Auzef Antropojenik Jeomorfoloji 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/05/08/antropojenik-jeomorfoloji-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Doğanın o en büyük, en
0:03
durdurulamaz gücünü keşfedeceğimiz bu
0:05
incelememize hoş geldiniz. Şöyle bir
0:07
düşünelim. Çoğu zaman kendimizi bu
0:09
gezegenin sadece sakinleri, hani gerip
0:11
geçici misafirleri olarak görüyoruz,
0:13
değil mi? Ama bugün işleri biraz
0:15
değiştireceğiz. İnsanlığı sadece
0:18
yeryüzünde yaşayan sıradan canlılar
0:20
olarak değil, kelimenin tam anlamıyla
0:22
yerküreği baştan aşağı yeniden
0:24
şekillendiren en büyük jeolojik güç
0:26
olarak ele alacağız. Evet, kesinlikle
0:28
doğru duydunuz. Rüzgarlar, coşkun
0:31
nehirler veya o devasa buzullar kadar
0:34
hatta açıkçası onlardan çok daha hızlı
0:36
bir şekilde dünyanın kabuğuna oyan bir
0:38
güçten bahsediyorum. Yani kendimizden.
0:41
Hazırsanız antropojenik jeomorfolojinin
0:43
o akıl almaz dünyasına adım atıyoruz.
0:46
Tamam. Hemen hızlıca yol haritamıza bir
0:48
göz atalım. Bu gündem gezegenimizi nasıl
0:51
değiştirdiğimize dair viza sınavınızda
0:53
veya çalışmalarınızda kullanacağınız
0:55
nihai zihin haritanız olacak.
0:58
1. Antroposenin gelişi. 2. Jeomorfik
1:01
ayak izini hesaplamak 3. Jeosferler
1:04
arası zincirleme reaksiyon ve son olarak
1:06
4. Mega yapılar ve gezegenin yeni yüzü.
1:10
Hadi başlayalım. Birinci bölümümüz
1:12
antroposenin gelişi. Şimdi sizden o
1:15
bildiğiniz buzulları, devasa kanyonları
1:18
veya çağlayan nehirleri bir anlığına
1:19
unutmanızı istiyorum. Bunun yerine şöyle
1:22
bir dönüp aynaya bakın. Çünkü şu an
1:25
kelimenin tam anlamıyla dünyanın baş
1:27
heykel tıraşıyla göz göze geliyorsunuz.
1:29
İşte her şeyin temelinde yatan o devasa
1:32
kavram antroposen yani namı diğer insan
1:35
çağı. Bakın bu öyle sıradan sıkıcı bir
1:37
tarihsel terim falan değil. İnsanlığın
1:40
yerkürü üzerindeki etkilerinin artık
1:42
mutlak zirveye ulaştığı o dönemin tam
1:44
adı. Artık sadece bina inşa etmiyoruz.
1:48
Jeolojik bir fail gibi, bir doğa gücü
1:50
gibi çalışıyoruz. Yani kıyı
1:52
topografyasını devasa dolgularla baştan
1:54
çiziyoruz. Binlerce yıllık akarsuyu
1:57
yataklarının yönünü bir çırpıda
1:59
değiştiriyoruz ve yamaç dengelerini
2:01
bozarak o dev kütle hareketlerini yani
2:03
heyelanları resmen kendi ellerimize
2:06
tetikliyoruz. Morfolojik süreçler
2:08
üzerindeki bu etkimiz gerçekten
2:10
inanılmaz boyutlarda. Peki biz bu çağa
2:13
nasıl geldik? Şöyle bir zaman
2:15
çizelgesine bakarsak jeolojik zaman
2:17
ölçeğinde quater yani 4. zaman diliminin
2:20
içindeyiz. 2.58 milyon yıl önce başlayan
2:23
Pleosen'i 11.700 yıl önce başlayan
2:26
Holosen izledi ve sonra jeolojik ölçekte
2:30
adeta bir göz kırpma anı kadar kısa bir
2:32
süre önce 2000'lerin başında Nobel
2:34
ödüllü Paul Ruten ve ekibi çıktı ve bu
2:37
yeni kavramı popülerleştirdi. Antroposen
2:40
yani doğa bilimleri bile artık bizim
2:42
sadece tarihin değil doğrudan jeolojinin
2:44
de merkezinde olduğumuzu kabul ediyor.
