Auzef Antropojenik Jeomorfoloji 2024-2025 Bütünleme Soruları
https://lolonolo.com/2026/05/18/antropojenik-jeomorfoloji-2024-2025-butunleme-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Bu derinlemesine
0:02
analizimize hoş geldiniz. Bugün
0:05
insanlığın dünya üzerindeki yerine dair
0:07
bakış açımızı kelimenin tam anlamıyla
0:09
altüst edecek akıllara durgunluk veren
0:11
bir konuyu inceliyoruz. Antropojenik
0:14
jeomorfoloji. Kulağa biraz teknik
0:16
geliyor olabilir ama basitçe söylemek
0:18
gerekirse olay şu. Bizler artık sadece
0:21
yeryüzünde yaşayan o mütevazı canlılar
0:23
olmaktan çıkıp yeryüzünü devasa
0:25
boyutlarda nasıl yeniden
0:26
şekillendiriyoruz? İşte bunu
0:28
konuşacağız. Hazırsanız lafı hiç
0:30
uzatmadan hemen başlayalım. Şöyle bir
0:32
düşünmenizi istiyorum. Biz insanlar
0:35
artık devasa bir jeolojik güç müyüz?
0:37
Aslında bugün konuşacağımız her şeyin
0:39
merkezinde tam olarak bu soruyu atıyor.
0:42
Binlerce yıl boyunca dünyanın sadece
0:44
misafirleriydik. Öyle değil mi? Ancak
0:46
bugün geldiğimiz noktada doğanın o
0:48
efsanevi kadim güçleriyle rekabet
0:50
edebilecek kelimenin tam anlamıyla bir
0:53
doğa gücüne dönüştük. Doğayı artık
0:55
sadece penceremizden izlemiyoruz. Kendi
0:57
ellerimizle onu yeniden sıfırdan
0:59
çiziyoruz. Gelin bu işin biraz temeline
1:02
inelim. Eskiden bilim insanları
1:04
dünyadaki mekansal ayak izimizi
1:06
tanımlamak için peyzaj ekolojisi diye
1:08
bir terim kullanırlardı. Ama günümüzde
1:10
işler değişti, literatür değişti. Artık
1:13
sıklıkla jeoekosistem terimini
1:15
kullanıyoruz. Neden mi? Çünkü canlı yani
1:18
biyotik ve cansız yani abiyotik
1:21
unsurlardan oluşan o doğal sistemlerin
1:23
dinamik yapısına artık kalıcı ve
1:25
maalesef çoğu zaman da yıkıcı bir
1:27
şekilde dahil olmuş durumdayız. Bizler
1:29
artık sadece peyzajın bir parçası
1:31
değiliz. Sistemin tüm o tıkır tıkır
1:33
işleyen mekaniğini değiştiren ana
1:35
unsuruz. Bu incelememizdeki yol
1:37
haritamız tam olarak şöyle olacak. 1.
1:40
Yeni bir çağ antroposen. 2. Yerküreği
1:43
şekillendiren güçler. 3. Savaşın
1:46
jeorfolojik etkileri. 4. Topografyayı
1:49
değiştiren dev projeler ve son olarak 5.
1:52
adımda çevreyi ve mirası korumak.
1:55
Birinci bölümümüz yeni bir çağ yani
1:58
antroposen. Peki bu insan tam olarak ne
2:01
zaman başladı? Aslında bilim
2:03
dünyasındaki en ilginç tartışmalardan
2:05
biri de bu. Bazı uzmanlara göre bu çağ
2:08
toprağı işlemeye başladığımız o ilk anla
2:10
yani tarım devrimi ile başladı. Bazıları
2:12
ise makinelerin o devasa gücünü
2:14
keşfettiğimiz sanayi devrimini işaret
2:16
ediyor. Bir diğer görüş ise ı Dünya
2:19
Savaşı sonrasındaki o korkunç ivmelenme
2:21
yani büyük hızlanma dönemi diyor. Yalnız
2:24
burada çok ufak ama kritik bir detay
2:26
var. İlk insanların dünya üzerinde
2:28
ortaya çıkışı antroposenin başlangıcı
2:30
sayılmıyor. O durum quater dediğimiz
2:33
jeolojik dönemin başlangıcıdır. Yani
2:35
anlayacağınız antroposen bizim sadece
2:38
var olduğumuz değil dünyayı kitlesel
2:40
olarak dönüştürmeye başladığımız o
2:41
kritik kırılma noktasını temsil ediyor.
