0:00
Şöyle bir düşünelim. Elinize bir yabancı
0:02
dil sınavı geçti. Bu kağıt parçası size
0:05
sadece bir not mu verir yoksa dil
0:07
öğreniminin ruhu hakkında, gerçek
0:09
hayatta neyin işe yaradığı hakkında
0:10
sırlar fısıldar mı? İşte bugün Anadolu
0:13
Üniversitesi'nden alınmış gerçek bir
0:15
finans sınavını masaya yatırıyoruz ve
0:16
tam da bu sırların peşine düşüyoruz.
0:19
Bakalım bu sınav bize neler
0:22
şu: Bir insanın bir dili sadece teoride
0:26
bildiğini değil de o dili gerçekten
0:28
kullandığını nasıl test edersiniz? İşte
0:31
bu sorunun cevabını bulmak için Anadolu
0:33
Üniversitesi'nin bu final sınavını adeta
0:36
bir dedektif gibi inceleyeceğiz. Ve
0:38
inanın bana sınavın içindeki soruların
0:40
seçimi bize modern dil eğitiminin nereye
0:42
gittiği hakkında çok şey söylüyor. Her
0:45
şeyin bir temeli var değil mi? İşte
0:47
dilin temeli de tabii ki gramer. Hadi
0:50
ilk bölüme dalalım ve bakalım bu sınav o
0:53
temelin ne kadar sağlam olmasını
0:54
istiyor. Şimdi bakın sınav ne kadar
0:57
temel, ne kadar can alıcı bir yerden
0:59
başlıyor. Bir şeyin var olup olmadığını
1:01
nasıl söylersin? Eğer tek bir şeyden
1:03
bahsediyorsan there is. Birden fazlaysa
1:06
there are. Sorudaki iki güzel park
1:08
ifadesi bize cevabın ne olması
1:10
gerektiğini apaçık gösteriyor. Bu
1:12
İngilizce konuşma binasının en temel
1:14
tuğlalarından biri. Gramer dediğimiz şey
1:17
sadece şunu yap demek değil ki. Bazen
1:21
aman ha şunu yapma demek çok daha önemli
1:23
değil mi? Şemsiyeni unutma gibi basit ve
1:27
hayatın içinden bir tavsiye. Gramerin
1:29
aslında sıkıcı kurallar listesi
1:31
olmadığını, günlük hayatımızı
1:33
kolaylaştıran bir araç olduğunu bize
1:35
hatırlatıyor. Tamam, temelleri
1:37
hallettik. Şimdi gelelim işin asıl özüne
1:40
yani sınavın tam kalbine. Gramer bir
1:43
binanın iskeleti olabilir. Evet. Ama bu
1:46
sınavın asıl ruhu o gündelik anlık
1:49
sohbetlerde gizli. Sınav dili nasıl
1:52
hayata geçirdiğimizi ölçmek istiyor.
1:54
Hava nasıldı? Ya bu herhalde dünyanın en
1:58
klasik, en bilindik sohbet başlatma
2:00
cümlesi. Sınav burada aslında şunu test
2:03
ediyor. En basit, en temel sosyal
2:06
etkileşimi başlatabiliyor musun? Bu bir
2:09
kelime testi değil. Bu bir özgüven
2:11
testi. Şimdi kendimizi bir dükkanda
2:14
hayal edelim. Bir alışveriş anındayız.
2:17
Burada artık sadece kelimeleri bilmek
2:19
yetmiyor. Bakın öğrencinin bir şeyi
2:22
reddetmesi, sonra da kendi istediğini
2:24
net bir şekilde açıklaması gerekiyor.
2:27
Dil burada artık bir bilgi değil bir
2:29
amaca hizmet eden bir araç. İşte bu
2:32
cümle. Bu cümle dilin sihrini
2:34
gösteriyor. Gerçekten mi? Ben de
2:36
Ankaralıyım. Bu sadece bir bilgi
2:39
aktarımı değil. Bu bir şaşırma, bir
2:41
ortak nokta bulma, bir bağ kurma anı.
2:44
İletişimin asıl gücü tam da bu anlarda
2:47
saklı ve sınav da bunun farkında. Ve
2:50
geldik dilin belki de en insani, en
2:52
dokunaklı yanına empati kurabilmek.
2:55
Karşınızdaki kişi size üzücü bir şey
2:57
anlattığında aklınıza gramer kuralları
2:59
mı gelir yoksa içten bir tepki mi
3:01
verirsiniz? İşte you poor thing
3:03
diyebilmek dilin sadece mantıkla değil
3:06
kalple de ilgili olduğunu gösteriyor.
