0:00
Herkese selam. Bugün hep birlikte
0:01
çatışma kavramına dalıyoruz. Ama durun
0:03
muhtemelen bildiğinizden, duyduğunuzdan
0:05
çok daha farklı bir bakış açısıyla.
0:07
Çünkü kabul edelim çoğumuz çatışma
0:10
kelimesini duyduğumuzda aklımıza
0:12
gelenler aslında resmin sadece çok küçük
0:14
bir parçası oluyor. Mesela şimdi sorsam
0:17
ne dersiniz? Savaşlar değil mi? Belki
0:20
sokaklardaki protestolar, belki de
0:22
hararetli bir siyasi tartışma. Bunların
0:25
hepsi doğru. Evet. Ama birazdan
0:27
göreceğimiz gibi bunlar hikayenin sadece
0:30
en görünür, en bariz kısmı. Çünkü
0:33
çatışma tıpkı bir buzdağı gibi. Biz
0:36
sadece suyun üzerindeki o küçük tepeyi
0:38
görüyoruz. Asıl devasa kütle ise hep
0:41
suyun altında, gözlerden uzakta. Neyse
0:43
ki uzmanlar o görünmeyen derinlikleri
0:45
anlamamız için bize inanılmaz araçlar
0:48
vermişler. İşte biz de bugün o analiz
0:50
araçlarını kullanarak çatışmaya yepyeni
0:52
bir gözle bakacağız. Hazır mısınız?
0:55
Pekala, haydi başlayalım. İlk olarak şu
0:57
temel gerçeği bir cebimize koyalım.
0:59
Çatışma sadece ve sadece savaş demek
1:02
değildir. Bu basit gibi görünen ama
1:04
aslında çok güçlü olan fikir bugünkü
1:07
yolculuğumuzun temelini oluşturacak.
1:09
Şimdi şöyle düşünün. Bir motorun neden
1:11
çalışmadığını anlamak için ne
1:12
yaparsınız? Kaputu açar parçalarına
1:15
bakarsınız. Değil mi? İşte çatışma da
1:17
böyle. Onu gerçekten anlamak için önce
1:19
onu temel bileşenlerini ayırmamız
1:21
gerekiyor. Ve bunun için bir alet
1:23
çantasına ihtiyacımız var. O çantadaki
1:25
ilk aletimiz ise net herkesin
1:27
anlayabileceği bir tanım. İşte ilk
1:29
aracımız sahnede. Siyaset bilimci Queny
1:32
Wght'ın geliştirdiği bu yöntem aslında
1:34
bize bir tür kontrol listesi sunuyor.
1:37
Bir duruma bakıp hım evet bu bir
1:39
çatışmadır. Diyebilmemiz için
1:40
gerekenleri sıralıyor. W diyor ki bir
1:43
olayın çatışma sayılması için şu dört
1:45
şeyin aynı anda var olması lazım. 1. En
1:48
az iki taraf olacak. Mantıklı. Tek
1:50
başına çatışamazsın. 2. Bu tarafların
1:53
istedikleri şeyler birbiriyle çelişecek.
1:55
Yani bir çıkar uyuşmazlığı olacak. 3.
1:58
Aralarında hissedilir böyle elle tutulur
2:00
bir gerginlik, bir düşmanlık havası
2:02
esecek. Ve dör en önemlisi bu gerginlik
2:05
sadece lafta kalmayacak. Taraflar
2:07
birbirlerine zarar veren eylemlerde
2:09
bulunacak. İşte bu dördü bir araya geldi
2:11
mi tamamdır. Karşınızda bir çatışma var
2:13
demektir. Bu tanımın en güzel yanı ne
2:15
biliyor musunuz? sadece ülkelerarası
2:17
büyük savaşları değil, en basitinden iş
2:20
yerindeki bir anlaşmazlığı ya da iki
2:22
komşu arasındaki bir kavgayı bile analiz
2:24
etmemizi sağlıyor. Yani aslında
2:26
çatışmanın hayatımızın ne kadar içinde
2:28
olduğunu fark ediyoruz. Şimdi geldik
2:31
ayet çantamızdaki en güçlü, belki de en
2:34
göz açıcı araca. Bu ünlü sosyolog Johan
2:37
Galtung'un meşhur modeli şiddetin
2:39
buzdağı. Bu metafor her şeyi
2:42
değiştirecek. Bakın, Galtung'a göre
2:45
bizim haberlerde izlediğimiz,
2:47
gazetelerde okuduğunuz her şey yani
2:48
fiziksel saldırılar, terör, savaşlar
2:51
bunların hepsi buzdağının sadece suyun
2:53
üzerindeki 10 minicik ucu. Galtung buna
2:55
doğrudan şiddet diyor. Yani sorunun en
2:58
bariz, en görünür ama aslında en küçük
3:00
kısmı. Peki suyun altında ne var? İşte
3:03
orada çok daha büyük ve sinsi bir katman
3:06
bizi bekliyor. Yapısal şiddet. Bu ne
3:08
demek? Sistemin kendisine yerleşmiş
3:11
adaletsizlikler demek. Yani kimsenin
3:13
kimseye tek bir tokat bile atmadığı ama
3:16
sistemin, yasaların, ekonomik düzenin
3:18
kendisinin birilerine ezdiği, sömürdüğü,
3:21
geride bıraktığı durumlar. İşte bu
3:23
yapısal şiddet ve en dipte buzdağının o
3:26
her şeyi taşıyan devasa tabanında
3:29
kültürel şiddet yatıyor. Bu diğer iki
3:31
şiddet türünü de besleyen, onları normal
3:34
ve hatta haklı gösteren her türlü inanç,
3:37
tutum ve ideolojidir. Irkçılık,
3:39
cinsiyetçilik, körü körüne bir
3:41
hoşgörüsüzlük. İşte bütün bunlar
3:43
şiddetin filizlenmesi için uygun zemini
3:46
hazırlayan kültürel kodlardır. Ve işin
3:49
harika tarafı şu ki Galung sadece sorunu
3:52
teşhis etmiyor. Aynı zamanda çözüm
3:53
reçetesini de sunuyor. Her şiddet türüne
3:56
karşı farklı bir barış stratejisi
3:58
öneriyor. Mesela doğrudan şiddetli yani
4:00
savaşı durdurmak için ne lazım? Barışı
4:02
koruma gücü yani fiziksel müdahale. Peki
4:05
ya sistemdeki adaletsizliği düzeltmek
4:07
için bunun için barış inşası gerekiyor.