2:44
İkinci bölümümüz yerküreği şekillendiren
2:46
güçler. Milyonlarca yıldır yerküreği
2:49
usulca şekillendiren doğal güçlere bir
2:51
baktığımızda kaynağını yerin o inanılmaz
2:54
derinliklerinden alan levha hareketleri,
2:56
depremler ve volkanları görüyoruz. Tabii
2:59
bir de akarsular, buzullar ve dikkat
3:01
edin atmosferik kökenli sıcaklık
3:03
farklarına dayanan fiziksel parçalanma
3:05
var. Bu arada fiziksel parçalanma bazen
3:07
yeraltı kaynaklı sanılır ama aslında
3:09
tamamen atmosferik bir dış etmendir.
3:12
Diğer tarafta bizim gezegeni
3:13
uyguladığımız o geriye döndürülemez
3:15
tahribatlar duruyor. Noajen örtü
3:18
depolarının süpürülüp atılması, koskoca
3:20
nehirlerin akış profillerinin tamamen
3:22
silinmesi, binlerce yıllık taraçaların
3:24
ve paha biçilmez fosil yataklarının
3:27
harfiyatla darmadağan edilmesi. Doğa
3:29
yavaşça dönüştürüyor, biz ise resmen bir
3:31
silgiyle siliyoruz. E hal böyle olunca
3:34
doğal sistemlerin sınırlarını bu kadar
3:36
zorladığımızda elbette çok ama çok ağır
3:39
bedeller ödeme riskimiz ortaya çıkıyor.
3:42
İşte tam da bu yüzden kent planlamaları
3:44
yaparken saha tektoniğinin belirlenmesi
3:46
artık tartışılamaz bir zorunluluk, bir
3:49
ölüm kalım meselesi. Kent
3:51
ekosistemlerini kurarken on milyonlarca
3:53
insanın yaşayacağı devasa metropolleri
3:55
planlarken afet risklerini öngörebilmek
3:58
için yapmamız gereken ilk şey bu.
4:00
üzerinde yaşadığımız yer kabuğunu bu
4:02
denle hoyratça değiştiriyorsak en
4:04
azından onun temel yapısını ve
4:05
kırıklarını bilimsel bir titizlikle
4:08
okumak zorundayız. Öyle değil mi? 3üncü
4:10
bölümümüz savaşın jeomorfolojik
4:12
etkileri. İşte bu tablo insan zekasının
4:15
ürettiği yıkım gücünün artık dünyanın o
4:18
devasa tektonik gücüyle nasıl başa baş
4:20
yarıştığını harika bir şekilde
4:21
özetliyor. Bir anda yerin
4:23
derinliklerindeki magmatik süreçler veya
4:25
volkan patlamaları sonucu oluşan o
4:27
muazzam doğal depremler var. Diğer yanda
4:30
ise tamamen bizim eserimiz olan yapay
4:32
sarsıntılar listesi, savaşlarda
4:34
fırlatılan o korkunç füzeler, yeraltında
4:36
yapılan devasa nükleer bomba testleri ya
4:38
da dev baraj ve maden inşaatlarındaki
4:40
dinamit patlatmaları. Bunlar öyle sadece
4:43
yüzeyi falan etkileyip geçmiyor.
4:44
Sizmograflara doğrudan yansıyan, koskoca
4:47
fay hatlarını titreten, kelimenin tam
4:49
anlamıyla kendi ürettiğimiz yapay
4:51
depremler yaratıyor. İnanılmaz değil mi?
