey eserinde
1:30
kötülük problemine inanılmaz iyimser bir
1:33
açıklama getirerek içinde yaşadığımız bu
1:36
dünyanın mümkün dünyaların en iyisi
1:38
olduğunu savunuyor. Ne kadar ilginç
1:39
değil mi? Ve tabii bir de David Hum var.
1:42
Hum kendinden öncekilerden çok farklı,
1:45
oldukça radikal bir emperist. Ona göre
1:47
deney ve duyularımızdan gelmeyen her
1:49
türlü bilgi tamamen reddedilmeli. Yani
1:51
sadece dokunabildiğiniz, görebildiğiniz,
1:54
kısacası deneyimleyebildiğiniz şeyler
1:56
gerçektir diyor. Varlık demişken burada
1:59
gerçekten durup düşünmemiz gereken bir
2:01
kavram var. Panteizm yani tüm
2:03
tanrıcılık. Bu anlayış tanrı ve evreni
2:06
bir ve tamamen aynı kabul eder. Bakın bu
2:08
sadece eski teolojik bir fikir falan
2:10
değil. çevremize, doğaya bakış açımızı
2:12
kökten değiştirecek bir şey. Eğer evren
2:15
ve Tanrı aynı şeyse o zaman şu an
2:17
etrafınızdaki ağaçlara, gökyüzündeki
2:19
yıldızlara ve hatta birbirimize
2:21
bakışımız tamamen farklı bir boyuta
2:23
taşınmaz mı? İlahi olanla doğal olan
2:25
arasındaki o görünmez sınırı tamamen
2:27
ortadan kaldırıyor. Muazzam bir bakış
2:29
açısı. Peki bu farklı gerçeklik algıları
2:33
eğitime nasıl yansıyor? İşte can alıcı
2:35
nokta tam olarak bu iki zıt görüşün
2:37
çatışmasında yatıyor. İdealist eğitim
2:40
modeli diyor ki gerçeklik tamamen
2:42
zihinsel ve ruhsaldır. Bu yüzden de
2:44
eğitim evrensel ve asla değişmeyen o
2:46
sabit ilkeler üzerine kurulmalıdır. Ama
2:48
öte yandan Herakleitos'a baktığınızda
2:51
mutlak bir durağanlık fikri tamamen bir
2:53
yanılsama. Ona göre değişim işin
2:55
aslıdır. Bu yüzden de öyle durağan,
2:57
değişmez, sabit bir bilginin var olması
3:00
kelimenin tam anlamıyla imkansızdır.
3:02
Heraklitos'un bu çarpıcı görüşünü şu
3:05
ünlü ifadeyle zihnimize bir kazıyalım
3:07
bence. Panta Rei yani her şey akar. Bu
3:11
kısacık söz bazı filozoflar için sürekli
3:14
değişimin, varoluşun tek gerçek kuralı
3:17
olduğunu yüzümüze vuruyor. Hani o meşhur
3:19
laf vardır ya aynı nehirde iki kez
3:21
yıkanamazsınız. Neden? Çünkü ikinci kez
3:23
girdiğinizde ne o nehir aynı nehirdir ne
3:26
de siz aynı insansınızdır. Şimdi gelin
3:29
ikinci bölümümüze, sanat ve dil
3:31
felsefesine geçelim. Bakalım varlık
3:34
felsefesinden aldığımız bu temel
3:35
düşünceler güzellik ve dil aracılığıyla
3:38
kendini dışa nasıl vuruyor? Estetiği
3:41
böyle temel bileşenlerini ayırdığımızda
3:43
aslında güzelliğin doğasını, estetik
3:45
yargılarımızı ve sanatın tam olarak ne
3:47
olduğunu sorguladığımızı görüyoruz.
3:49
Ancak burada asıl çarpıcı olan yaklaşım
3:52
sanatı baştan aşağı bir yaratım süreci
3:54
olarak ele almaktır. Bu anlayışa göre
3:57
sanat eseri tamamen sanatçının o eşsiz
4:00
özgün ürünüdür. Hegel, Crootchee ve
4:02
Collingwood gibi büyük düşünürlerin de
4:04
savunduğu bu görüş sanatı doğanın basit
4:06
bir taklidi olmaktan çıkarıp yepyeni ve
4:09
orijinal bir yaratım eylemi olarak
4:11
zirveye taşıyor. Şimdi o özgün yaratım
4:14
vurgusunu Kant'ın şu çok keskin güzel
4:17
tanımıyla bir karşılaştırın. Kant'a göre
4:19
güzel hiçbir maddi çıkar veya fayda
4:22
beklentisi olmaksızın sadece ve sadece
4:25
duyulan saf hazın nesnesidir.
