Auzef Çağdaş Sosyoloji Teorileri 2025-2026 Vize Soruları
https://lolonolo.com/2026/05/01/cagdas-sosyoloji-teorileri-2025-2026-vize-sorulari/
https://lolonolo.com
Show More Show Less View Video Transcript
0:00
Selamlar. O kalın göz korkutan sosyoloji
0:03
kitaplarını bir kenara bırakın. Çünkü
0:05
bugün o karmaşık vize konularını alıp
0:07
tıkır tıkır işleyen görsel bir baş ucu
0:09
rehberine dönüştürüyoruz. Biliyorum
0:11
çağdaş sosyoloji teorileri ilk bakışla
0:14
içinde boğulacakmışsınız gibi
0:15
hissettiren devasa bir kavramlar
0:17
okyanusu. Ama hiç merak etmeyin bugün
0:20
enerjimizi çok yüksek tutuyoruz. O yoğun
0:22
akademik metinlerin arasından sıyrılıp
0:24
tam olarak neyi bilmeniz gerektiğini
0:26
hafızanıza kazınacak netlikte ortaya
0:28
koyacağız. taşlar sonunda tam anlamıyla
0:30
yerine oturacak. Başlamadan önce her
0:32
şeyin temelindeki o büyük soruyu sormak
0:34
istiyorum. Toplum mu bireyi
0:36
şekillendiriyor yoksa birey mi toplumu?
0:38
Gerçekten sosyolojinin kutsal kasesi bu
0:41
diyebiliriz. Bugün çözeceğimiz asıl
0:43
bulmaca tam olarak bu. Bazen bir uydu
0:45
kamerasıyla uzaydan topluma bakarak,
0:48
bazen de doğrudan sokağa inip insan
0:49
davranışını mercek altına alarak bu
0:51
sorunun peşine düşeceğiz. Peki rotamızda
0:54
neler var? Hızlıca bakalım. Önce makro
0:57
ve mikro teoriler, sonra toplumsal düzen
1:00
ve çatışma, ardından gündelik hayatın
1:02
tiyatrosu ve son olarak gerçekliğin
1:05
toplumsal inşası. Hazırsanız hemen
1:08
dalalım. 1inci bölüm, makro ve mikro
1:11
teoriler. Kameramızı en tepeye,
1:13
yörüngeye yerleştiriyoruz. Şimdi
1:16
sosyolojide meseleyi kavramak için
1:17
kullandığımız iki ana merceğimiz var.
1:20
Tamam mı? Makro teoriler tıpkı yapısal
1:22
işlevselcilik gibi tamamen o büyük resme
1:24
odaklanır. Devletler, kurumlar, devasa
1:27
toplumsal sınıflar yani bildiğiniz uydu
1:29
görüntüsü. Mikro teorilerse örneğin
1:32
sembolik etkileşimcilik o koca yapıları
1:34
bir kenara bırakır ve kamerayı sokağa
1:35
indirir. Yüz yüze ilişkilere, doğrudan
1:37
gündelik hayata ve bireylere odaklanır.
1:40
Makromercekten baktığımızda yapısal
1:43
işlevselcilik toplumu dev bir canlı
1:45
organizma gibi görür. Her parça
1:47
birbiriyle uyum içinde tıkır tıkır
1:49
işler. Burada bilmeniz gereken üç dev
1:52
isim var. Emil Durkheim. İş bölümü,
1:54
dayanışma ve o meşhur intihar
1:56
çalışmasındaki metodolojisiyle işin
1:58
kurucusu zaten. Sonra Talcot Parsons
2:01
geliyor. Onun bütün dünyası toplumsal
2:03
sistem etrafında dönüyor. Ve Robert
2:05
Merton. Bakın Merton bizim için
2:07
özellikle çok kritik. Mertan'ın anomi
2:10
kavramı, sınavlarda karşınıza çıkma
2:12
ihtimali kelimenin tam anlamıyla %100
2:14
olan bir konu. Şöyle düşünün. Toplum
2:17
size sürekli başarılı ol, zengin ol diye
2:20
kültürel hedefler koyuyor. Peki ya
2:22
sistem bu hedeflere ulaşmanız için size
2:25
yasal yani meşru yollar sunmazsa ne
2:28
olur? İnsanlar kuralları yıkmaya başlar,
2:31
kaos doğar. İşte o devasa makine arıza
2:34
yaptığında bireylerin düştüğü bu
2:36
kuralsızlık ve boşluk hissine anomi
2:38
diyoruz. İkinci bölüm: Toplumsal düzen
2:40
ve çatışma. Yörüngedeki kameramızı o
2:44
tıkır tıkır işleyen makineden alıp
2:46
kıyası rekabetin yaşandığı bir savaş
2:48
alanına çeviriyoruz. Makro çatışma
2:50
dünyasına tamamen tarafsız bir gözle
2:53
baktığımızda iki farklı tablo çıkar
2:55
karşımıza. Carl Marx her şeyin temelinde
2:58
ekonominin ve mülkiyetin yattığını,
3:00
sınıflararası devrimin de mecburi
3:02
olduğunu savunuyordu. Ralph Dehrendorf
3:04
ise aslında Marx'ı alıp 20. yüzyıla
3:07
kendi deyimiyle postkapitalist topluma
3:09
güncelliyor. Dehrendorf bütün o devasa
3:12
çatışmaları tek bir şeye yani ekonomiye
3:15
bağlamaya kesinlikle karşı çıkıyor. Onun
3:17
teorisinde Marx'ın ekonomi kurumunun
3:19
tahtına artık otorite ilişkilerini
3:21
barındıran siyaset kurumu oturuyor.
