AŞÇ104U Beslenmenin Temel İlkeleri 2024-2025 Final Soruları
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Merhaba. Bugünkü derinlemesini
0:02
incelememize hoş geldiniz. Bugün
0:04
masamızda her gün defalarca yaptığımız
0:07
ama belki de üzerine pek düşünmediğimiz
0:09
bir konu var. Beslenme. Ama merak
0:11
etmeyin klasik bir kalori sayımından
0:14
bahsetmeyeceğiz. Bugün mikroskobik
0:16
hücrelerimizden çıkıp küresel yemek
0:18
kültürümüze uzanan gerçekten büyüleyici
0:21
bir yolculuğa çıkıyoruz. Hazırsanız
0:23
hemen başlayalım. Başlamadan önce size
0:26
çok kritik bir sorum var. Üzerini biraz
0:28
düşünmenizi istiyorum.
0:30
Hücrelerinizden tutun da içinde
0:32
yaşadığınız topluma kadar sizi yani
0:34
vücudunuzu gerçekten neyin beslediğini
0:36
biliyor musunuz? Bakın sadece midemizi
0:39
doldurmaktan bahsetmiyorum. O küçücük
0:41
hücresel enerji fabrikalarından, koca
0:43
toplumların mutfak alışkanlıklarına
0:45
uzanan devasa bir zincirden
0:47
bahsediyorum. İşte bugün bu işin
0:49
mutfağına yani temel beslenme
0:51
ilkelerinin ardındaki bilime gireceğiz.
0:54
Hızlıca bugünkü yol haritamıza bir göz
0:56
atalım. Önce mikro dünyaya dalıp vitamin
0:59
ve minerallere bakacağız. Sonra besin
1:01
gruplarıyla tabağımızdakileri
1:03
inceleyeceğiz. Üçüncü durağımızda
1:05
vücudun yakıtı olan enerji
1:06
metabolizmasını konuşup olarak toplum,
1:09
kültür ve eğitim boyutuna uzanacağız.
1:12
1inci bölüm: Mikrodya, vitaminler ve
1:15
mineraller. Devasa sağlığımızın o
1:17
küçücük hücrelerde nasıl başladığına
1:20
gelin yakından bakalım. Biyoloji
1:22
derslerinden o meşhur kısaltmayı
1:24
hatırlarsınız belki. ATP yani adenozin
1:27
trifosfat kendisi kelimenin tam
1:29
anlamıyla hücrelerimizin enerji para
1:31
birimidir. Sistem şöyle işliyor. ATP
1:34
molekülünün içinde o yüksek enerjili
1:36
fosfat bağları var ya işte kaslarınızı
1:39
kasarken bir problemi çözerken hatta tam
1:42
şu an beni dinlerken bile hücreleriniz o
1:44
bağları çatır çatır kırıp açığa çıkan
1:46
enerjiyi kullanıyor. Yani yediğimiz o
1:49
harika yemekler günün sonunda
1:51
vücudumuzda sadece bu bağları oluşturmak
1:53
için harcanıyor. İnanılmaz değil mi?
1:56
Peki ya vitaminler. Şimdi vitaminler
1:59
bize aslında doğrudan bir enerji vermez
2:01
ama o enerjinin üretilmesinde adeta bir
2:03
fabrikanın yöneticileri yani koenzim
2:06
gibi çalışırlar. Şöyle karşılaştıralım.
2:08
A vitamini gözünüzün loş ışıkta
2:10
görmesini sağlar. Eksikse gece körlüğü
2:12
yaşarsınız. K vitamini ise bambaşka bir
2:15
kahramandır. Kanın pıhtılaşmasını sağlar
2:17
ve kalsiyumu kemiğe bağlayan proteini
2:19
aktive eder. Bakın ikisi de enerji
2:22
vermiyor belki ama yaptıkları işler tam
2:24
anlamıyla hayat kurtarıcı. Minerallerin
2:27
dünyası da tıpkı vitaminler gibi çok
2:29
yönlü. Mesela demir. Demir deyince
2:32
hepimizin aklına hemen kandaki
2:33
hemoglobin ve oksijen taşınması geliyor,
2:36
değil mi? Ama durun. Demir sadece kanda
2:39
dolaşmaz. O aynı zamanda kaslarımızın
2:41
oksijen depolamasını sağlayan
2:43
miyoglobinin de yapı taşıdır. Hatta
2:45
hücrede enerji üreten enzimlerin bizzat
2:48
merkezinde yer alır. Yani işin üzü şu:
2:51
demir olmazsa kaslarımız tam manasıyla
2:54
nefes alamaz. E doğal olarak biz de
2:56
hareket edemeyiz. %55 ile 83. Sizce bu
3:00
kocaman oran neyi ifade ediyor olabilir?