2:47
İşte asıl can alıcı nokta burası. Doğal
2:50
süreçlerle insan müdahalesi arasındaki o
2:52
en büyük fark zamanlama. Doğal süreçlere
2:55
bir bakın. Bir vadinin rüzgarla suyla
2:58
oyulması. O aşındırma ve biriktirme
3:00
faaliyetleri tam anlamıyla milyonlarca
3:02
yıl sürer. Milyonlarca. Ama insan
3:04
teknolojisine baktığımızda devasa iş
3:07
makinelerı, dinamitler, mühendislik
3:09
harikaları falan derken doğanın o
3:11
milyonlarca yılda ince ince işlediğini
3:13
biz sadece birkaç ay veya yıl içinde
3:15
yapıp bitiriyoruz. Gezegeni kendi
3:17
ihtiyaçlarımıza göre kelimenin tam
3:19
anlamıyla ışık hızında yeniden
3:21
şekillendiriyoruz. Tabii ki kendimize
3:23
baş heykel tıraş diyoruz ama bilimsel
3:25
gerçeklikten de kopmamak lazım. Doğa
3:28
üzerinde kurduğumuz bu muazzam güç e
3:30
haliyle sınırsız değil. Dünyanın o
3:32
derinliklerinden gelen süreçler üzerinde
3:34
hiçbir kontrolümüz yok. Mesela volkanik
3:37
bir faaliyette değişim yaratmak veya
3:39
akışkan magmaı, tektonik plakaları
3:41
yönlendirmek. Bunlar bizim etki
3:43
edebileceğimiz morfolojik süreçler
3:44
değil. Maalesef gücümüz yüzeyde devasa
3:47
olabilir. Evet. Ama derinlerde hala
3:49
doğanın o kadim kuralları geçerli.
3:52
Gelelim ikinci bölümümüze. Jeomorfik
3:54
ayak izini hesaplamak. Dünyayı taşıyıp
3:57
yeniden şekillendirme kapasitemizden
3:59
bolca bahsettik. Peki biz bu devasa
4:01
etkiyi küresel ölçekte nasıl ölçüyoruz
4:03
dersiniz? Bu ölçümün bilimsel adı
4:06
jeomorfik ayak izi. Karbon ayak izini
4:09
sağda solda sık sık duymuşsunuzdur ama
4:11
inanın bana jeomorfik ayak izi çok daha
4:13
elle tutulur somut bir şey. İnsanoğlu
4:16
tarafından yaratılan yer şekillerini ve
4:18
bir yerden alıp bambaşka bir yere
4:20
taşıdığımız toprağın, kayanın o devasa
4:22
toplam hacmini ifade ediyor ve burada
4:25
ölçek gerçekten her şeydir. Örnek
4:27
vereyim. Mezarlıklar gibi nispeten küçük
4:30
çaplı toprak hareketleri gezegenin
4:32
yüzeyinde anca küçük çizikler gibidir.
4:34
Devasa açık hava madenleri veya bütün
4:37
bir kentin hafriyat çalışmaları yanında
4:38
o kadar minik kalırlar ki küresel
4:40
hesaplamalara çoğu zaman dahil bile
4:42
edilmezler. Şimdi bu devasa toprak
4:45
hareketlerini nasıl gruplandırdığımıza
4:47
bir bakalım. Sabun antropojenik
4:49
jeomorfoloji sınıflandırması bu alanda
4:51
gerçekten altın standarttır. Kentleşme,
4:53
devasal tarımsal alanlar, madencilik ve
4:56
turizmle spor faaliyetleri. Ha burada
4:58
çok can alıcı bir nokta var. Sınavda
5:00
falan hayat kurtarır benden söylemesi.
5:02
Enerji kaynakları doğrudan kendi başına
5:05
bağımsız bir jeomorfolojik başlık
5:07
değildir. Kömür çıkarmak veya petrol
5:09
kuyuları açmak falan. Bunlar hep
5:10
doğrudan madencilik veya sanayi başlığı
5:13
altında incelenir. Unutmayın bunu.
5:15
Ulaşım ağlarına baktığımızda da harika
5:17
bir tezat çıkıyor karşımıza. Yeryüzünü
5:20
şekillendirirken doğaya aslında ne kadar
5:22
bağımlıyız? İki ulaşım türünü
5:24
karşılaştıralım. Yüzeysel ulaşımda yani
5:27
otoyollar, demir yolları veya
5:29
havalimanları inşa ederken en çok
5:32
dikkate aldığımız şey yer şekilleri yani
5:34
relyeftir. Bir havalimanı için dümdüz
5:36
bir alana muhtacız değil mi? Ama
5:38
yeraltına indiğimiz an işler tamamen
5:41
değişiyor. Metrolar ve tünel
5:43
güzergahları açarken en son
5:45
umursadığımız şey yüzeydeki topraktır.