4:53
Tabii mesele sadece patlamalarla
4:55
bitmiyor. İnşa ettiğimiz o devasa
4:57
engellerle coğrafyayı adeta bir bıçak
5:00
gibi ortadan ikiye kesiyoruz. Sırf insan
5:02
hareketini engellemek için yeryüzüne
5:04
kazıdığımız şu devasa anıtsal, fiziksel
5:07
yapılara bir bakar mısınız? Filistin
5:09
İsrail duvarı binlerce kilometre boyunca
5:11
uzanan o tarihi Çin sedbi, soğuk savaş
5:14
dünyasını ortadan bölen meşhur Berlin
5:16
duvarı ve günümüzdeki Türkiye Suriye
5:18
sınırı. Bunlar dağ sıraları veya büyük
5:21
nehirler gibi doğal sınırlar falan
5:23
değil. Tonlarca beton ve çelikten oluşan
5:25
devasa jeomorfolojik yara izleri. Ama
5:28
bakın tüm bu kasvetin ortasında insanı
5:31
gülümseten güzel bir tezat da var. Bu
5:33
devasa askeri bariyerlerin tam aksine
5:36
Avrupa'nın göbeğindeki Belçika ve
5:38
Hollanda arasındaki o sınır tamamen %100
5:41
açıktır. Orada yeryüzünü bölen,
5:43
coğrafyayı paramparça eden hiçbir
5:45
anıtsal askeri duvar göremezsiniz. Bazen
5:48
doğanın sunduğu coğrafyaya hiç müdahale
5:50
etmemek ülkelerin verebileceği en
5:52
uyumlu, en harika karardır. 4. bölümümüz
5:55
topoğrafyayı değiştiren D projeler.
5:58
Şimdi karşınızda duran şu 57 rakamı.
6:00
Sizce bu sadece sıradan bir sayı mı?
6:02
Kesinlikle hayır. Bu Türkiye'nin Riz
6:05
Artwin sınırında inşa edilen 57.
6:07
Havalimanını temsil ediyor. Ama buradaki
6:09
asıl jeomorfolojik olay ne biliyor
6:10
musunuz? 2022'de açılan bu devasa
6:13
havalimanı doğrudan deniz doldurularak
6:15
inşa edildi. Yani mevcut topografyaya
6:18
uyum sağlamak veya gidip dağları
6:19
tıraşlamak yerine tonlarca kayayı denize
6:22
boca ederek suların üzerinde yepyeni
6:24
kocaman bir kara parçası yarattık.
6:26
Türkiye'de denize yapılan ikinci
6:27
havalimanı olan bu proje biz insanların
6:30
coğrafyayı sıfırdan yaratma kudretinin
6:32
devasa bir kanıtı aslında. Alın size bir
6:35
başka baş döndürücü rakam daha. 2023. Bu
6:39
sadece cumhuriyetin 100. yılı falan
6:41
değil. Aynı zamanda dünyanın en uzun
6:44
asma köprüsü unvanını taşıyan o muazzam
6:47
mühendislik harikası 1915 Çanakkale
6:51
köprüsünün iki ayağı arasındaki
6:53
mesafedir. Tam 2023 metre. Geçilmez
6:57
denilen o coğrafi boğazları denizin
7:00
metrelerce üstünde süzülen çelik
7:02
halatlarla nasıl birbirine
7:03
bağladığımızın ve doğal engelleri nasıl
7:05
alt ettiğimizin nefes kesici bir örneği.
7:08
Fakat işte tam bu noktada az önce
7:10
konuştuğumuz o hayati kural yeniden
7:12
karşımıza çıkıyor. Saha tektoniği,
7:15
Çanakkale Köprüsü gibi mega projeler
7:17
yaparken veya İzmir gibi dev metropoller
7:19
kurarken aklımızdan hiç çıkarmamamız
7:21
gereken bir şey var. Türkiye deprem
7:23
bölgeleri haritasına göre bu yerler o
7:26
büyük tektonik fay hatlarının tam
7:27
üzerinde yani birinci derece deprem
7:30
bölgesinde yer alıyor. İnsanlık olarak
7:32
doğanın üzerine böyle muazzam görkemli
7:34
eserler bırakabiliriz ama bu yapıları
7:36
taşıyan zeminin o sarsıcı gücüne her
7:38
saniye hazırlıklı olmalıyız. 5. ve son
7:41
bölümümüz çevreyi ve mirası korumak.
