Auzef Çatışma Çözümleme ve Müzakere Teknikleri 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/05/31/catisma-cozumleme-ve-muzakere-teknikleri-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Herkese merhaba. Yeni incelememize hoş
0:02
geldiniz. Bugün aslında çok tanıdık ama
0:05
bir o kadar da gizli bir konuyu küresel
0:07
çatışmaları yöneten o görünmez
0:09
mekanizmaları konuşacağız. Her gün
0:11
haberlerde izlediğimiz olayların perde
0:13
arkasına inip işin asıl matematiğini
0:16
deşifre edeceğiz. Hazırsanız hemen
0:18
başlayalım. Söze o kilit soruyla
0:21
başlamak istiyorum. Şiddet her zaman
0:23
görünür müdür? Yani şöyle düşünün.
0:24
Şiddet dendiğinde çoğumuzun aklına hemen
0:27
patlamalar, silahlar, yıkılan binalar
0:29
falan geliyor değil mi? Haberlerin bize
0:30
gösterdiği tablo hep bu. Peki ya en
0:33
yıkıcı hasarlar kameraya hiç
0:34
yansımıyorsa ya ortada hiçbir silah
0:36
yokken bile asıl savaş tüm hızıyla devam
0:39
ediyorsa işte tam da bu noktada ünlü
0:41
düşünür Johan Galtung'un literatüre
0:44
kazandırdığı o sarsıcı kavram devreye
0:46
giriyor. Yapısal şiddet. İnanın bu
0:48
kavram dünyaya bakış açınızı kökünden
0:50
değiştirecek. Galtung bize diyor ki, "En
0:53
yıkıcı şiddetin öyle belirgin bir yüzü
0:55
veya tüten bir namlusu yoktur. Daha iyi
0:58
alternatifler bal gibi de mümkünen, bazı
1:00
grupların hayat şartlarını sistematik
1:02
olarak kötüleştiren politikalar,
1:04
kurumsal yapılar işte asıl şiddet budur.
1:06
Çok sessiz ama inanılmaz derecede
1:09
derinden işleyen bir mekanizma. Bu iki
1:11
şiddet türü arasındaki zıtlık gerçekten
1:13
inanılmaz. Sol tarafa bir bakın.
1:15
Doğrudan şiddet. Suriye veya Ruanda'daki
1:18
gibi faili belli, kasıtlı, somut
1:20
fiziksel eylemler. Şimdi sağ tarafa
1:22
geçelim. Yapısal şiddet fail mi? Fail
1:26
tamamen anonimdir. Sistemik ayrımcılık,
1:28
gelir adaletsizliği, meşru hakların
1:31
resmen yok sayılması gibi kurumların
1:33
içine gizlenmiştir. Biliyor musunuz? Sol
1:35
taraftaki o kanlı savaş alanlarında
1:37
gördüğümüz şey aslında çoğu zaman sağ
1:39
taraftaki bu sessiz kurumsallaşmış
1:42
acının uzun yıllar boyunca birikmesinin
1:44
bir sonucudur. İkinci bölümümüz güç
1:47
dinamikleri. Burada etki kavramını
1:49
tamamen yeniden düşüneceğiz. Şiddetin o
1:52
görünmez yüzünü anladığımıza göre
1:54
gelelim makinenin ikinci vitesine yani
1:57
güce. Hepimizde gücün sadece tepeden
2:00
aşağıya doğru aktığına dair bir inanç
2:01
vardır. Öyle değil mi? Ama Robert
2:03
Dall'ın şu meşhur tanımına bir bakın.
2:05
Güç bir aktörün başka türlü yapamayacağı
2:08
şeyleri diğer aktörlere yaptırabilme
2:10
kapasitesidir. Gerçekten müthiş bir
2:12
tespit. Güç demek sadece masaya
2:14
yumruğunu vurmak demek değildir. Asıl
2:17
güç başkalarının davranışlarını normalde
2:19
hiç seçmeyecekleri bir yöne sessizce
2:22
çekebilme ustalığıdır. Kısacası güç tek
2:25
taraflı işleyen bir dikta değildir.
