0:00
Hepimizin çocukken dinlediği, okuduğu
0:02
masallar var, değil mi? Kırmızı Başlıklı
0:04
Kız, Uyuyan Güzel. Peki bu bildik
0:07
hikayelerin ardında aslında ne yatıyor?
0:10
Gelin bu kaynakların ışığında o
0:12
masalların sayfalarını birlikte
0:13
aralayalım ve çocuk edebiyatının pek de
0:16
bilinmeyen şaşırtıcı tarihine doğru bir
0:18
yolculuğa çıkalım. Her şey aslında bu
0:21
soruyla başlıyor. Nasıl oluyor da bir
0:23
hikaye yüzlerce yıl geçse bile
0:25
eskimiyor, popülerliğini kaybetmiyor. Bu
0:28
sorunun cevabı inanın bana hiç de öyle
0:30
basit değil. Düşündüğümüzden çok daha
0:32
derinlerde saklı. Mesela en bilinen
0:35
örneklerden biri uyuyan güzel. Bu masal
0:38
biri oturup yazsın diye ortaya çıkmamış.
0:40
Yüzyıllar boyunca dilden dile, nesilden
0:42
nesile yani tamamen sözlü gelenekle
0:45
anlatılarak günümüze kadar ulaşmış.
0:48
Şimdi konunun biraz daha derinine
0:50
inelim. Çünkü masal diye bildiğimiz o
0:53
kavram bile zaman içinde öyle büyük bir
0:55
değişim geçirmiş ki. İşte bakın bu tablo
0:58
aradaki temel farkı çok net bir şekilde
1:00
ortaya koyuyor. Bir yanda kimin yazdığı
1:03
belli olmayan halkın ortak malı olmuş
1:05
uyuyan güzel gibi halk masalları var.
1:07
Diğer yandaysa Rold Dall'ın Matild'sı
1:10
gibi tek bir yazarın hayal gücünden
1:12
doğmuş özgün edebi masallar. Yani biri
1:15
kolektif bir hafızanın ürünü, diğeri ise
1:18
kişisel bir sanat eseri. Peki günümüzde
1:20
ne oluyor? Artık karşımızda yarı
1:23
fantastik metinler diye bir tür var.
1:25
Mesela Harry Potter serisini düşünün. Bu
1:27
tür hikayeler fantastik dünyaları alıp
1:30
çocuğun kendi gerçekliğiyle, okuluyla,
1:32
arkadaşlıklarıyla birleştiriyor. Bu da o
1:35
büyülü dünyayı çok daha tanıdık ve
1:36
ulaşılabilir hale getiriyor. Ve geldik
1:39
belki de bu analizin en can alıcı, en
1:42
sarsıcı noktasına. Çocuklara
1:44
anlattığımız hikayeler aslında bizim
1:46
onlara nasıl baktığımızın, çocukluğu
1:48
nasıl gördüğümüzün bir aynası. İşte bu
1:51
tarihsel algı her şeyi değiştiriyor. Şu
1:54
tarihsel yolculuğa bir göz atalım. Bakın
1:57
20. yüzyılda çocuk artık kendi hakları
1:59
olan bir özne. 19. yüzyıldaysa terbiye
2:03
edilmesi gereken küçük bir yetişkin.
2:05
Peki ya Orta Çağ? Orada kocaman bir soru
2:08
işareti var ve cevabı emin olun sizi
2:11
epey şaşırtacak. İşte o şok edici cevap
2:14
bu. Orta Çağ düşünürleri için çocukluk
2:17
bir masumiyet çağı falan değil. Tam
2:19
tersine içindeki günahların temizlenmesi
2:22
gereken bir dönem. Hatta onlara göre
2:24
çocukluk insanın en iğrenç haliydi.