5:47
Çünkü o tüneller yüzeysel toprağın
5:49
metrelerce altındaki o sert yaşlı ana
5:52
kayaç tabakasını acımasızca delip geçer.
5:55
Yani yüzeyde doğaya boyun eğerken yer
5:58
altında kendi düzlüğümüzü tamamen
5:59
kendimiz yaratıyoruz. inanılmaz
6:02
gerçekten.
6:03
Bu da bizi 3üncü bölümümüze yani
6:06
geosferler arası zincirleme reaksiyonuna
6:08
getiriyor. Biz insanlar bir yeri
6:10
kazdığımızda veya bir ormanı
6:12
kestiğimizde bilin bakalım ne oluyor.
6:14
Asla sadece tek bir sistemi
6:16
etkilemiyoruz. Çünkü dünya dediğimiz şey
6:19
birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılı
6:21
kürelerden oluşuyor. Size basit hatta
6:25
ilk duyduğunuzda belki biraz komik
6:27
gelecek bir soru sorayım. Tarlada tıkır
6:29
tıkır çalışan mekanik bir patates hasat
6:32
makinesi koskoca yerküreğini nasıl
6:34
etkileyebilir ki? Alt tarafı birkaç
6:36
patates topluyoruz, değil mi? Aslında
6:39
işin aslı hiç de öyle değil. İşte cevap
6:42
tam olarak şu: Bir litosfer yani taş
6:45
küre ile biyosfer yani canlılar küresi
6:48
çarpışması. Patates gibi o yumruk köklü
6:51
bitkilerin mekanik hasadı sırasında ne
6:53
oluyor biliyor musunuz? O besinle
6:55
beraber ürünü saran tonlarca verimli üst
6:58
toprak da acımasızca sökülüp kayboluyor.
7:01
Düşünsenize doğrudan canlıları ve gıda
7:03
zincirini ilgilendiren bir tarım
7:05
faaliyeti taşküreği ilgilendiren devasa
7:08
bir toprak kaybına yani erozyona yol
7:10
açıyor. Bu sistemler arası denge o kadar
7:13
kırılgan ki üstelik bu etkileşim sadece
7:16
tarlalarla da sınırlı değil. Mesela o
7:19
gurme zevki olan yeraltı mağaralarında
7:21
peynir üretimi, cansız litosferin
7:23
derinliklerindeki bir mağarada gidip
7:25
biyosfere ait mantar ve bakteri
7:27
fermantasyonunu zorluyoruz. Veya longoz
7:30
yani o güzelim su basar ormanlarının
7:33
tarım alanlarına dönüştürülmesi için
7:34
kesilip kurutulmasını düşünün. Orman
7:37
ekosistemini yok edip yerine tarım
7:39
toprağı koyduğumuzda litosferle biyosfer
7:41
arasındaki o hassas dengeyi derinden ve
7:44
maalesef geri dönülemez bir şekilde
7:46
sarsmış oluyoruz.
7:48
Tabii bir de atmosferi yani iklimi
7:50
kesinlikle unutmamak gerek. Atmosfer
7:52
yeryüzündeki akar, su ve rüzgar gibi dış
7:54
etmenlerin nerede nasıl çalışacağını
7:56
belirliyor. İklimin şekillendirdiği şu
7:58
kurak bölgelere özellikle dikkatinizi
8:00
çekmek istiyorum. Bu bölgeler var ya
8:03
inanılmaz derecede savunmasızlar. Bitki
8:05
örtüleri zaten çok cılız. Hal böyle
8:07
olunca bizim yaratacağımız antropojenik
8:09
değişimlerden, rüzgar hareketlerinden
8:11
veya toprak müdahalelerinden en hızlı ve
8:14
en yıkıcı şekilde etkilenecek alanlarda
8:16
maalesef yine bu kurak coğrafyalar
8:18
oluyor. Tamam. Şimdi kamerayı biraz
8:20
geriye doğru çekelim ve 4.üncü son
8:22
bölümümüze geçelim. Mega yapılar ve
8:24
gezegenin yeni yüzü. Makro ölçeğe çıkıp
8:27
gezegenin yüzüne bizzat kazıdığımız o
8:29
devasa ve inkar edilemez yara izlerine
8:31
bir bakalım. Şöyle bir düşünün. Dünya
8:34
nüfusunun büyük bir kısmı nerede
8:35
yığılıyor? Tabii ki kıyılarda insanoğlu
8:38
o doğal kıyı şeritlerini aldı ve devasa
8:41
beton zincirlere yani kıyı
8:43
megalopolislerine dönüştürdü. ABD'de
8:46
Boston'dan Washington'a uzanan o meşhur
8:48
Bosvoş kuşağı, Japonya'da Tokyo Osaka,
8:51
Brezilya'da Rio Sao Paulo ve Çin'de
8:53
Pekin, Shanghai. Bunlar bitişik devasa
8:56
antropojenik kıyı kuşakları ve doğanın
8:58
kıyı topografisini tam anlamıyla yutmuş
9:00
durumdalar. Hah, ufak bir detay vereyim.