2:26
Aksine tam anlamıyla çift yönlü bir
2:28
yoldur. Karşılıklı, ilişkisel ve göreli
2:31
bir olgudan bahsediyoruz. Asimetrik
2:33
dediğimiz yani bir tarafın devasa diğer
2:36
tarafın minicik olduğu ilişkilerde bile
2:38
işler böyle yürür. Zayıf görünen tarafın
2:40
güçlü olanı etkileme kapasitesi her
2:42
zaman vardır. Küresel krizlere,
2:44
ülgelerarası restleşmelere bakış açımızı
2:46
tamamen değiştiren de işte bu gerçektir.
2:48
Bazen zayıfın asıl gücü güçlünün
2:51
zaafında saklıdır. Sırada tarihsel
2:53
rejimler ve çatışmanın tırmanması var.
2:56
Şimdi biraz daha makro düzeye, tarihsel
2:58
evrime çıkalım. İnsan toplumlarının bu
3:00
güç dinamiklerini zaman içinde nasıl
3:02
organize ettiğine bakarsak geleneksel
3:05
imparatorluklardan mutlak monarşilere,
3:07
oradan meşrutiyet ve cumhuriyetlere, en
3:10
sonunda da demokrasilere uzanan bir
3:12
kronoloji görüyoruz. Yalnız burada çok
3:14
yaygın bir tarihsel yanlışı düzeltelim.
3:16
Soğuk savaş bittikten sonra çözülen,
3:19
yıkılan o yapılar geleneksel
3:20
imparatorluklar değildi. Onlar çoktan
3:23
tarih olmuştu. Soğuk savaş sonrası
3:25
çözülenler sömürge imparatorluklarıydı.
3:28
Bugünü doğru anlamak için tarihi doğru
3:30
zaman çizelgesine oturtmak şart. Peki
3:33
devletler arasındaki bu gerilim nasıl
3:35
tırmanıyor? Şu çatışma modeline bir
3:38
bakalım. Her şey basit bir anlaşmazlıkla
3:40
başlıyor. Sonra kurumlar aracılığıyla
3:42
resmileşiyor. Doruk noktasına yani
3:45
savaşa ulaşıyor ve ardından yavaş yavaş
3:47
sönümleniyor. Şunu belirtmekte fayda
3:50
var. Dışişleri veya savunma bakanlıkları
3:52
gibi kurumsal yapılar aslında işleri
3:54
daha da karmaşıklaştırmak için değil.
3:56
Devletlerin bu süreci rasyonel bir
3:58
şekilde yönetmesi ve barışçıl çözümlere
4:00
ulaşması için vardır. Hazır tarihsel
4:03
yanılgıları düzeltiyorken bir büyük
4:05
efsaneyi daha yıkalım. Birçoğumuz
4:07
1800'lü yılların bitmek bilmeyen
4:09
savaşlarla geçtiğini sanır ama durum hiç
4:11
de öyle değildi. Sol tarafta gördüğünüz
4:14
gibi 1800'ler aslında Viyana Kongresi
4:16
ile başlayan oldukça ciddi bir
4:18
diplomatik istikrar dönemiydi. Toplumun
4:21
her hücresinin savaşa dahil edildiği o
4:23
meşhur ve yıkıcı topyek savaş kavramı
4:25
isa sağ tarafa yani soğuk savaş
4:28
öncesindeki o kanlı dünya savaşları
4:30
dönemine aittir. 4.üncü bölümümüz
4:33
uluslararası düzeni çözümlemek. Gelelim
4:35
modern çağa. Bugün etrafımızda olup
4:37
bitenleri doğru okumak için elimize
4:39
doğru teorik mercekleri almamız
4:41
gerekiyor. Tabloya bir bakın. Aynı
4:43
dünya, aynı küresel olaylar ama üç
4:45
tamamen farklı teşhis. Mesela liberal
4:48
teori adaleti ve demokrasiyi savunurken
4:50
çatışmaların asıl sebebini serbest
4:52
ticaretin engellenmesinde bulur. Realist
4:54
teori ise her şeye sadece güç
4:56
penceresinden bakar. Bugün Rusya ve
4:58
Çin'in yükselişini tamamen bu güç
4:59
geçişiyle açıklar. Marksist teoriye
5:02
geldiğimizde ise odak noktası tamamen
5:03
sınıflardır. İşçilerin barış çağrısı
5:06
yapmasının ardında basit bir çıkardan
5:08
ziyade dünyayı devrimle
5:09
değiştirebileceklerine olan inançları
5:11
yatar. Üç ayrı mercek, üç bambaşka
5:14
gerçeklik. Şurada araya girip akademik
5:16
bir efsaneyi daha hızlıca çürütmek
5:19
istiyorum. Uluslararası ilişkilerde
5:20
sürekli duyduğumuz şu meşhur
5:22
medeniyetler çatışması tezi kime aittir?