3:24
Geldik 3. bölüme. Gündelik hayatın
3:26
tiyatrosu. Kamerayı yörüngeden alıyoruz
3:29
ve tam sokağın ortasına, insanların
3:31
yanına indiriyoruz. Mikrososyolojinin
3:33
kalesi, sembolik etkileşimciliğe hoş
3:35
geldiniz. Burada devletler, makro
3:38
kurumlar yok. Sadece biz varız. Psikolog
3:40
CH'nin o inanılmaz etkileyici ayna
3:43
benlik metaforu tam bu noktada parlıyor.
3:46
Cool diyor ki aslında biz kendimizi
3:49
tamamen başkalarının gözünden gördüğümüz
3:51
şekliyle inşa ederiz. Yani etrafımızdaki
3:54
diğer insanlar bizim kim olduğumuzu bize
3:56
yansıtan kocaman canlı bir aynadan başka
3:58
bir şey değil. Peki bu ayna karşısında
4:02
nasıl duracağımızı, toplumun kurallarını
4:04
nasıl öğreniyoruz? doğuştan gelmiyor
4:07
elbette. GH ME'in de üzerinde durduğu
4:09
gibi biz bu öğrenme sürecine
4:11
toplumsallaşma diyoruz. İşin sırrı iki
4:14
adımda. Birinci adım çocukken ailemizden
4:17
aldığımız temel eğitim yani birincil
4:19
toplumsallaşma. İkinci adımsa çok
4:22
dinamik. Yetişkinliğe adım atıp yeni bir
4:24
işe ya da örneğin üniversiteye
4:26
başladığınızda edindiğiniz yeni rolleri
4:28
öğrenme süreciniz. Buna da talih yani
4:30
ikincil toplumsallaşma diyoruz. Benim bu
4:33
konularda en sevdiğim kısımlardan biri
4:35
kesinlikle Erwin Goffman ve onun
4:36
dramaturji yaklaşımı. Goffman hayatı
4:39
kelimenin tam anlamıyla bir tiyatro
4:41
sahnesi olarak görüyor. Belli bir
4:43
seyirci önünde onların üzerinde etki
4:45
bırakmak için yaptığımız her şey, her
4:47
konuşma, mimiklerimiz hatta şu anki
4:49
kıyafetimiz bile tamamen bir performans.
4:52
Hepimiz her Allah'ın günü bu toplum
4:54
sahnesinde bize öğretilen o rolleri
4:56
oynuyoruz. Hatta bir düşünün. Benim şu
4:58
an size bu konuları böyle enerjik bir
5:00
şekilde anlatmam bile harika kurgulanmış
5:03
bir performans değil mi? Hazır Goffman
5:05
demişken asıl ilginç olan ve sınavlarda
5:07
klasik bir tuzak olarak karşınıza
5:09
çıkacak şu total kurumlar kavramına çok
5:12
dikkat edelim. Hapishaneler, akıl
5:14
hastaneleri veya yatılı okullar yani
5:16
bütün hayatınızın kapalı kapılar ardında
5:19
tek bir otorite tarafından saniye saniye
5:21
yönetildiği yerler. Bunlar total
5:23
kurumlardır. Peki ya üniversite öğrenci
5:25
yurtları? Kesinlikle hayır. Kaynağımız
5:28
açıkça belirtiyor. Üniversite
5:30
yurtlarında belirli bir kişisel özgürlük
5:32
alanınız olduğu için orası total bir
5:34
kurum sayılamaz. Bu ayrımı mutlaka
5:36
cebinize koyun. Ve son durağımız 4.
5:39
bölüm. Gerçekliğin toplumsal inşası.