7:45
Peki bu kadar müdahaleden sonra koruma
7:47
işini nasıl yapıyoruz? Türkiye'nin çevre
7:49
koruma tarihine baktığımızda aslında
7:51
belirgin bir evrim görüyoruz. 1980'lerde
7:54
çevre bilincinin nihayet anayasaya
7:56
girdiğini görüyoruz. Ama asıl büyük
7:58
uyanış o küresel standartlara geçiş
8:00
dönemi 1992 yılındaki meşhur Real çevre
8:03
zirvesi ile başlıyor. Hemen ardından
8:05
1993 yılında Türkçev'in başlattığı o
8:08
harika mavi bayrak projesi geliyor. Bu
8:11
proje sadece sahile asılan bir bayrak
8:13
veya ödül değil. kıyılarımızı, turizm
8:15
alanlarımızı ve o hassas deniz
8:17
ekosistemlerimizi korumayı amaçlayan en
8:19
somut, en sürdürülebilir uluslararası
8:22
adımlardan biri. Kurumsal düzeyde ise
8:24
Türkiye'de bu işin nasıl paylaşıldığına
8:26
dair çok net bir sistem var. Kendi
8:29
ellerimizle tarihimiz boyunca
8:30
yarattığımız kentsel, tarihi ve
8:32
arkeolojik sit alanları tamamen Kültür
8:35
ve Turizm Bakanlığı'nın emanetinde.
8:37
Ancak iş doğrudan doğaya, toprağa yani
8:40
doğal sit alanlarına gelince yetki
8:42
tamamen Çevre, Şehircilik ve İklim
8:44
Değişikliği Bakanlığı'na geçiyor. Yani
8:46
hem kendi beşeri mirasımızı hem de
8:48
gezegenin jeolojik mirasını birbirini
8:51
tamamlayan iki ayrı uzmanlık dalı olarak
8:53
korumaya çalışıyoruz. Bu analizin
8:55
başından beri hep yeryüzüne verdiğimiz
8:57
zararlardan, yok ettiğimiz nehirlerden
9:00
bahsettik. Ama bakın insanın her zaman
9:02
da yok edici bir canavar olmak zorunda
9:04
olmadığının harika bir kanıtı var
9:06
burada. Milyonlarca yılda o karanlık
9:09
mağaralarda damla damla oluşan hassas
9:11
çökerlerin, sarkıt ve dikitlerin mutlak
9:14
koruma zonu içine alınması. Bu
9:16
kesinlikle bir yıkım değil. Aksine
9:18
muazzam bir korumacı faaliyettir.
9:21
Anlıyor musunuz? Eğer gerçekten istersek
9:23
coğrafyanın bu narin sanat eserlerini
9:26
tıpkı bir can fanusun içindeymiş gibi
9:28
koruyabiliyoruz. Kısacası bizim gücümüz
9:30
pekala yapıcı ve koruyucu da olabilir.
9:33
Toparlamak gerekirse asıl can alıcı
9:35
nokta da burada yatıyor. Ünlü bilim
9:38
insanı Jared Diamond çok çarpıcı bir tez
9:40
ortaya koyar ve der ki kazananları ve
9:43
kaybedenleri coğrafya belirler.
9:45
Gerçekten de öyle. İnsanoğlu tarımı
9:47
keşfedip yerleşik hayata geçtiği o ilk
9:49
günden beri dünya üzerindeki kaderimizi
9:51
hep coğrafi özellikler belirledi.
9:53
Nehirlerin akış yönü, geçit vermez
9:55
dağlar, iklimin merhameti bizim
9:57
tarihimizi baştan sona yazdı. Binlerce
10:00
yıl boyunca hep coğrafyanın kurallarına
10:02
göre oynadık. Ona boyun eğdik. İşte bu
10:04
da bizi bugünün o akıllardan hiç
10:07
çıkmayacak son ve sarsıcı sorusuna
10:09
getiriyor. Diamond coğrafyanın bizi
10:11
şekillendirdiğini söylüyor. İyi, güzel.
10:14
Peki ama denizleri doldurup yepyeni kara
10:16
parçaları yaratan, attığı bombalarla yer
10:19
altında depremler tetikleyen, açtığı
10:21
yollarla dağları dümdüz eden bizler, biz
10:24
bizzat coğrafyanın ta kendisi
10:25
olduğumuzda ne olacak? Yaratma ve yok
10:27
etme kudretini ellerinde tutan biz
10:29
insanlar bu efsanevi jeolojik gücümüzü,
10:32
gezegenimizi yaşatmak için mi yoksa onu
10:34
tüketmek için mi kullanacağız? Lütfen
10:36
bunu uzun uzun düşünün. Bu incelememizi
10:38
dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
10:40
Öğrenmenin ve bilginin gücüyle kalın.
10:42
Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
#Jobs & Education

