Auzef Akıl ve Eylem 2025-2026 Final Soruları
https://lolonolo.com/2026/06/20/akil-ve-eylem-2025-2026-final-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selam millet. Bugün felsefe tarihinin
0:02
belki de en kafa karıştırıcı ama bir o
0:04
kadar da büyüleyici isimlerinden birini
0:07
Kant'ı masaya yatırıyoruz. Akıl ve eylem
0:10
final sınavlarınız yaklaşıyor biliyorum.
0:12
O yüzden hiç vakit kaybetmeden Kant'ın o
0:15
meşhur karmaşık eleştirel felsefesini
0:17
birlikte de şite edelim. Merak etmeyin o
0:20
devasa aşılmaz gibi duran fikirleri çok
0:23
daha net ve akılda kalıcı parçalara
0:25
ayıracağız. Hazırsanız arkanıza yaslanın
0:27
ve tam odaklanın. Çünkü bakın Kant öyle
0:31
sıradan kendi köşesinde yazıp çizen bir
0:33
düşünür değildi. O kelimenin tam
0:36
anlamıyla aklı zincirlerinden,
0:38
prangalarından kurtaran adamdı.
0:40
Aydınlanma çağının o en büyük, en
0:43
sarsıcı isminden bahsediyoruz.
0:45
Düşünsenize ondan önceki dünyada insan
0:48
aklı daha çok dogmaların,
0:49
alışkanlıkların ve temelsiz inançların
0:52
gölgesindeydi. Sonra Kant sahneye çıkıp,
0:55
"Hayır, akıl kendi ayakları üzerinde
0:57
durabilir." dedi ve bunu kanıtladı. Bunu
1:00
nasıl yaptığını anlarsak aslında insan
1:02
düşüncesinin tarihini de tamamen anlamış
1:04
oluyoruz. İşte bu incelemedeki zihinsel
1:07
yol haritamız. Kant ve aydınlanma çağı.
1:10
Ardından epistemoloji yani bilginin
1:13
sınırları. Sonra ahlak, din diyeceğiz ve
1:16
en son felsefedeki eleştirel devrimle
1:19
toparlayacağız. Hadi başlayalım. Birinci
1:21
bölümümüz Kant ve Aydınlanma Çağı yani
1:25
aklın şafağı. İkinci bölüm epistemoloji,
1:29
bilginin sınırları. Burada sorumuz şu:
1:32
Gerçekte ne bilebiliriz? Şimdi Kant'a
1:35
göre zihnimiz dış dünyayı öylece
1:37
yansıtan pasif bir ayna falan değil. Tam
1:39
tersine çok aktif bir sentezleyici.
1:42
Şöyle düşünün. Dış dünyadan bize sürekli
1:45
hamd duysal veriler akıyor. Değil mi?
1:47
Sesler, renkler, dokuluşlar. Ama bunlar
1:49
tek başına hiçbir anlam ifade etmiyor.
1:52
Zihnimizde bir ben düşüncesi var. Kant
1:54
buna tam algı diyor. İşte o duyusal
1:56
veriler bu ben harmanlanmak,
1:58
sentezlenmek zorunda ve ancak bu
2:01
olağanüstü birleşim gerçekleştiğinde o
2:03
bahsettiğimiz gerçek bilgi ortaya
2:05
çıkıyor. Peki zihnimiz bu karmaşık
2:07
sentezi yaparken ne kullanıyor? Kant'a
2:10
göre tam 12 temel kategori var. Sınav
2:13
için bunları şu dört ana başlıkta
2:14
toplayabiliriz. Nicelik, nitelik,
2:17
bağıntı ve kiplik. Bunu tıpkı gözünüze
2:20
taktığınız ve asla çıkaramadığınız özel
2:22
camları olan renkli bir gözlük gibi
2:24
düşünün. Dünyayı, etrafınızdaki her şeyi
2:27
bu kavramsal gözlükler olmadan
2:29
algılamanız resmen imkansız. Yani
2:31
deneyim dediğimiz her şey beğenimizin
2:33
içindeki bu dört temel kolon üzerinden
2:35
inşa ediliyor. Burada durup çok kritik
2:38
bir kavrama, transendental yönteme
2:40
odaklanmamız lazım. Sınavlarda hayat
2:42
kurtarır. Bu bu yöntem nesnelerin
2:44
kendisiyle falan ilgilenmez. bizim o
2:46
nesneleri nasıl bilebildiğimizle
2:48
ilgilenir. Yani çekilen bir fotoğrafa
2:51
bakıp da manzarayı eleştirmek yerine
2:53
kameranın iç mekanizmasını, o lensin
2:56
nasıl çalıştığını incelemek gibi bir şey
2:57
bu. Bilginin kaynağını dışarıda
2:59
aramıyoruz. Zihnimizin o a priori yani
3:02
ta doğuştan var olan mimarisinde
3:04
arıyoruz. Peki ya aklımız bu güvenle
3:08
bildiğimiz sınırlarla yetinmeyip de çok
3:11
daha ötesine geçmeye çalışırsa olur?
