Auzef Akıl ve Eylem 2024-2025 Vize Soruları
Auzef Felsefe
https://lolonolo.com/2026/04/01/akil-ve-eylem-2024-2025-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Felsefeyi kökünden sarsan bir isim
0:02
düşünün. Düşünme eyleminin kendisi
0:04
üzerine düşünme biçimimizi tamamen
0:06
değiştiren birini. İşte o isim Imanuel
0:09
Kant. Peki bunu nasıl başardı? Gelin
0:13
Kant'ın zihinlere meydan okuyan
0:14
dünyasına birlikte dalalım. Bu
0:17
yolculukta bize beş durak eşlik edecek.
0:19
Önce zihnin nasıl evrenin merkezine
0:21
oturduğunu göreceğiz. Sonra bilginin bir
0:24
fabrika gibi nasıl işlendiğini
0:25
anlayacağız. Oradan ahlakın evrensel
0:28
yasalarına uzanacak. aklımızın
0:30
sınırlarında gezinecek ve son olarak
0:32
Kant'ın felsefeye bıraktığı devasa
0:34
mirası konuşacağız. Hazırsanız
0:36
başlıyoruz. Her şey Kant'ın felsefede
0:40
adeta bir deprem yaratan o meşhur
0:41
fikriyle başlıyor. Zihnin Kopernik
0:44
Devrimi. Bu benzetme öylesine yerinde ki
0:47
fikrin ne kadar radikal olduğunu anlamak
0:49
için mükemmel bir başlangıç noktası.
0:51
Şöyle bir düşünün. Yüzyıllar boyunca
0:54
felsefe hep şunu varsaydı. Bizim
0:56
zihnimiz dışarıdaki dünyaya uymak
0:59
zorunda. Bir ayna gibi onu yansıtmalı.
1:02
Kantis'e çakıp masayı devirdi ve dedi
1:04
ki, "Hayır, tam tersi. Dışarıdaki
1:07
nesneler bizim tarafımızdan bilinebilmek
1:10
için bizim zihnimizin kurallarına uymak
1:13
zorunda. Yani odak noktası dışarıda ne
1:16
var" sorusundan ben dışarıyı nasıl
1:19
bilebilirim sorusuna kaydı. Resmen
1:22
oyunun kurallarını yeniden yazdı. Peki
1:25
tamam. Zihin merkezde dedik ama bu nasıl
1:28
oluyor? Yani bilgiyi inşa etme süreci
1:30
tam olarak nasıl işliyor? İşte şimdi
1:32
Kant'ın bilgi teorisinin yani
1:34
epistemolojisinin kalbine iniyoruz.
1:36
Kant'ın çözmeye çalıştığı temel düğüm
1:38
tam olarak buydu. Yani eğer her şeyi
1:41
yaşayarak, görerek, duyarak öğreniyorsak
1:44
nasıl oluyor da matematiğin 2 kere 2 her
1:46
zaman 4 eder gibi kesin evrensel
1:49
doğrularına ulaşabiliyoruz? Deneyim
1:51
sürekli değişirken bu değişmez bilgi
1:53
nereden geliyor? Ve işte burada Kant'ın
1:56
o sihirli kelimesi devreye giriyor.
1:58
Transendental. Bunu zihnimizin doğuştan
2:01
gelen işletim sistemi gibi
2:03
düşünebilirsiniz. Deneyimden gelmiyor
2:06
ama dışarıdan gelen her türlü deneyimi
2:08
anlamlı kılan, onu düzenleyen altyapının
2:11
ta kendisi. Bu işletim sistemi olmasaydı
2:14
duyularımızdan gelen veriler bizim için
2:16
anlamsız bir ses ve renk cümbüşünden
2:18
ibaret kalırdı. İşte bu noktada şu
2:21
ayrımı anlamak çok önemli. A posteriori
2:24
dediğimiz bilgi deneyimden sonra gelen
2:26
bilgi. Dışarı çıkıp aa güneş parlıyor
2:29
demem gibi değişebilir. Yarın
2:31
parlamayabilir. Ama a priori bilgi
2:34
deneyimden önce gelen ona ihtiyaç
2:36
duymayan bilgi. 7 + 5 = 12 demek için
2:40
dışarı çıkıp bir şeyi saymama gerek yok.