4:27
Düşünsenize bir şeye gerçekten güzel
4:30
diyebilmeniz için ondan hiçbir gizli
4:32
beklentinizin, hiçbir menfaatinizin
4:34
olmaması gerekiyor. Tamamen tarafsız,
4:37
dupuru bir estetik zevk. Sanata çok daha
4:40
evrensel, çok daha çıkarsız bir
4:42
pencereden bakmamızı sağlıyor bu.
4:44
Sanattan yavaş yavaş dile doğru
4:46
kaydığımızda ise karşımıza semantik yani
4:49
anlam bilim çıkıyor. Anlam bilim
4:51
ağzımızdan çıkan o soyut kelimelerle
4:54
dünyada temsil ettikleri fiziksel
4:56
nesneler arasındaki o inanılmaz derecede
4:58
kritik köprü. Aslında ifadelerin
5:00
anlamını ve nesneyle olan bu ilişkisini
5:03
incelemek dil felsefesinin tam kalbidir.
5:05
Çünkü düşünsenize eğer kelimelerin
5:08
anlamı üzerinde uzlaşamazsak içinde
5:10
yaşadığımız gerçeklik üzerinde de
5:11
uzlaşamayız. Öyle değil mi?
5:14
Dil felsefesi denilince Roland Bartas'ın
5:16
o devasa katkısını es geçemeyiz. O işi
5:19
sadece kelimeleri analiz etmekte
5:21
bırakmadı. Gösteren ve gösterilen
5:23
analizleri aldığı çok daha derin bir
5:25
şeyle yani kültürel çözümlemelerle
5:27
birleştirdi. Bu hamle o kadar büyüktü ki
5:30
felsefeyi yapısalcılığın o katı
5:32
sınırlarından çekip çıkardı ve
5:34
postyapısalcılığın çok katmanlı yepyeni
5:36
dünyasına itti. Onun sayesinde dilin
5:38
sadece birbiriyle konuşma aracı
5:40
olmadığını, aynı zamanda hepimizi
5:42
şekillendiren devasa bir kültürel kodu
5:44
olduğunu anlıyoruz. Geldik 3üncü
5:47
bölümümüze. Etik, hukuk ve siyaset.
5:50
Artık bireysel ifadeden, sanat ve dilden
5:53
biraz uzaklaşıp toplumsal boyuta
5:54
geçiyoruz. Birlikte nasıl yaşayacağız?
5:57
Kendimizi nasıl yöneteceğiz? Ve o çok
5:59
aradığımız adaleti nasıl bulacağız?
6:02
Tıkır tıkır işleyen kanunlara ve bir
6:04
düzene sahip olmadan önce olmazsa olmaz
6:07
bir şeye ihtiyacımız var. Meşruiyet. Çok
6:09
basit bir kelime gibi duruyor ama
6:11
inanılmaz güçlü. Siyasal iktidarın
6:13
toplum tarafından haklı ve yasal kabul
6:15
edilmesi demek bu. Yani halk gücü elinde
6:17
tutan insanların gerçekten orada olma
6:19
hakkına sahip olduğuna inanmalı.
6:21
Düşünürseniz meşruiyet olmadan
6:23
kullanılan güç sadece ama sadece
6:25
zorbalıktır. Bu konuda asıl büyüleyici
6:28
olan şey iki zıt ekol arasındaki o
6:30
müthiş gerilim. Bir tarafta insanın
6:33
doğuştan sahip olduğu evrensel ve temel
6:36
insan haklarını sonuna kadar savunan
6:38
doğal hukuk ekolü var. Bu dünyanın
6:40
neresinde doğarsanız doğun sahip
6:43
olduğunuz temel bir standarttır diyor.
6:45
Ama diğer tarafta Herder'in çok dikkat
6:48
çekici bir görüşü var. Herder diyor ki
6:50
her toplum ancak ve ancak kendi özgün
6:53
kültürel koşulları içerisinde
6:54
değerlendirilmelidir. Yani öyle herkes
6:57
için geçerli evrensel kuralları bir
6:59
kenara bırakın. Her kültürün kendi özel
7:01
bağlamına inmek zorundasınız." diyor.