9:03
Tayvan bir adı olduğu için Hong Kong
9:05
Tayvan hattı bu listedeki gibi
9:06
kesintisiz bitişik bir kıyı kuşağı
9:08
oluşturmaz. Bu da aklınızın bir
9:10
köşesinde kalsın. Karaları fethettik.
9:13
Tamam. Peki ya Denizler şu tabloya bir
9:15
bakın. Su yollarını incelediğimizde bu
9:17
ayrımı çok daha net görebiliyoruz. Sırf
9:20
gemilerimiz birkaç bin kilometre daha az
9:22
yol yapsın diye o devasa kıtaları bıcak
9:25
gibi kestik attık. Süveş, Panama, Korint
9:27
ve Kil kanalları. Bunlar tamamen insan
9:30
eliyle, dinamit ve kazmalarla açılmış
9:32
antropojenik su yollarıdır. Topografyaya
9:35
doğrudan bizim müdahalemizdir. Ama
9:37
dikkat edin. Örneğin malakka boğzu
9:39
doğanın kendi yarattığı doğal bir su
9:41
yoludur. Yani biz sadece doğal olanı
9:43
kullanmakla kalmıyoruz. Doğanın eksik
9:46
bıraktığını düşündüğümüz yerleri de
9:47
kendi irademizle yarıp geçiyoruz. Tabii
9:50
her şey binalar, lüks kanallar veya
9:52
ulaşım alanları değil. İşin bir de o
9:54
karanlık pek de göz önünde tutmak
9:56
istemediğimiz tarafı var. Atıklarımız.
9:59
Dünyanın yeni topografyasını sadece
10:01
havalı gökdelenlerle değil çöplerimizle
10:04
de oluşturuyoruz açıkçası. ABD
10:06
Florida'daki Pam Beach kasabası. Bunun
10:08
en çarpıcı belki de en sarsıcı
10:10
örneklerinden biri. Orada kelimenin tam
10:13
anlamıyla çöp dağları var arkadaşlar. Bu
10:16
dağlar öyle milyonlarca yıllık tektonik
10:18
hareketlerle falan değil, tamamen
10:20
insanlığın o tüketim çılgınlığının
10:22
biriktirdiği atıklarla oluşmuş yepyeni
10:24
ve bir o kadar da zehirli antropojenik
10:26
yer şekilleri. Ve son olarak bu
10:29
incelemeyi şu vurucu düşünceyle bitirmek
10:31
istiyorum. İnsanlığın doğa üzerindeki
10:34
gücü artık o kadar ironik bir noktaya
10:36
ulaştı ki kendi ellerimizle
10:38
tetiklediğimiz olası küresel
10:40
felaketlerden kurtulabilmek için yine
10:42
dönüp gezegeni oymak zorunda kalıyoruz.
10:45
Norveç'e ait Swalbart adasındaki o
10:48
devasa küresel tohum deposunu bir
10:50
düşünün. Gezegenin biyolojik
10:52
çeşitliliğini korumak için Kriosferin
10:54
yani buzkürenin kilometrelerce içini
10:57
kazdık ve eşsiz bir antropojen sığınak
10:59
yarattık. Doğayı yok eden ellerimiz
11:02
şimdi o kalan son parçaları saklamak
11:04
için buzulları deşiyor. Öyleyse şu
11:06
soruyu sormadan edemiyorum. Yüz binlerce
11:09
yıl sonra bu gezegeni inceleyecek
11:11
olanlar kazdığımız bu dağlara,
11:13
yarattığımız plastik tortulara ve
11:15
deliğimiz buzullara baktığında,
11:17
"İnsanlık için onlar sadece hayatta
11:19
kalmaya çalışan zeki canlılardı mı
11:21
diyecekler?" Yoksa onlar yeryüzünün
11:23
gördüğü en acımasız ve durdurulamaz doğa
11:26
gücüydü mü? Bu konu anlatımına
11:28
katıldığınız için çok teşekkürler.
11:29
Bilgiyle kalın.
#Jobs & Education

