0:00
Merhaba. Hepimiz bu süreci yaşadık ya da
0:02
yakından gördük. Ama hiç durup
0:04
düşündünüz mü? İnsan zihni bir dili
0:07
nasıl öğreniyor? O ilk seslerden
0:09
karmaşık cümlelere, sosyal etkileşimlere
0:11
uzanan bu inanılmaz yolculuk nasıl
0:14
gerçekleşiyor? Gelin bu büyüleyici
0:16
sürece birlikte adım adım bir göz
0:18
atalım. Her şey aslında bu basit gibi
0:21
görünen soruyla başlıyor değil mi? Bu
0:23
hepimizin bir şekilde tanık olduğu hatta
0:25
bizzat yaşadığı bir gelişim hikayesi.
0:28
İşte bu analizin sonunda bu sorunun
0:30
ardında yatan o muazzam dünyayı hep
0:32
birlikte keşfetmiş olacağız. Her bölük
0:34
yapı gibi dil de en küçük en temel
0:37
parçalarıyla inşa ediliyor. O yüzden
0:40
gelin yolculuğumuza en temelden
0:42
başlayalım. Her şeyin başladığı yer olan
0:45
seslerin dünyasından. Her şeyin en küçük
0:48
parçasıyla yani ses birimle ya da diğer
0:51
adıyla fonemle başlayalım. Bunu dilin
0:53
atomu gibi düşünebilirsiniz. Bakın kel
0:56
ve tel kelimeleri sadece tek bir sesi
1:00
k'yi t değiştirerek bambaşka bir anlam
1:03
yaratıyoruz. İşte dil öğrenimi de tam
1:05
olarak bu küçücük sesleri ayırt etme
1:07
yeteneğiyle başlıyor. Peki bir dilin
1:09
kelime hazinesi ne kadar bilik olabilir?
1:12
Cevabı bulmak için sadece sözlüklere
1:14
bakmak yetmez. Hayır hayır. Gazetelerden
1:16
sokak yargonuna, romanlardan internette
1:19
yazdıklarımıza kadar aklınıza
1:21
gelebilecek her şeye bakmamız gerekiyor.
1:23
Ve bu durum bizi inanılmaz bir gerçeğe
1:26
getiriyor. Dil o kadar engin bir okyanus
1:28
ki en bilgili dil bilimciler bile
1:31
konuştukları dilin her bir kelimesini
1:33
bilemez. Bu da bize çok önemli bir şey
1:35
hatırlatıyor. Dil öğrenimi bir varış
1:37
noktası değil ömür boyu süren bir
1:39
yolculuktur. Peki tamam. Dil devasa bir
1:42
yapı ama beynimiz bu yapıyı nasıl inşa
1:45
ediyor? İşte şimdi işin en heyecanlı
1:47
kısımlarından birine yani yolculuğun
1:49
bilişsel tarafına geçiyoruz ve dili
1:51
nasıl öğrendiğimize dair iki temel
1:53
teoriye bakıyoruz. Beynimiz dili
1:55
öğrenirken temelde iki farklı yol
1:57
izliyor gibi görünüyor. Bir yanda hani o
2:00
birdenbire ampulün yandığı anlar var ya
2:02
aha şimdi anladım dediğimiz anlar. İşte
2:05
bu köhlerin bahsettiği ani kavrayış.
2:08
Diğer yandaysa daha sabırlı bir yöntem
2:10
var. Tornike'ın deneme yanılma süreci
2:13
yani yavaş yavaş deneyerek, hatalar
2:16
yaparak doğruyu bulma. İkisi de öğrenme
2:19
yolculuğumuzun olmazsa olmazı. Peki bu
2:21
deneme yanılma süreci tam olarak nasıl
2:24
işliyor? Aslında Tond bunu üç basit
2:26
yasayla açıklıyor. Şöyle düşünün.
2:28
Birincisi öğrenmeye hazır mısın?
2:30
İkincisi yeterince tekrar ediyor musun?
2:32
Ve üçüncüsü belki de en önemlisi bu işin
2:35
sonunda aldığın sonuç seni mutlu ediyor
2:36
mu yoksa pes mi ettiriyor? Bu üç basit
2:39
soru bir şeyi neden öğrendiğimizi veya
2:41
neden bıraktığımızı çok güzel açıklıyor.
2:43
Şimdiye kadar ana dilimizi konuştuk.
2:46
Gelin şimdi vitesi biraz daha artıralım
2:47
ve işin içine ikinci bir dili yani iki
2:50
dillilik dünyasının o karmaşık ama
2:52
büyüleyici alanını katalım. Bu aslında
2:55
çoğumuzun yaşadığı veya bildiği bir
2:57
durum. Hani ben bu yaz İspanyolca
2:59
öğreneceğim deyip bir kursa yazılırsınız
3:01
ya. İşte bu tamamen kendi seçimimizde
3:05
kişisel bir ilgi ya da kariyer hedefi
3:08
için çıktığımız bir yolculuk. Buna
3:10
seçmeli iki dililik diyoruz. Ama
3:12
madalyonun bir de diğer yüzü var. Bazen
3:15
özellikle yeterli eğitim desteği
3:17
olmadığında bir kişi iki dilde de tam
3:19
olarak yetkinleşemeyebiliyor.