3:03
Bu aslında zeytin yağının o mucizevi
3:05
sırrı yani içindeki oleik asit miktarı.
3:09
Biliyorsunuz yağlar genelde hep aman
3:11
uzak dur denen kötü bir şöhrete sahip.
3:14
Ama zeytinyağına o muazzam kalp dostu
3:16
karakterini veren şey işte bu yüksek
3:19
orandaki tekli doymamış omega9 yağ
3:21
asididir. Kısacası olay yağ yememek
3:23
değil tıpkı bir araba gibi doğru yakıtı
3:26
seçmektir. Mikro dünyayı kapatırken şu
3:29
temel enerji kaynağımız olan
3:31
karbonhidratlara da bir değinelim.
3:33
Karşımızda disakkarit var. İsmi çok
3:35
afili gelebilir ama aslında çok basit.
3:37
İki tane basit şeker molekülünün yani
3:40
monosakkaritin el ele tutuşması demek.
3:42
Her sabah çayınıza attığınız şeker yani
3:45
sükroz ya da sütteki laktoz. Bunların
3:47
hepsi birer disakkargkarit. Bu basit
3:50
yapı taşlarının birleşip o karmaşık
3:52
yakıtlara dönüşmesi gerçekten büyüleyici
3:54
bir mühendislik. İkinci bölüm: Besin
3:57
grupları. Tabağımızda neler var? Hadi
3:59
şimdi şu mikroskobik dünyadan biraz
4:01
çıkalım da mutfağa yemek masamıza doğru
4:04
bir geçiş yapalım. Süt deyince hep
4:06
kalsiyum. Kalsiyum kalsiyum diyoruz.
4:08
Peki sütün içindeki proteinlere hiç bu
4:10
açıdan baktınız mı? Süt proteinlerinin
4:12
tam %80'i kazein denen bir proteinden
4:15
oluşuyor. Geriye kalan küçük dilimleri
4:17
ise peynir altı suyu dediğimiz
4:19
laktoalbüüm ve lakoglobulin paylaşıyor.
4:22
O bir bardak sütün saatlerce tok
4:24
tutmasının ardındaki gizli güç aslında
4:26
bu kazein hakimiyeti. Tabii sütün
4:28
içindeki yağların üçte ik'sinin doymuş
4:30
yağ olduğunu da unutmamak diyeti
4:32
planlarken epey işimize yarayacaktır.
4:35
Evet. O meşhur mutfakların en büyük
4:37
tartışma konusuna geldik. Dürüst olun.
4:40
Sizce domates bir meyve mi yoksa sebze
4:43
mi? Mutfakta salataya doğruyoruz,
4:45
tuzlayıp yiyoruz. Yani bas bayağı sebze
4:47
muamelesi yapıyoruz. Ama botanik bilimi
4:50
pek bizim mutfak alışkanlıklarımızla
4:51
ilgilenmiyor. Onlar bitkileri yediğimiz
4:54
kısımlarına göre çok daha net ve bir o
4:56
kadar da ilginç bir şekilde
4:57
sınıflandırıyorlar. Bakın manavda
4:59
hepsine toptan sebze deyip geçiyoruz.
5:02
Ama yediğimiz şeyler aslında bitkinin
5:04
birbirinden tamamen farklı organları.
5:07
Mesela zeytinyağlısına bayıldığımız o
5:09
enginar var ya aslında bir çiçek.
5:11
Bezelye dediğimiz şey düpedüz bir tohum.