3:13
İşte o an transendental diyalektik
3:16
dediğimiz o çok tehlikeli tuzağa
3:17
düşüyoruz. Akıl kendi deneyim alanını
3:20
aşıp tanrı, ruh veya evren gibi devasa
3:23
metafizik iddialara ulaşmaya kalktığında
3:25
kendi içinde çıkmaza giriyor. Sürekli
3:27
çelişkilere, Kant'ın deyimiyle
3:29
antinomilere saplanıyor. Çünkü bunlar
3:32
bizim için nesnel gerçeklikler değil.
3:34
maalesef sadece sözde rasyonel
3:35
yanılsamalardan ibaret. 3.ün bölümümüze
3:38
geçiyoruz. Ahlak, ödev ve özgürlük.
3:41
Sorumuz belli. Nasıl eylemeliyiz?
3:44
Kant'ın ahlak felsefesinin tam kalbinde
3:46
devasa bir çatışma yatıyor arkadaşlar.
3:48
Otonomiye karşı heteronomi. Bir anda
3:51
iradenin kendi yasasını tamamen akılla
3:54
ve özgürce koyması demek olan otonomi
3:56
var. Diğer yanda ise heteronomi. Bu da
3:59
iradenin kararlarını anlık bir hazdan,
4:02
toplum baskısından veya dini kurallar
4:04
gibi tamamen dışsal faktörlerden alması
4:07
demek. Kant bu konuda çok net. Gerçek
4:09
ahlak kesinlikle ve sadece otonomiyle
4:12
mümkündür. Farz edelim ki birine yardım
4:15
ediyorsunuz. Neden? Sadece kendinizi iyi
4:18
hissetmek için mi? Öbür dünyada rahat
4:20
etmek için mi? Yoksa toplumda itibar
4:23
kazanmak için mi? İşte bunlar tamamen
4:26
heteronom eylemlerdir. Kant bunu kusurlu
4:28
buluyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü
4:30
bunun temelinde evrensel bir ahlak
4:32
yasası yok. En nihayetinde bencilce bir
4:35
ben sevgisi var. Hedef sadece kişisel
4:37
mutluluk, evrensellik falan koca bir
4:39
sıfır. Kant'ın evreninde o gerçek ahlaki
4:43
zorunluluk gerçekten olağanüstü bir
4:45
şeydir. Doğa yasalarına ya da
4:47
içgüdülerimize hesap vermez. sadece ve
4:49
sadece ahlak yasasına hesap verir.
4:51
Mesela doğamız gereği zor bir durumdan
4:54
hemen kaçmak, anı kurtarmak
4:56
isteyebiliriz ama ahlak yasası adeta
4:58
emreder. Dur ve doğru olanı yap. İşte
5:01
insanı o hayvani doğadan koparıp o eşsiz
5:04
seviyeye yüksekliğe taşıyan şey tam da
5:07
bu sarsılmaz ödev bilincidir. Şimdi
5:10
ahlakın o nihai hedefine adım adım
5:12
gidelim. En temelde erdem var. Yani
5:15
ödevi hiçbir karşılık beklemeden yerine
5:18
getirmek. Ama kabul edelim sadece
5:20
erdemli olmak bir insanı tam anlamıyla
5:23
tatmin etmez. İşte ahlaklı olmanın
5:26
mutluluk ile o mükemmel, kusursuz
5:28
orantıda buluştuğu nihai bir durum, bir
5:31
zirve noktası vardır. Kant'ın buna
5:33
verdiği isim en yüksek iyidir. 4. bölüm.