3:21
Bu yarım iki dillilik denen durum ve
3:24
bize şunu çok net gösteriyor.
3:26
Destekleyici bir öğrenme ortamı
3:28
gerçekten de her şey demek. Her
3:30
yolculukta olduğu gibi dil öğrenme
3:33
serüveninde de karşımıza çıkan
3:34
efsaneler, yanlış inanışlar ve tabii ki
3:37
engeller var. Hazırsanız şimdi bunlardan
3:40
en popüler olanına odaklanalım. İşte en
3:43
yaygın mitlerden biriyle karşı
3:45
karşıyayız. Genelde iki dil bilen bir
3:47
çocuğun her iki dili de ana dili gibi
3:50
mükemmel ve eşit seviyede konuştuğunu
3:52
düşünürüz. Peki sizce bu doğru mu?
3:54
Cevap: Kocaman bir hayır. Bu kulağa çok
3:58
hoş gelse de aslında doğru olmayan biraz
4:01
idealirilmiş bir düşünce. Gerçekte durum
4:04
çok daha farklı ve daha ilginç. Peki
4:06
gerçekte ne oluyor? Genellikle bir dil
4:09
diğerine göre daha baskın oluyor. Yani
4:11
bir dominant dil var. Üstelik dil
4:14
becerilerimiz duruma göre değişiyor.
4:16
Evde konuştuğumuz gibi, okulda
4:18
arkadaşlarımızla konuştuğumuz gibi iş
4:20
yerinde konuşmayabiliyoruz. Yani o
4:22
mükemmel denge sandığımız kadar yaygın
4:24
bir durum değil. Daha çok bir istisna.
4:27
İşte yolculuktaki en tehlikeli
4:28
virajlardan biri fosilleşme. Hani bir
4:32
hatayı o kadar çok tekrar edersiniz ki
4:34
artık o hata sizin bir parçanız olur.
4:36
Adeta kemikleşir. Ya işte bu durum
4:38
öğrenmenin durduğu ve yanlışların kalıcı
4:41
hale geldiği o andır. Ama her hata bir
4:44
son demek değil. Tam tersi. Öğrenenler
4:46
bu süreçte ara dil dediğimiz müthiş bir
4:48
sistem yaratıyorlar. Bunu ana dilinizle
4:50
hedef diliniz arasında kurduğunuz geçici
4:52
bir köprü gibi düşünün. En güzel yanı ne
4:54
biliyor musunuz? Bu köprü sürekli inşaat
4:57
halinde. Yani her zaman yeni bilgilere,
4:59
yeni kurallara açık. Bu da öğrenmenin
5:01
devam ettiğinin en güzel kanıtı. Şimdiye
5:04
kadar hep zihinden, beyinden, bireysel
5:06
süreçlerden bahsettik. Ama yolculuğun
5:09
son etabında şunu göreceğiz. Dil tek
5:12
başına yaşanan bir macera değil. Dil son
5:15
derece sosyal bir olgu. Peki dil eğitimi
5:18
ilk nerede başlar? Okulda mı, kurslarda
5:21
mı? Hayır. Her şeyin başladığı o ilk ve
5:24
en kritik yer aile ortamıdır. Dilin
5:26
temelleri, o en sağlam yapı taşları tam
5:29
olarak burada atılır. Konuşmak dediğimiz
5:31
şey aslında sandığımızdan çok daha
5:34
karmaşık üç katmanlı bir eylem. Bir,
5:37
fiziksel boyutu var. Yani ağzımızla, ses
5:40
tellerimizle o sesleri çıkarmak. İki,
5:43
psikolojik boyutu var. aklımızdaki
5:45
düşünceleri kelimelere dökmek ve 3.
5:47
Toplumsal boyutu bunu bir başkasıyla
5:50
iletişim kurmak için yapmak. Bu üçü bir
5:52
arada olmadan olmaz. Peki bu sosyal
5:55
boyut öğrenmeyi nasıl etkiliyor? İşte
5:57
Schuma'nın kültürleşme modeli bunu çok
5:59
güzel açıklıyor. Özetle diyor ki iki
6:01
kültür birbirine ne kadar yakınsa
6:03
aralarındaki o toplumsal mesafe ne kadar
6:05
azsa dil öğrenmek o kadar kolaylaşır.
6:08
İnsanların birbirine entegre olma
6:10
isteği, statüleri, kültürel
6:12
benzerlikleri hepsi bu hızı doğrudan
6:14
etkiliyor. İşte bütün bu yolculuktan
6:17
çıkarmamız gereken en önemli ders belki
6:19
de bu. Bir dili öğrenmek sadece kelime
6:22
ve gramer öğrenmek demek değil. O dili
6:24
konuşan kültüre kendini ne kadar yakın
6:26
hissedersen, o toplumla ne kadar bağ
6:28
kurarsan öğrenme sürecinde o kadar
6:30
hızlanıyor. Çünkü dil en temelde
6:32
insanlar arasında kurulan bir köprüdür.
6:35
Ve evet en başta söylediğimiz gibi dil
6:37
öğrenimi bir varış noktası değil ömür
6:39
boyu süren bir yolculuktur. Peki siz bu
6:42
yolculuğun neresindesiniz? Önemli olan
6:45
nerede olduğunuz değil yolda olmaya
6:47
devam etmeniz. Bir sonraki bölümde