3:08
Sınavın bunu ölçmesi harika bir detay.
3:10
Hala ikna olmadıysanız rakamlara
3:12
bakalım. Bu grafik zaten her şeyi
3:15
özetliyor. Soruların %60'ı yani yarıdan
3:18
fazlası o konuştuğumuz küçük
3:20
diyaloglardan oluşuyor. Bu bir tesadüf
3:23
olabilir mi? Mümkün değil. Bu sınavı
3:25
hazırlayanların bilinçli bir tercihi.
3:28
Verdikleri mesaj çok açık. Bana teorik
3:30
bilgiyle gelme. Konuşabildiğini göster.
3:33
E tamam iletişim güzel de sürekli hata
3:36
yaparak da olmaz değil mi? Şimdi de
3:38
sınavın İngilizce öğrenenlerin en çok
3:41
takıldığı o küçük ama önemli tuzaklara,
3:44
o mayınlı bölgelere nasıl yaklaştığına
3:46
bir bakalım. Ah işte geldik her
3:49
öğrencinin eminim sizin de kabusuna. Şu
3:52
meşhur düzensiz fiiller. Drink fiilinin
3:55
geçmiş zamanı drank miydi yoksa drunk
3:57
mıydı? İşte sınav tam da bu kafa
3:59
karışıklığını yakalamak istiyor. Burada
4:02
ezberden çok doğru zamanda doğru formu
4:04
kullanma becerisi yani bir nevi ustalık
4:07
ölçülüyor. İngilizcenin böyle küçük ama
4:10
önemli tuzakları var. Mesela any ve sam.
4:14
Anlamları çok yakın gibi ama
4:15
kullanıldıkları yerler gece ile gündüz
4:18
kadar farklı. Olumsuz bir şey söylerken
4:20
any bir şey teklif ederken sam
4:22
kullanırsın. Sınav burada size adeta
4:24
şunu söylüyor. Sadece kelimeyi
4:26
ezberleme. Kelimenin kullanıldığı durumu
4:29
o anın ruhunu anla. Tamam. Kuralları
4:32
öğrendik. Nasıl diyalog kuracağımızı da
4:34
anladık. E peki ne hakkında konuşacağız?
4:36
Kelime de ağırcığımız olmadan olmaz.
4:39
İşte şimdi sınavın bizden hangi
4:40
kelimeleri bilmemizi beklediğine
4:42
bakıyoruz. Listeye şöyle bir göz atalım.
4:45
Karides, doğa yürüyüşü, kampüs, evlilik
4:48
yıldönümü. Fark ettiniz mi? Bunlar böyle
4:51
akademik kitabi kelimeler değil. Bunlar
4:54
hayatın içinden kelimeler. Sınav bize
4:57
diyor ki bana ezberlediğin uzun kelime
5:00
listeleriyle değil markette, sokakta
5:03
arkadaşınla sohbet ederken kullanacağın
5:05
kelimelerle gel. Peki bütün bu parçaları
5:08
birleştirdiğimizde önümüze nasıl bir
5:10
tablo çıkıyor? Bu sınav bize sadece bir
5:13
sınav kağıdından çok daha fazlasını
5:14
anlatıyor. Aslında dil öğreniminin
5:16
geleceği hakkında önemli ipuçları
5:18
veriyor. Hadi şimdi o büyük resme
5:20
odaklanalım. Ve işte bütün bu analizin
5:24
sonunda vardığımız nokta şu: Bu sınav
5:27
dili bir müzedeki eser gibi sadece bilen
5:29
değil, onu bir çekiç gibi kullanan
5:32
insanlar arıyor. Mesele kuralları
5:34
sayabilmek değil, o kuralları kullanarak
5:37
birini anlamak, derdini anlatmak, bir
5:40
bağ kurmak. Modern dil eğitiminin yönü
5:42
de artık tam olarak burası. Şimdi son
5:45
olarak bu soruyu size yöneltmek
5:46
istiyorum. Bir anlığına durup düşünün.
5:48
Kendi dilimiz yani Türkçe için bir sınav
5:51
tasarlıyor olsanız test edeceğiniz en
5:53
ama en önemli o tek beceri ne olurdu?
5:56
Vereceğiniz cevap aslında dilin sizin
5:58
için ne anlama geldiğinin de bir
6:00
anahtarı olacak. Düşünmeye değer. Hoşça