7:03
İşin garibi her kültürel farklılıklara
7:06
bu kadar güçlü bir vurgu yapmasına
7:08
rağmen insanlık tarihinin de öyle
7:11
rastgele olaylardan ibaret olmadığını
7:13
savunuyor. Ona göre tarih boyunca o
7:15
büyük insanlık zaman çizelgesini yöneten
7:18
tanrısal bir uyum, üstün bir düzen var.
7:21
Yani görünüşte ne kadar farklı, ne kadar
7:24
kopuk olursak olalım bir şekilde çok
7:26
daha büyük ilahi bir planın veya uyumun
7:29
parçası olduğumuza inanıyor. Peki toplum
7:32
içindeki bu devasa uyumda bizler
7:34
birbirimizle nasıl sağlıklı bağlantı
7:35
kuracağız? Burada cevap için varoluşçu
7:38
filozof Carl Jaspers'e kulak veriyoruz.
7:41
Jaspers iletişimi öyle basit bir merhaba
7:44
nasılsın eylemi olmaktan çıkarıyor ve üç
7:46
derin katmana ayırıyor. Genel bilinç,
7:49
tin ve varoluşsal katman. Ona göre
7:52
gerçek bir iletişim kurmak sadece
7:54
havadan sudan bilgi alışverişi yapmak
7:56
değil. Varoluşlarımızın bu derin
7:58
seviyelerde birbiriyle gerçekten temas
8:00
etmesidir. Peki toplum içinde hem meşru
8:03
hem uyumlu hem de tamamen etik bir
8:05
şekilde yaşamanın kilit noktası nedir?
8:08
Aristoteles'in o ünlü felsefesine göre
8:10
cevap çok net. Altınorta. Erdemli olmak
8:13
demek uç noktalardan kaçınmak ve her
8:15
zaman o mükemmel dengeli orta yolu
8:17
bulabilmektir. Mesela cesaret aslında
8:20
korkaklık ile gözü kapalılık arasındaki
8:22
o altın ortadır. Bu gerçekten günlük
8:24
hayatımızda, iş yerinde, ilişkilerimizde
8:26
alacağımız her kararı
8:28
uygulayabileceğimiz muazzam pratik bir
8:30
felsefe. Ve işte 4. son bölümümüz. Aktif
8:33
insan olmak. Varlığın doğasını konuştuk.
8:36
Sanatın ve dilin ifadesini inceledik.
8:39
Toplumun ve etiğin kurallarına baktık.
8:41
Tüm bunlar bizi aslında insan olmanın
8:43
tam olarak ne anlama geldiğine dair o
8:45
son muhteşem birleştirici sonuca
8:48
getiriyor. Kaynak materyalimizden
8:50
aldığımız bu güçlü ifade şu ana kadar
8:52
üzerine konuştuğumuz tüm o derin
8:54
teorileri adeta tek bir cümlede
8:56
özetliyor. İnsan olaylara karşı duruş
8:58
sergileyen ve tavır alan aktif bir
9:00
varlıktır. Yani bizler öylece oturup
9:03
olayların akışına kapılan pasif
9:05
izleyiciler falan değiliz. Bilgiyi biz
9:07
işliyoruz. Güzelliği biz yaratıyoruz.
9:09
Dili biz şekillendirip toplumu biz
9:11
yönetiyoruz. Anlayacağınız bizler
9:14
tarihin, siyasetin ve sanatın son derece
9:16
aktif başrol katılımcılarıyız. Bugün bu
9:19
görsel rehberimizde adım adım
9:22
incelediğimiz tüm o derin, sarsıcı
9:24
felsefi kavramlardan yola çıkarak kendi
9:27
içsel yolculuğunuzda düşünmeniz için
9:29
sizi bu son ama belki de en kritik
9:31
soruyla başa bırakmak istiyorum. Eğer
9:34
insan tavır alan, aktif bir varlıksa,
9:37
siz, evet, bizzat siz hayata karşı nasıl
9:40
bir duruş sergiliyorsunuz? Olayların
9:42
sizi oradan oraya sürüklemesine izin mi
9:44
veriyorsunuz? Yoksa varlık felsefesinden
9:47
etiğe kadar konuştuğumuz bu değerlerle
9:49
kendi altın ortanızı, kendi
9:51
gerçekliğinizi mi yaratıyorsunuz?
9:53
Üzerine düşünmeye kesinlikle değer. Öyle
9:55
değil mi? Bu incelemede bana eşlik
9:57
ettiğiniz için çok teşekkürler. Bir
9:59
sonraki rehberimize kadar lütfen
10:01
sorgulamaya ve o aktif duruşunuzu
10:03
korumaya devam edin.
#Jobs & Education