5:24
Pek çok kişiye sorsanız hemen Francis
5:26
Fukuyama der ama hayır. O tezin asıl
5:28
mimarı Samuel Huntington'dır.
5:31
Analizlerimizi yaparken doğru teoriyi
5:33
doğru isimle eşleştirmek işin temelidir.
5:36
Sona yaklaşırken siyaset biliminde
5:38
içgüdüsel olarak doğru sandığımız ama
5:40
aslında yanlış olan birkaç gerçeği seri
5:43
halde özetleyelim. 1. İrlanda'daki
5:45
meşhur Katolik Protestan çatışması
5:47
sanıldığının aksine asimetrik değil, tam
5:50
anlamıyla simetrik bir çatışmadır. 2.
5:52
İnsan aklıyla silah teknolojisi arasında
5:54
bir bağ yoktur demek devasa bir hatadır.
5:57
Aralarında muazzam bir nedensellik
5:59
vardır. 3. Bir ülkeyi etnik olarak
6:02
tamamen homojen hale getirmeye çalışmak
6:04
asla barışçıl bir ulus inşa etmez.
6:06
sadece yeni krizler doğurur. Ve son
6:08
olarak kimlik ihtiyaçları gibi derin
6:10
konular basit siyasi çıkarlarla insan
6:12
ihtiyaçlarını birbirinden keskin
6:14
çizgilerle ayırmaz. Bunlar daima iç içe
6:16
geçmiştir. Evet, bir sürü teoriden,
6:19
tarihsel süreçten bahsettik. Peki tüm
6:21
bunlar günün sonunda sizin için ne
6:23
anlama geliyor? Şunu net olarak gördük.
6:25
Şiddet sadece silahlar ve patlamalardan
6:27
ibaret değildir. Güç sadece kalabalık
6:30
ordular demek değildir. Güç karşılıklı
6:32
bir danstır. Sizler yapısal şiddeti ve o
6:36
ilişkisel gücü kavradığınız an inanın
6:38
bana dünyayı okuma biçiminiz kalıcı
6:40
olarak değişiyor. Artık haberlerdeki
6:42
olayların sadece sonuçlarını değil o
6:44
derinlerde yatan asıl görünmez sebepleri
6:46
de görebilecek yepyeni bir merceğe
6:48
sahipsiniz. Ve bu analizimizi
6:50
noktalarken sizi şu düşünceyle baş başa
6:53
bırakmak istiyorum. Bu akşam veya yarın
6:55
haberleri izlerken aklınızda bulunsun.
6:57
Ekranda size sunulan o krizlere bakarken
7:00
gerçekten resmin tamamını mı
7:01
görüyorsunuz? Yoksa o an sadece devasa
7:04
gizli bir makinenin o herkesin gördüğü
7:06
yüzeydeki çaklarına mı bakıyorsunuz?
7:08
Unutmayın, gerçek güç ve en yıkıcı
7:10
şiddet genellikle kameranın kadrajına
7:12
hiç girmeyen, karanlık yerlerde
7:14
saklıdır. Bu derinlikli analizde bana
7:16
eşlik ettiğiniz için çok teşekkür
7:17
ederim. Bir serakinde görüşmek üzere.
#Jobs & Education