5:14
Peki domates, kabak, patlıcan, sıkı
5:17
durun. Botanik olarak bunların hepsi
5:19
bitkinin meyve kısmıdır. Yani çok
5:21
bilimsel açıdan bakacak olursak akşam
5:24
yediğimiz o güzelim şakşuka yemeği
5:26
teknik olarak bir meyve salatası. Tabii
5:28
tabağımızdakilerin ne olduğunu bilmek
5:30
güzel ama vücudumuzla nasıl reaksiyona
5:32
girdiklerini bilmek çok daha önemli.
5:35
Şunu unutmayın. Her sağlıklı yiyecek her
5:37
bünyeye uymaz. Mesela kuru fasulye
5:40
bitkisel protein açısından harika bir et
5:42
alternatifidir. Ancak eğer ülseriniz
5:44
veya mide hassasiyetiniz varsa bu tarz
5:47
gaz yapıcı baklagiller bir anda
5:49
kabusunuz olabilir. Beslenmede strateji
5:52
bazen ne yediğiniz kadar neyden uzak
5:54
durduğunuzla da ilgilidir. 3. bölüm
5:57
enerji metabolizması. Vücudun yakıtı.
6:00
Peki aldığımız bu yakıtı nasıl
6:02
harcıyoruz? Burada gerçekten altını
6:05
çizmemiz gereken bir şey var.
6:07
Vücudunuzun enerji faturası ömür boyu
6:10
aynı kalmaz. Hamilelik, emzirme,
6:12
çocukluk ya da o hızlı ergenlik dönemi.
6:15
Buralarda vücut adeta 7/24 çalışan dev
6:18
bir inşaat alanı gibidir. Enerji
6:20
ihtiyacı tavan yapar. Ama yaşlılık
6:22
dönemine geldiğimizde o inşaat yavaşlar.
6:25
Hücre üretimi azalır. Bazal metabolizma
6:27
hızı düşer. Hal böyle olunca enerji
6:30
ihtiyacı da doğal olarak azalır.
6:31
Kısacası yaşınıza göre yemeği öğrenmek
6:34
zorundayız. İşin içine bir de meslekler
6:36
ve yaşam tarzı girince denklem iyice
6:39
büyüyor. Bütün gün bedensel olarak
6:41
çalışan ağır kaldıran bir işçiyle sabah
6:43
9 akşam 6 masa başında bilgisayara bakan
6:46
bir ofis çalışanının günlük kalori
6:48
ihtiyacı arasında dağlar kadar fark var.
6:51
Yetişkinlerde enerji ihtiyacı sabit bir
6:53
rakam asla değildir. Doğrudan o gün ne
6:56
kadar ter döktüğünüze bağlıdır. İyi ama
6:58
bu enerjiyi doğru alıp almadığımızı
7:01
nasıl ölçeceğiz? Tıp dünyası bunun için
7:03
o bildiğimiz meşhur formülü kullanıyor.
7:05
Beden kitle indeksi yani kısaca BK'yi.
7:09
Kilonuzu boyunuzun karesine
7:10
bölüyorsunuz. Çıkan o sihirli rakam
7:13
aldığınız enerjiyle harcadığınız enerji
7:15
arasındaki bilançoyu gösteriyor. Aslında
7:17
boyunuza göre sağlıklı bir kiloda
7:19
mısınız değil misiniz? Tüm dünyada
7:20
referans aldığımız en temel ve pratik
7:23
ölçüt kesinlikle bu. Ve son bölümümüz.
7:25
Bölüm 4. Toplum, kültür ve eğitim.
7:28
Kamerayı hücrelerimizden alıp şöyle
7:30
koskoca topluma çevirme vakti.
7:32
Şu an özellikle Türkiye gibi hızla
7:34
gelişmekte olan ülkelerde gerçekten
7:36
tuhaf ve çarpıcı bir kriz yaşanıyor. Biz
7:39
buna modern paradoks diyoruz. Bir yanda
7:42
ekonomik büyüme ve hareketsizliğin
7:44
getirdiği çığ gibi büyüyen devasa bir
7:46
obezite sorunu. Ama tam karşısında aynı
7:49
toplumun içinde tek tip ve kötü
7:51
beslenmeden kaynaklanan yetersiz
7:53
beslenme, gelişim geriliği ve vitamin
7:55
eksiklikleri var. Düşünebiliyor musunuz?