5:41
İşin inşaat alanına giriyoruz. Makro ile
5:44
mikroyu birleştirme vakti. İşte
5:46
fenomenolojinin yani görüngü bilimin o
5:49
muazzam entelektüel evrimi. Bakın fikir
5:51
nasıl olgunlaşıyor. Önce Alman filozof
5:54
Hussel felsefede bu işin temelini
5:56
atıyor. Ardından Weber sahneye çıkıp
5:59
insanların eylemlerine yükledikleri
6:01
anlama odaklanıyor. En sonunda Alfred
6:03
Schulz Weber'in teorisindeki o öznel
6:05
deneyim eksikliklerini fark ediyor, o
6:07
boşlukları dolduruyor ve felsefi bir
6:10
fikri sosyolojik bir silaha yani sosyal
6:12
fenomenolojiye dönüştürüyor. Çok net bir
6:14
zincir. Tam burada size çok gündelik
6:17
basit bir soru sormak istiyorum. Bizler
6:19
sokakta yürürken ya da market kasasında
6:21
beklerken o inanılmaz düzeni nasıl
6:23
sağlıyoruz? Hiç çarpışmadan akıp gitmek,
6:26
sessizce o sırayı bozmamak. Hani çok
6:28
otomatik, çok sıradanmış gibi geliyor
6:30
değil mi? Ama aslında arka planda
6:32
efsanevi bir sosyolojik mekanizma
6:34
işliyor. İşte o mekanizmanın bilimsel
6:36
adı etnometodoloji. Harold Garfinkle
6:39
tarafından kurulan bu teori biz sıradan
6:41
insanların gündelik hayattaki o düzeni
6:43
korumak için kullandığı pratik
6:45
yöntemleri ve teknikleri inceler. Yani
6:47
sırada öylece uslu uslu beklemek basit
6:49
bir tesadüf falan değil. Hepimizin her
6:51
gün ustalıkla icra ettiği çok ciddi, çok
6:54
sistematik bir sosyolojik iş.
6:56
Düşünsenize farkında bile olmadan
6:58
aslında hepimiz birer düzen sağlama
7:00
uzmanıyız. Bütün bu fenomenolojik
7:02
kökleri toparlayan Berger ve Lakman, o
7:05
meşhur gerçekliğin toplumsal inşasıyla
7:07
tartışmaya son noktayı koyuyor. Diyorlar
7:09
ki o yıkılmaz, kas katı, değişmez
7:12
sandığımız koskoca makro kurumların,
7:14
devletlerin, yasaların temelinde yatan
7:16
tek bir yapı taşı var. Bilgi. Ama yanlış
7:19
anlamayın. Ansiklopedilerden falan
7:21
bahsetmiyoruz. bireylerin kendi
7:23
aralarında anlaştığı, paylaştığı o
7:25
sıradan gündelik hayat bilgisi, o devasa
7:28
makro yapıları ayakta tutan yegane şey
7:31
sizin, benim, hepimizin her gün bu
7:33
bilgiyi yaşaması ve durmadan uygulaması.
7:36
Hadi şimdi bütün parçaları tek bir
7:38
çerçevede birleştirelim. Makro teoriler
7:40
ne yapıyordu? o dev yapılara bakıp
7:43
toplumu tıkır tıkır çalışan bir
7:45
organizma ya da bir savaş alanı olarak
7:47
görüyordu. Mikroteoriler sokağa inip
7:49
doğrudan gündelik etkileşimlerimizi o
7:52
oynadığımız tiyatro rollerini
7:53
inceliyordu. Fenomenoloji ve gerçekliğin
7:56
inşası isa bize en büyük sırrı veriyor.
7:59
O devasa makro yapıları var eden şey
8:01
aslında bizim her Allah'ın günü
8:03
gerçekleştirdiğimiz sıradan mikro
8:05
etkileşimlerimizden başka bir şey değil.
8:07
Bu rehberimizin sonuna gelirken sizi çok
8:09
çarpıcı ufak bir düşünce deneyiyle başa
8:12
bırakmak istiyorum. Bir dahaki sefere
8:14
markette ya da otobüs duranda sıra
8:16
beklerken şöyle bir durun ve kendinize
8:19
şunu sorun. Şu an sadece basit bir
8:21
kurala mı uyuyorsunuz yoksa tam da o
8:24
anki duruşunuzla devasa toplumu kendi
8:26
ellerinizle aktif bir şekilde yeniden mi
8:28
inşa ediyorsunuz? Bu incelemede benimle
8:31
birlikte olduğunuz için çok teşekkürler.
8:33
Umarım o karmaşık sosyolojik teoriler
8:35
artık zihninizde net bir şekilde yerine
8:37
oturmuştur. Hem sınavlarınızda hem de
8:40
toplumu anlama yolculuğunuzda hepinize
8:41
bol şans dilerim. Görüşmek üzere.
#Jobs & Education