5:37
Din, umut ve yargı, ahlak ve kozmosu
5:40
birleştirmek.
5:42
Ne umabilirim? Gerçekten çok derin bir
5:45
soru bu. Kant neyi bileceğimizi ve nasıl
5:48
davranmamız gerektiğini o devasa
5:50
analitik zekasıyla bir bir açıkladıktan
5:53
sonra insanlığın o en kırılgan tarafına
5:56
umuda yöneliyor ve umut kavramını
5:58
taşıyan bu derin değerler alanını da din
6:01
olarak tanımlıyor. Peki ahlak neden
6:04
mecbulen dine bağlanmak zorunda? Çünkü
6:07
hepimizin içinde en derinde sarsılmaz
6:09
bir adalet beklentisi var. Dürüst,
6:12
ahlaklı bir yaşam süren birinin eninde
6:14
sonunda mutlulukla ödüllendirilmesi
6:16
gerektiğine inanıyoruz, değil mi? Ama bu
6:18
kozmik adaletin gerçekten sağlanabilmesi
6:20
için zamanın ötesinde bir varoluşa yani
6:23
ruhun ölümsüzlüğüne ve tüm bu düzeni
6:26
sağlayacak bir tanlıya mecburen ihtiyaç
6:28
duyuyoruz. Sınavda karşınıza çıkabilecek
6:31
bir diğer nokta reflektif yargı. Ne
6:33
demek bu? Diyelim ki bir müzeye gittiniz
6:35
ve daha önce hiç görmediğiniz eşsiz bir
6:38
sanat eseriyle karşılaştınız. Elinizde
6:40
onu değerlendirecek hazır bir şablon,
6:42
bir kural yok. Ne yaparsınız? O özel
6:45
durumdan yola çıkarak yepyeni evrensel
6:47
bir güzellik kuralı bulmaya
6:48
çalışırsınız. İşte tikelden evrensele
6:51
doğru giden bu estetik ve yaratıcı
6:52
düşünme sürecine reflektif yargı
6:54
diyoruz. Geldik 5. Ve bölümümüze.
6:58
Felsefede eleştirel devrim Kant'ın
7:00
zihninin mirası. Felsefe tarihinde o
7:03
meşhur kalın bir çizgi vardır
7:04
biliyorsunuz. Bir anda episteme yani o
7:07
sapa sağlam gerçek bilgi diğer yanda
7:10
sadece süslü laflarla karşısındakini
7:12
ikna etme sanatı olan retorik. Kant
7:15
felsefenin içi boş bir retoriğe
7:17
dönüşmesine resmen isyan ediyor. O güçlü
7:20
eleştirileriyle bizi tutup yeniden o
7:22
sağlam epistemenin gerçek ve
7:24
temellendirilmiş bilginin zeminine
7:26
çekiyor. Tabii Kant'ın başlattığı bu
7:29
eleştirel devrim o kadar büyük bir
7:31
sarsıntı yarattı ki Alman idealizmi
7:33
adında yepyeni bir ekol doğdu. Fihte,
7:37
Shelling, Hegel gibi düşünürler. Kant'ı
7:39
okudular ama Kant'ın asla bilemeyiz
7:41
dediği o gizemli Numen'i yani nesnenin
7:44
kendisini tamamen reddettiler. Tüm
7:47
gerçeklik baştan sona insan zihninin
7:49
içindedir dediler. Yani Kant bir ateş
7:51
yaktı. İdealizm ise o ateşi alıp bütün
7:54
ormanı sardı diyebiliriz. Ve bu
7:57
incelemeyi bitirirken finallerinize
7:59
girmeden önce sizi beyninizi biraz
8:01
yakacak o kışkırtıcı soruyla başa
8:03
bırakmak istiyorum. Eğer tüm gerçeklik
8:06
sadece ve sadece zihninizin
8:08
kategorilerine indirgenebiliyorsa o dış
8:10
dünyadan geriye gerçekten aslında ne
8:12
kalır? Sizce gerçeklik zihnimizin devasa
8:15
bir projeksiyonundan mı ibaret? Sınav
8:18
kağıdının başında aklınızın sınırlarını
8:20
zorlarken otonom kararlar almayı sakın
8:22
unutmayın ve sadece bilginin gücüne
8:24
güvenin. Görüşmek üzere.
#Jobs & Education