2:42
Bu aklımın kendi yapısından gelen
2:44
evrensel bir doğru. İşte Kant kesin
2:47
bilginin sırrının bu a priori yapıda
2:49
saklı olduğunu söylüyor. Kant'a göre
2:51
zihnimiz tıkır tıkır işleyen bir fabrika
2:54
gibi. Birinci adım, duyularımız dış
2:56
dünyadan hammaddeyi yani renkleri,
2:59
sesleri, dokuları içeri taşır. İkinci
3:01
adım, anlama yetimiz bu hammaddeyi
3:04
önceden sahip olduğu kalıplarla yani
3:06
kategorilerle işler. Ona şekil verir ve
3:09
anlamlı bir ürüne yani bilgiye
3:11
dönüştürür. Son adımda ise akıl bu
3:14
üretilmiş bilgileri alır, en üst düzeyde
3:16
birleştirir ve bir sistem haline
3:18
getirir. Nedensellik gibi bu kategoriler
3:21
zihnimizin adeta doğuştan yüklü gelen
3:24
programlarıdır. Ama dikkat burası çok
3:26
kritik. Bu programların işlevi bize
3:29
varlığın kendisinin ne olduğunu söylemek
3:31
değil. Yani ontolojik değiller. Onların
3:34
tek bir işlevi var. Bize gelen hamveriyi
3:37
bilgiye dönüştürmek. Yani tamamen
3:40
epistemolojik bir görevleri var. varlığı
3:42
değil, bizim bilgimizi
3:44
yapılandırıyorlar.
3:45
Ve bu bizi Kant'ın belki de en meşhur
3:48
ayrımına getiriyor. Fenomen ve numen.
3:51
Şöyle hayal edin. Gözünüzde sürekli
3:53
pembe bir gözlük var. Baktığınız her
3:56
şeyi yani fenomeni pembe tonlarında
3:58
görürsünüz. Bu sizin gerçekliğinizdir.
4:01
Bilebileceğiniz tek dünya budur. Ama
4:04
gözlüğün ardındaki dünyanın nesnelerin
4:07
kendinde nasıl bir renge sahip olduğu
4:09
yani numen sizin için sonsuza dek bir
4:12
sır olarak kalacaktır. İşte Kant'a göre
4:14
zihnimiz de böyle bir gözlüktür. Şimdi
4:18
bilgi dünyasını yani ne bilebilirim
4:20
sorusunu bir kenara bırakalım ve vites
4:22
değiştirip eylem ve ahlak dünyasına
4:25
geçelim. Soru artık şu: Ne yapmalıyım?
4:29
Kant'a göre aklımızın iki farklı yüzü,
4:31
iki farklı görevi var. Teorik akıl dış
4:33
dünyayı, nesneleri anlamaya, bilmeye
4:36
çalışır. Pratik akılsa bize ahlaki
4:38
olarak nasıl davranmamız, nasıl eylemde
4:41
bulunmamız gerektiğini söyler. Biri
4:43
bilimin diğeri ahlakın alanıdır.
4:45
Herhangi bir eylemde bulunurken
4:47
hepimizin farkında olsak da olmasak da
4:50
dayandığı kişisel bir ilke vardır. İşte
4:52
Kant buna Maksim diyor. Mesela işim
4:55
görülsün diye gerektiğinde yalan
4:57
söylerim. bir maksimdir. Bu sizin
5:00
kişisel oyun kuralınızdır. Peki bir
5:03
eylemin ahlaki olup olmadığını nasıl
5:05
anlarız? İşte Kant'ın altın kuralı
5:07
burada devreye giriyor. O kişisel
5:10
kuralını yani Maksimini al ve kendine şu
5:13
soruyu sor. Benim bu kuralımın herkesin
5:15
her zaman uyduğu evrensel bir yasa
5:17
olmasını ister miydim? Herkes işi
5:20
görülsün diye yalan söylesin yasasını
5:22
düşünelim. Bu mümkün mü? Hayır. Çünkü
5:24
böyle bir dünyada kimse kimseye inanmaz.
5:27
Söz kavramının kendisi bile çöker ve
5:29
yalan söylemek anlamsız hale gelirdi.