4:09
Yani adil kurumlar, yeni yasalar inşa
4:12
En zoru ise kültürel şiddetle mücadele.
4:15
O da barış yapımı ile mümkün. Yani
4:16
insanların kalplerini ve zihinlerini
4:18
değiştirmekle. Peki tamam bu yapıları
4:22
anladık ama insanları, bireyleri bu
4:24
şiddet sarmalına iten o psikolojik motor
4:27
ne? O ilk kıvılcımı çakan şey ne? İşte
4:30
tam bu noktada üçüncü ve son aracımız
4:32
devreye giriyor. Siyaset bilimci Ted Gar
4:35
diyor ki, "Siyasi şiddetin birincil
4:37
yakıtı tek bir kelimeyle özetlenebilir.
4:40
Hayal kırıklığı. İnsanların isyan
4:42
etmesinin, sokağa dökülmesinin temelinde
4:45
göreli yoksunluk adını verdiği çok güçlü
4:47
bir duygu yatıyor. Ve işte en kritik
4:50
nokta da burası. Gururra göre
4:51
çatışmaları asıl ateşleyen şey
4:53
insanların mutlak yoksulluğu değil. Yani
4:55
sadece aç olmak değil. Asıl mesele
4:58
göreli yoksulluk. Yani bir insanın ben
5:01
bunu hak ediyorum dediği şeyle gerçek
5:03
hayatta eline geçen şey arasındaki o
5:05
devasa uçurum işte o adaletsizlik hissi,
5:08
o derin hayal kırıklığı çatışma
5:10
motorunun marşına basan şeydir. Harika.
5:13
Bu üç güçlü aracı şimdi bir araya
5:15
getirdiğimizde çatışmanın ve özellikle
5:17
de modern savaşların doğasının soğuk
5:19
savaş bittikten sonra nasıl kökten
5:22
değiştiğini çok daha net bir şekilde
5:24
görebiliriz. Eskiden klasik savaş
5:27
tanımında ne vardı? Devletlerin düzenli
5:30
orduları toprak kazanmak için birbiriyle
5:32
savaşırdı. Ama soğuk savaştan sonra
5:35
ortaya çıkan bu yeni savaşlar çok
5:36
farklı. Bunlar artık devletlerin içinde
5:39
kimlikler üzerinden yani etnik ya da
5:41
dini nedenlerle çıkıyor. Savaşanlar da
5:44
düzenli ordular değil. Milisler, paralı
5:47
askerler hatta bazen çocuk askerler. Ve
5:50
en acısı ne biliyor musunuz? Bu yeni
5:52
savaşlarda asıl hedef çoğu zaman
5:54
doğrudan sivillerin kendisi oluyor.
5:57
Özellikle 90'lı yıllarda Sovyetler
5:59
Birliği'nin, Yugostalya'nın dağılmasıyla
6:01
ortaya çıkan o zayıf, kırılgan devletler
6:03
işte bu yeni savaşlar için mükemmel bir
6:05
zemin hazırladılar. Bu da çatışma çözümü
6:07
gibi alanlara olan ihtiyacı hiç olmadığı
6:09
kadar hayati ve acil bir hale getirdi.
6:12
Evet, artık bu adet çantası sizin de
6:14
elinizde. O zaman size son bir soru. Bu
6:16
akşam haberleri izlerken ya da sosyal
6:19
medyada bir tartışmaya denk geldiğinizde
6:21
bir anlığına durun ve kendinize sorun.
6:23
Ben burada buzdağının sadece ucunu mu
6:25
görüyorum? O gördüğüm manşetin altında
6:28
suyun derinliklerinde hangi yapısal
6:30
adaletsizlikler, hangi kültürel kodlar
6:32
gizleniyor olabilir? İnanın bana bu
6:34
araçlarla dünyaya bakmaya başladığınızda
6:37
gördüğünüz hiçbir şey eskisi gibi