2:27
İnanılır gibi değil mi? Bu karşılaştırma
2:30
aradaki o devasa uçurumu herhalde daha
2:33
net gösteremezdi. Bir tarafta disipline
2:35
edilmesi gereken bir nesne, diğer
2:37
taraftaysa anlaşılması ve desteklenmesi
2:40
gereken hak sahibi bir özne. İşte bu
2:43
zihniyet devrimi çocuk edebiyatının da
2:45
adeta genetiğini değiştirdi. Çocuğa
2:48
duyulan bu yeni saygı ve değişen bakış
2:50
açısı yazarlar için de oyunun
2:52
kurallarını tamamen yeniden yazdı. Artık
2:55
amaç sadece bir şeyler öğretmek değil,
2:57
aynı zamanda sanat yapmaktı. Peki modern
3:00
bir çocuk yazarı nasıl olmalı? İşte bu
3:03
yeni oyunun kuralları burada. Yazar
3:05
artık parmağını sallayıp ders veren bir
3:07
öğretmen değil, kendi yetişkin dünyasını
3:09
çocuğa dayatan bir ebeveyn değil. O her
3:12
şeyden önce bir sanatçı ve en temel
3:14
ilkesine çocuğa görelik. Yani her şeyi
3:17
çocuğun gözünden görmek ve onun
3:19
dünyasına saygı duymak. İşte tam bu
3:22
noktada Peter Hartling gibi kuramcılar
3:24
sahneye çıkıyor. Hartling diyor ki,
3:27
"Çocukları bir faunusun içinde yaşatmak
3:29
doğru değil. Onlara toz pembe bir dünya
3:31
sunmak yerine hayatın gerçeklerine,
3:34
endişelerine, sevinçlerini yani hayatın
3:36
ta kendisini dürüstçe anlatan bir
3:39
edebiyata ihtiyaç var. Ve bu teori lafta
3:43
kalmayıp edebiyat tarihinde devrim
3:46
yaratan bir esere yol açtı. Hael
3:48
Hertling'in kendi yazdığı Benjamin
3:51
Anna'yı seviyor romanı bir çocuğun ilk
3:54
aşkını, kıskançlıklarını yani o karmaşık
3:57
ve gerçek duygularını sansürsüz bir
4:00
şekilde anlattı ve böylece tarihteki ilk
4:03
psikolojik çocuk romanı olarak yerine
4:05
aldı. Şimdiye kadar hep metinden,
4:08
yazılardan bahsettik ama çocuk
4:10
kitaplarında en az metin kadar hatta
4:12
bazen ondan bile güçlü bir dil daha var.
4:15
Görseller yani resimler. İşte bu cümle
4:18
modern çocuk kitabı anlayışının temelini
4:21
oluşturuyor. Yani resimler, sayfaları
4:24
doldurmak için konulmuş süslemeler
4:25
değil. Onlar da metin kadar güçlü, kendi
4:28
başına bir hikaye anlatan, kendine ait
4:31
bir dil. Peki iyi bir illüstrasyon ne
4:34
yapar? Metnin söylemediğini söyler. Bir
4:37
karakterin duygularına derinlik katar.
4:39
Bütün bir atmosfer yaratır. Kaliteli bir
4:42
çocuk kitabında yazı ve resim adeta
4:45
birlikte dans eder. Birbirlerinin eşit
4:47
ortaklarıdır. Kaynak metinlerde bunun
4:50
için harika bir tanım kullanılıyor.
4:52
Çocuğa sunulan bir görsel şölen ve bütün
4:55
bu anlattıklarımız bizi en önemli yere
4:58
getiriyor. Okurun kendisine. Yani artık
5:01
pasif bir alıcı değil bu sürecin tam
5:03
merkezinde yer alan çocuğa. İşte modern
5:06
çocuk edebiyatının etik temeli tam
5:08
olarak bu. Amaç bir kitap aracılığıyla
5:11
çocuğa belli bir düşünceyi dayatmak, onu
5:14
şekillendirmek değil. Aksine onun
5:16
eleştirel düşünme yeteneğini
5:18
geliştirmesine ve kendi seçimlerini
5:20
yapmasına alan açmak. Bu haklar
5:23
gerçekten çok önemli. Bir çocuğun kendi
5:25
okuyacağı kitabı seçme hakkı olmalı.
5:27
Beğenmediği bir kitabı eleştirme hatta
5:30
sıkıldığı bir kitabı yarım bırakma yani
5:32
reddetme özgürlüğü olmalı. İşte bu ona
5:35
bir birey olarak saygı duyduğumuzun en
5:37
somut göstergesidir. Sonuç olarak bütün
5:40
bu analiz bizi çok önemli bir soruyla
5:42
başa bırakıyor. Bir zamanlar çocuğu
5:44
günahkar bir varlık olarak gören bir
5:46
zihniyetten bugün ona haklar tanıyan,
5:48
onu özne olarak kabul eden bir anlayışa
5:50
geldik. Peki bizim bugün çocuklarımıza
5:53
anlattığımız hikayeler yarının
5:55
dünyasını, yarının yetişkinlerini nasıl
5:57
şekillendiriyor? Gerçekten de üzerine
6:00
uzun uzun düşünmeye değer.