5:31
Kendi kendini yok ederdi. İşte bu yüzden
5:34
yalan söylemek ahlaka aykırıdır. Bir
5:36
eylem ancak herkes için geçerli
5:38
olabilecek bir ilkeye dayanıyorsa
5:40
ahlakidir. Peki aklımız bilgi alanında
5:43
getinir mi? Tabii ki hayır. Sürekli
5:45
sınırlarına zorlamaya, deneyimin ökesine
5:47
geçmeye çalışır. İşte o zaman metafizik
5:50
sahneye çıkar ve işler biraz karışır.
5:53
Kant kendinden önceki yüzlerce yıllık
5:57
felsefeye yani metafiziğe bakıyor ve
6:00
diyor ki arkadaşlar burada temel bir
6:02
sorun var. Filozoflar aklı yetkisi
6:05
olmayan bir alanda yani deneyimin
6:07
ötesinde kullanmaya çalışıyorlar. Sorun
6:10
tam olarak şu: Metafizik bizim asla
6:13
deneyimleyemeyeceğimiz tanrı, özgürlük,
6:16
ruh gibi konular hakkında sanki bir
6:18
fizik kanunuymuş gibi kesin ve net
6:20
bilgiler verdiğini iddia ediyor. Kant'a
6:23
göre bu aklın kendi sınırlarını ihlal
6:25
etmesidir. Bu da bizi körü körüne
6:27
inançlara yani dogmatizme sürükler. Kant
6:31
bu deneyim ötesi kavramlara özel bir
6:34
isim veriyor. Idea. Idealar bize dış
6:37
dünyadaki bir nesne hakkında bilgi
6:39
vermezler. Onların görevi farklı. Onlar
6:42
tüm bilgimizi bir araya getiren,
6:44
sistemleştiren düzenleyici ilkelerdir.
6:47
Düşüncemizin ulaşmaya çalıştığı ufuk
6:50
çizgileri gibidirler. İşte burası çok
6:52
seke. Kant diyor ki, "Tanrının varlığını
6:55
teorik akılla yani bilimsel olarak
6:57
kanıtlamaya çalışmak bir yanılsamadır,
7:00
bir hatadır. Bunu yapamayız. Ama ahlaklı
7:03
bir hayat yaşayabilmek için pratik aklın
7:05
alanında sanki özgür irademiz varmış
7:07
gibi, sanki ruhumuz ölümsüzmüş gibi ve
7:10
sanki erdemle mutluluğun en sonunda
7:12
birleşeceğini garanti eden bir tanrı
7:14
varmış gibi hareket etmemiz gerekir.
7:16
Yani bu idealar bize bilgi vermeseler de
7:19
ahlaklı eylemi mümkün kılan zorunlu
7:21
varsayımlardır. Peki tüm bu devrim
7:24
niteliğindeki fikirleri toparlayacak
7:26
olursak Kant felsefe tarihine nasıl bir
7:29
damga vurdu? Bize ne bıraktı? Kant
7:32
felsefeyi sıfırdan yaratmadı. Felsefenin
7:35
devlerinden mesela Platon'dan idea
7:37
kavramını, Aristoteles'ten kategori
7:39
kavramını aldı. Ama onlara öyle bir
7:41
dokundu ki anlamlarını tamamen
7:43
değiştirdi. Onları dış dünyadaki gerçek
7:46
şeyler olmaktan çıkarıp doğrudan insan
7:49
zihninin içine, zihnin kendi yapılarına
7:51
dönüştürdü. Ve belki de Kant'ın bize
7:53
bıraktığı en büyük miras budur.
7:55
Eleştirel felsefe. Yani dünyayı anlamak
7:59
için kullandığımız aracın, aklın
8:01
kendisinin önce bir sınırlarını ve
8:03
gücünü analiz etme çabası. Bir şeyi
8:06
ölçmeden önce elindeki metrenin doğru
8:08
ölçtüğünden emin olmak gibi bir şey bu.
8:10
Ve Kant bu derin analizinin sonunda bizi
8:13
müthiş bir soruyla başa bırakıyor. Neyi
8:16
bilemeyeceğimizi kesin olarak bilmek
8:18
bizi bir bilgi hapishanesine mi mahkum
8:20
eder yoksa tam tersine neyi
8:22
yapabileceğimizi ve nasıl yaşamamız
8:24
gerektiğini seçme konusunda bize gerçek
8:27
bir özgürlük alanı mı açar? İşte bu
8:29
Kant'ın bize bıraktığı ve üzerinde
8:31
düşünmeye devam ettiğimiz o büyük soru.