7:58
Bir toplum aynı anda hem çok fazla
8:00
kalori alıp hem de nasıl bu kadar
8:02
besinsiz kalabiliyor? Bu çözmemiz
8:04
gereken en büyük ikilem. Tabii toplumlar
8:07
bu fastfood fırtınasına her zaman sessiz
8:09
kalmadı. Sizi 1986 yılına Roma'ya o
8:13
meşhur İspanyol merdivenlerine götürmek
8:15
istiyorum. O yıl tam orada uluslararası
8:18
D1 fast food restoranı açılmaya
8:20
kalkıştığında İtalyanlar dediler ki bir
8:23
saniye bizim binlerce yıllık yemek
8:25
kültürümüz ne olacak? ve sosyolog Carlo
8:28
Petrini önderliğinde muazzam bir
8:30
protesto başladı. İşte o gün bugün tüm
8:33
dünyada yerel gıdayı ağır ağır ve
8:36
keyifle yemeyi savunan o harika slow
8:38
food yani yavaş gıda hareketi doğdu.
8:41
Standartlaşmaya karşı atılmış harika bir
8:43
kültürel devrim. Şimdi biraz günümüze ve
8:46
en kırılgan grubumuz olan ergenlere
8:48
dönelim. Açık konuşalım. Gençlerimiz
8:51
devasa bir baskı altında. Sosyal
8:53
medyanın dayattığı kusursuz beden
8:55
algısı, sınav stresi, depresyon ve her
8:58
köşe başında onları bekleyen ucuz fast
9:00
food. Bunların hepsi gençleri son derece
9:03
sağlıksız, tek yönlü bir beslenmeye
9:05
itiyor. Peki bunun panzehri ne? Okul
9:08
etkinlikleri ve spor. Takım sporları ve
9:11
fiziksel aktiviteler gençleri o karanlık
9:13
döngüden çıkarıp hem fiziksel hem de
9:15
sosyal olarak besleyen en güçlü
9:17
çapamızdır. O zaman asıl soruya gelelim.
9:20
Bunu nasıl değiştireceğiz? Cevap net.
9:23
Toplumsal eğitimle. Ama öyle laf
9:25
kalabalığıyla değil, stratejik
9:27
adımlarla. Birinci adım kaynakların
9:29
değerlendirilmesi. Yani bu eğitimi kim
9:32
verecek? Nasıl bir yöntem izleyeceğiz?
9:34
Bütçemiz ne? Önce altyapıyı bir
9:36
kuracağız. İkinci adımda ise işin şovunu
9:39
bırakıp tamamen sokağa, pratiğe
9:41
ineceğiz. İnsanlara market rafında
9:43
dururken etiket okumayı, son kullanma
9:45
tarihini kontrol etmeyi öğreteceğiz.
9:47
Çünkü unutmayın bilinçli toplum ne
9:49
yediğini etiketindeki küçücük yazılardan
9:52
anlayan toplumdur. Ve geldik
9:54
incelememizin sonuna. Birlikte
9:57
mikroskobik hücrelerimizden çıktık. Roma
9:59
sokaklarına uğradık. Küresel toplumun
10:02
sorunlarına daldık. Şimdi sizi çok
10:04
güçlü, çok kışkırtıcı bir soruyla başa
10:06
bırakmak istiyorum. Bugün öğrendiğimiz
10:08
tüm bu bilgileri gelecek nesilleri
10:11
tabaklarındaki yiyecekler konusunda
10:12
eğitmek ve küresel sağlığımızı gerçekten
10:15
dönüştürmek için nasıl kullanacağız?
10:17
Unutmayın, tabağınıza koyduğunuz her
10:20
lokma sadece midenize değil geleceğinize
10:22
yaptığınız bir yatırımdır. Umarım bu
10:25
anlattıklarımız mutfağınızda yepyeni bir
10:27
pencere açar. Kendinize, sağlığınıza ve
10:30
o harika hücrelerinize çok iyi bakın.
10:33
Görüşmek üzere.
#Jobs & Education

